Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

15 Temmuz gecesi ülkemiz, ‘çok korkunç son’a varacak bir musibeti yaşamıştır. Fethullahçı teröristler ile belli ki bazı ‘kariyerist cuntacı’lar bir olup tarihin gördüğü en alçak saldırıyı yaptılar. Bir kere FETÖ’cü, asker kılığındaki kişilere ‘darbecicuntacı’ denmesi bile biraz hafif gibi geliyor bana. Bunlar açıkça teröristtir. Bu teröristlerle; yanlarında bulunan, fırsatçılık yapan; FETÖ’ye ait değilse de onlarla hareket eden hainler bir işgal girişimine soyundular. Sonuçta bu vatan hainleri hak ettikleri cezalara çarptırılacaklardır.

Bu musibetten çıkan dersler de olduğunu düşünüyorum.

En başta Türkiye’nin büyük bir ülke ve devlet olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Libya, Mısır gibi, Suriye gibi olmamıştır. Hem teröristleri hem de arkasındaki ABD orijinli bir takım oluşumları sahada mağlup etmiştir. En az bin yıllık devlet geleneği; 100 yıllık kurumları ve en önemlisi vatansever devlet görevlileri ile bu lanet olasıca coğrafyadaki tek doğru dürüst ülke olduğunu göstermiştir. Başta TSK’nın vatanperver subayları; en önde kara kuvvetleri ve dahi özel kuvvetler komutanlığı ile emniyet teşkilatı büyük bir zafer kazanmıştır. Elbette sokağa çıkıp terörist kalkışmaya ‘dur’ diyen milletimiz; bu savaşın en büyük kazananıdır. Bu ‘güçler birliği’ sadece teröristleri ve arkasındaki dış güçleri ‘tokatlamakla’ kalmamış; hem ‘Ebedi Başkomutan’ın mirası olan cumhuriyetimizi; hem de mevcut başkomutanın şahsında devlet ve hükümeti kurtarmıştır.

Gazi Meclis’in tüm unsurları ile milli bir meclis görüntüsü vermesi, Sayın Başbakan’ın olağanüstü birleştirici, harika açıklamaları da gelecek için ümitlerimizi canlı ve diri tutmuştur. Hakikaten Sayın Cumhurbaşkanı ve Başkomutan’ın söylediği gibi bir olursak, diri olursak ve hep birlikte Türkiye olmayı başarırsak bir daha bu tür teşebbüse kalkışmak isteyenler de azalarak yok olacaklardır. Bu vesile ile ‘Osmanlıcılık Hülyaları’nı acilen bırakmamız ve vizörümüzü lanet olası Orta Doğu’dan, yeniden ‘Muassır Medeniyetler’e doğru çevirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kuruluş ayarlarımıza dönme zamanıdır. Bir dönem sürekli ‘tü kaka ilan edilen’ milliyetçilik, cumhuriyetçilik ve Atatürkçülüğün de kimler tarafından lanetlendiği de anlaşılmıştır sanırım. Birbirimizi sevmek zorunda değiliz. Ama marjinal uçlar hariç hepimiz ancak bir olursak ve hakikaten diri olursak güçlü bir ülke içinde ortak bir geleceğe doğru yürüyebiliriz. Bari bu kez tam olarak anlayalım. Teröristler eliyle yapılmaya çalışılan işgale karşı destansı direniş esnasında şehit olan güvenlik güçlerimize, vatandaşlarımıza rahmet diliyorum.

İLK KURŞUNU ATANLAR AZİZ YILDIRIM VE F.BAHÇELİLER

Gülen, bugünkü gibi idamı istenen terör örgütü lideri değil; ‘Muhterem Hocaefendi’ iken kendisi ve organizasyonuna karşı ilk direniş Aziz Yıldırım ve Fenerbahçeliler’den geldi. Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü olan Fenerbahçeliler; FETÖ’cü dolu emniyete karşı, Çağlayan’da da Silivri’de de direniş sergilediler. Bana göre sıradan halk algısında “FETÖ’nün karmaşık ve ezoteriz bir yapılanması olabileceği şüphesi”, 3 Temmuz sonrasında ortaya çıktı. Yapının ilk darbeyi aldığı yer de yine 3 Temmuz sonrasıdır. Bu açıdan eğer bu yaşadığımız süreç bir İkinci Kurtuluş Savaşı ise bu sürecin Hasan Tahsin’i Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe taraftarlarıdır. Aziz Yıldırım ise sürekli bu yapının çok daha derin olduğunu, buzdağının görünen kısmından çok daha büyük olduğunu ifade ediyordu.

Ben kendisinin başkanlık performansını eleştiriyorum, eleştireceğim de. Burası ayrı bir konu. Ama Sezar’ın hakkı Sezar’a, Aziz Yıldırım’ın da hakkı kendisine... Aziz Bey bu yapının nerelere kadar, ne denli uzanabileceğini bilerek, kamuoyuna ilk söyleyen isimdi.

Şikenin gerçekten yapılıp yapılmadığı tartışmaları bir yana, Aziz Bey’in o günlerde dikkat çektiği hususlar bugün ortaya çıkıyor. İtiraf edeyim, Aziz Bey’in sıkıştığında sarıldığı bir unsur olarak gördüğüm tespitlerindeki haklılık bugün ortaya çıkıyor.

12 MAYIS 2012 VE SÜRMENE’DEKİ SUİKAST GİRİŞİMİ DE ARAŞTIRILMALI

Süper Final’de o gün F.Bahçe stadında şampiyon olan G.Saray’a karşı en ufak tepki yokken; hatta Fener taraftarı şampiyonluğu kaptıran oyuncularını alkışlarken kapıları kapatıp her yere, hatta locaların içine dahi uzun namlulu tüfekleri ile gaz sıkan polislerin FETÖ’cü olduklarına artık şüphem yok. Fenerli taraftarlardan intikam almak istediler belki de... Şimdi sırası değil belki ama o günkü polis tavrı da Nisan 2015’teki Rize-Trabzon yolunda yapılan otobüse suikast girişimi de araştırılmalı.