Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Serdar TURGUT/GAZETE HABERTÜRK-PAZAR

Şu an çok fazla okuyucusu bulunmasa da benim için büyük olan bu yazarı durup dururken neden anlatmaya giriştiğimi merak edebilirsiniz.

Aslında amacım, Recep İvedik karakteri üzerine birkaç söz söylemek.

Fakat tam da Recep İvedik hakkında değil söyleyeceklerim.

Daha çok, onu severek seyretmelerine rağmen bunu itiraf etmekten korkan, sinemada severek seyrettikleri bir karakterin kendi kişiliklerini yansıtır hale geleceğinden çekinen insanlar hakkında bir şeyler söylemek istiyorum.

Neden genelde klasik müzik dinleyen, ciddi kitaplar okuyan insanlar kendilerini kasmadan bir defalık da olsa, “Bugün de Recep İvedik filmi izleyerek güleceğim” diyemiyorlar, asıl uğraşmak istediğim konu bu.

Bazı kişilerin niye kendi duygularından, zevk aldıkları konulardan korkar hale gelebildiklerini ve “Recep İvedik’i seviyorum” itirafının neden illa da bir kalitesizlik göstergesi olarak konumlandırılmaya çalışıldığını anlamaya çalışıyorum.

Açıkça söylemeliyim ki, ben bu tür kendini kasan, ciddi ve kaliteli görünmeye çalışan insanlara acıyorum.

Onlara zerre kadar saygı duymuyorum. Ve “İzlemiyorum” dedikleri filmi de gizli bir şekilde izleyen zavallılar olduklarını düşünüyorum.

Gelelim Daphne du Maurier bağlantısına...

Stephen King’in, “Her popüler ve okunur olmaya hevesli yazar, onun eserlerini mutlaka iyi incelemeli” dediği Daphne du Maurier, yıllardır okunan ve Alfred Hitchcock tarafından filmi de yapılan “Rebecca” gibi popüler romanlar yazdığı halde, okuyucu kitlesi ve eleştirmenlerin onun tüm eserleri hakkında rahatsızlık hissettiği de biliniyor.

Bunun nedeni de şu: Daphne du Maurier, romanlarını okuyucularına bilinçli bir şekilde rahatsızlık vermek için kurguluyor.

Örneğin, karısını öldüren bir katile sempati duymamıza yol açacak kurgular yapıyor.

Ve bizi ittiği bu durum nedeniyle belki kendimizden nefret ediyoruz ve yazara da agresif reaksiyon gösterebiliyoruz.

Bunun Recep İvedik karakteriyle paralelliğini görebiliyorsunuz değil mi?

Recep İvedik de çok açıkça oluşturduğu karakterin abartılı ve göze soka soka itici olması üzerine kurulmuş bir film durumunda.

İtici karakterin, özellikle abartılı hareketler ve sözlerle komik olması planlanmış

. Global anlamda da “Borat” karakterinin filmlerde yarattığı “edgier comedy” türünün başarılı bir temsilcisi Recep İvedik karakteri.

Daphne du Maurier’e olduğu gibi Recep İvedik’e de abartılı ve agresif reaksiyon gösterenler, açıkçası kendi içerinde bastırılmış bir şekilde var olan “hırt”ın canlandırılmasına kızıyorlar ve bunun korkusundan kasılıp kalıyorlar.

Bu tür küçük burjuva kalitesizlikleri hali de hayli bıktırıcı tabii