Başlıktaki soru geniş yelpazeli oldu. Ancak okuyunca merakımı anlayacaksınız.

Geçen hafta ülkemizin önemli projelerinde imzası olan büyük bir gurubun zirvesinden misafir ağırlıyorum. Sohbetimiz bir yerde kahveye geldi. Çeşitli kahve markaları, yapma ve sunma şekillerini konuştuk. Ancak konuğumun, dünyaca ünlü İtalyan bir kahve markasının patronuna, Türk Kahvesi ikram hikayesi kafama çıkmamak üzere yerleşti. Yaşanmış bir hikaye için buyurun;

İstanbul'u ziyaret eden İtalyan patrona, ‘Sana Türk Kahvesi ikram edeyim de gerçek kahve nasıl olurmuş bir tat, bir gör' dedim.

"Türk Kahvesi" hazırlattım.

Kahve uzmanı İtalyan patron kahvesini içtikten sonra düşüncesini merak ederek, sordum;

Nasıl?

‘Yanlış anlama ama çok kötü kahve çekirdeklerinden yapılmış.'

Türk Kahvesi bizim için değerli, bize özgü çok eski bir tat. Batı kahve bilmezken, keşfetmişiz. Ama daha yukarılara çıkarmak, kalitesini ve algısını yükseltmek için pek fazla bir şey yapmamışız.

Evet, ülkemizde çok sayıda şirket, sağdan soldan topladıkları kahve çekirdeklerini karıştırıp, kavuruyor, sonra öğütüp pakete koyup, pazarlıyor. Türk Kahvesi olarak paketleme yapan markalar var ama bu işe kafa yoran kalitesini yükseltmeye çalışan kahve çekirdeklerini bölgesine, aromasına, tadına göre araştırıp bunlara pakete yazacak aşamaya gelen maalesef yok. İtalyan patronun dikkat çektiği gibi kalitesiz çekirdeklerle, maliyet bazlı pazarlama var.

Son yıllarda Türk Kahvesi  pişiren makineler geliştirildi. Hem de çok sayıda. Bakalım kahve çekirdeklerini de dikkate alarak Türk Kahvesi'ni kim bir adım öteye taşıyacak?

Güntay Şimşek'in yazısının tamamını okumak için tıklayınız