Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

Bir yandan heykel üretimine de devam eden sanatçı, AA muhabirine sanat yaklaşımını, göç hikayesini ve gerçekleştirmek istediği hayalleri anlattı.

Halep'te başladığı Fethi Mohammad Plastik Sanatlar Enstitüsündeki heykeltıraşlık eğitimini 2002'de dereceyle bitirdiğini aktaran Teet, ilk kişisel sergisini 2006'da Halep'teki Hancı Resim Galerisinde açtığını belirtti. Başarılı sanatçı, eğitiminin ardından Şam, Rakka, Halep ve Deyrizor şehirlerinde çeşitli sergilerle sanatsal faaliyetlere katıldığını ifade etti.

- "Çalışmalarım, temiz bir ülkede dökülen tertemiz kanı tarihe kaydetmekte"

Mustafa Teet, küçüklüğünden beri heykel ve resme büyük ilgi duyduğunu belirterek, "Ailem ve özellikle annem beni buna teşvik ediyordu. Annem iğne, iplikle dikiş-nakış yapardı, ben de onu izlerdim. Bu da beni bu alanda bir şeyler yapmaya teşvik ediyordu. Yetişkin çağa gelip resim ve heykelin ne anlama geldiğini öğrenmeye başladığımda annemin sanatından çok istifade ettim." dedi.

Suriye'de savaş başlayınca doğal olarak ülkedeki tüm sanatsal faaliyetlerin durduğunun altını çizen Teet, şunları söyledi:

"Savaş öncesi, Suriye'de sanatçılar, şairler, edebiyatçılar için latif, güzel bir ortam ve atmosfer vardı. Burada çeşitli kültürlerden sanatçılar üretimlerini sürdürüyorlardı. Zor ve sıkıntılı zamanlarda, özellikle sanatçılar etraflarında gördüklerini sanatlarıyla dışa vurur. Benim de zihnimde hala Suriye'de meydana getirilen kan ve yıkımın fotoğrafları var. Sonuçta bir insanlık dramı ve yıkım yaşandı. Çok kişiyi öldürdüler. Bu görüntüler, özellikle yıkım ve kan görüntüleri zihnimden asla ama asla silinmiyor. Çocukların öldürülmesi, evlerin, camilerin, tarihi ve güzel mekanların yıkımı, bütün bunlar, bende bir sanatçı olarak büyük bir etki bıraktı. Ben de zihnime takılı kalan bu görüntülerden bazılarını çalışmalarıma yansıttım. Çalışmalarım savaş döneminin tarihsel sürecini yansıtmakta, temiz bir ülkede, sebepsiz yere dökülen tertemiz kanı tarihe kaydetmektedir."

- "Yıkılmış şeyleri inşa edince mutlu oluyorum"

Mustafa Teet, Türkiye'ye ilk geldiğinde, hediyelik eşya üreten firmalara çeşitli hediye tasarımları yaparak geçimini sağladığını dile getirerek, daha sonra ise İstanbul'daki antika piyasasını keşfettiğini aktardı.

Halep'te de antika üzerine çalıştığını sözlerine ekleyen sanatçı, "İstanbul'da bu piyasayı araştırdım ve antikaya büyük bir ilgi olduğunu, antika pazarının geniş olduğunu keşfettim. Burada 500'den fazla antika parçasını restore ettim. Miadı dolmuş bir şeyi tekrar hayata döndürdüğümde büyük bir sevinç hissediyor ve rahatlıyorum. Bu beni teşvik ediyor. Yıkılmış bir şeyi yeniden ve şık bir şekilde inşa edince mutlu oluyorum." diye konuştu.

Teet, bir heykeltıraşın aynı zamanda ressam olması gerektiğine değinerek, "Ben önce üzerinde çalışacağım projeyi kağıda çiziyor, son şeklini veriyorum. Daha sonra onu heykel haline getiriyorum. Heykel, toplumdaki her sınıftan bireyin okuyabileceği bir eserdir. Kültürlü ya da okuryazar olmayan biri, hangi dili konuşursa konuşsun heykeli anlayabilir. Ben de bu aşamada, yaşadığım insani durumları tasvir etmeye çalışıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Heykeltıraşlık konusunda pek çok umudu ve hedefi olduğunun altını çizen Teet, "Hayalim Üsküdar sahiline Fatih Sultan Mehmed'in heykelini yapabilmek. Bunu gerçekleştirmek için Allah'a dua ediyorum." dedi.

- "Hayalim, Arap sanatçıları bir araya getirerek bu kadim şehri uluslararası kültür merkezi yapmak"

Mustafa Teet, Türkiye'de pek çok sanatçı arkadaş edindiğini ve onlarla beraber Şam Heykeltıraşlar Derneğini kurduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Burada 13 sergi ve yetim çocuklar için 5 heykel atölyesi düzenledik. Şu anda da Turan Kışlakçı Bey ile iş birliği içinde İstanbul'un dünya genelinde Arap sanatçıları için bir merkez olması adına çalışıyoruz. Hayallerimden bir diğeri de Arap sanatçıları bir araya getirerek bu kadim şehri bir uluslararası kültür merkezi yapmak. Bu tarih ve sanat şehri İstanbul'un, sanatçıların eserlerini, umutlarını ve hedeflerini anlatan ümmetin sanat şehri haline gelmesi için gayret ediyorum."

Üsküdar'da komşuları ve esnaf dostlarıyla mutlu bir hayat yaşadığına işaret eden Teet, "Ben, Türkiye'ye göç etmiş bir Suriye vatandaşı olarak bize ev sahipliği yapan Türkiye'ye ve Türk milletine, muhacir ve yaralı Suriye halkına sunduklarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Burada kardeşlerimiz ve ailemiz olan Türkler tarafından çok iyi karşılandık. Burayı ikinci vatan olarak gördük ve kendimizi Türk kardeşlerimizin arasında güvende hissettik." ifadelerini kullandı.