Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ece ULUSUM / GAZETE HABERTÜRK

İstanbul’un açık havada müzikli, atölyeli festival siftahını %100 Music Presents: Parkfest ile sonunda yapıyoruz! Geçen yıl 8 binden fazla kişinin gittiği festival, bu yıl 15 Mayıs’ta KüçükÇiftlik Park’ta. İki hafta var diye derin bir nefes aldınız ama biletler bitti bitecek... Sahneye çıkacak isimleri sayalım. Kanye West ve Missy Elliot ile müzik yapan ABD’li rap’çi ve söz yazarı Azealia Banks, bizi nasıl dans ettireceğini iyi bilen Riff Cohen, son günlerin favori Fransız şarkıcısı Jain, Hey Douglas ve Gökçe Kılınçer. Line up’taki isimler müzikseverlerden daha heyecanlı. Hazır az kalmışken festivalin ithal şarkıcıları sorularımızı yanıtladı.

AZEALIA BANKS Mükemmel bir şov olacak

Performanslarınızı izliyorum da sanki siz müzik yapmıyor da müzik için yaşıyor gibisiniz. Dostlarınız da “Müzikten başka bir şeyi gözü görmüyor” diyor. Öyle mi?

Müzik bana göre iş değil, eğlence. Onun sayesinde dünyadaki her şeyi unutup mutlu yaşayabiliyorum. Yaptığım müziğin içinde nostalji, melankoli ve enerji var. Enerji diyorum ama hiç yeterli zamanım olmuyor. Bir sürü harika fikrim var ama arada sırada uyumak da gerek. Hatta sahneye çıkmadan önce şarjımı doldurmak için 2 saat uyumaya çalışıyorum. İstanbul’da da öyle olacak galiba. 

Parçalarınızın altındaki ilham nedir?

Zaman. Hayat tecrübesi sanatım ve ruhum için en etkili şey... 

İstanbul’a geliyorsunuz, sonunda!

Kesinlikle evet. İstanbul’un çok güzel bir şehir olduğunu biliyorum, mimarisi de çok etkileyici. Sonunda dünyanın bu tarafındaki hayranlarımla buluşacağım için çok mutluyum. Eminim mükemmel bir şov olacak. 

Festivaller hızlı geçer, sonrasında neler olacak?

Yeni mixtape’im SLAY-Z yayınlandı. Fantasea The Second Wave albümünün yeni bir versiyonu ve bir kitap üzerinde çalışıyorum. Lionsgate için Coco ile birlikte yaptığım, baharda çıkacak bir film ve tonla başka heyecanlı şey var.

RIFF COHeN Birbirimizi tanıyor gibiyiz

Sizi iki kez sahnede izledim. Her telden çalıyorsunuz. Yaptığınız müziği nasıl tarif ederdiniz?

Müzik en iyi eğlence yolu. Hatta hayatımın bazı dönemlerinde destekçi bir ruh... Bu yüzden yaptığım müziği tarif etmek zor. Duygunun her tonu diyebilirim. Daha denemem gereken birçok türde şarkı var. 

Bu duygunun her tonu nereden geliyor?

Björk’ün yaratıcılığı ve görsel biçimlerde kendini ifade etme şeklinden etkileniyorum. İşlerim daha Akdeniz müziği, basit ve sofistike değil. Bir de ruhani olmayı seviyorum. Öfkeden uzak durmaya ve öfkeli adamın gözüne bakmamaya çalışıyorum. Ruh korumamız gereken bir şey. Gözlerde gördüklerime de önem veririm. Eğer ruhunu ürkütürsen, şarkı sözlerin ve kompozisyonların da ürkünç olur.

İstanbul’a çok sık geliyorsunuz. Hep sevdiğinizi de söylersiniz. Ne yakaladınız bu şehirde?

Tepeli bir şehir olmasını sevdim, Tel Aviv gibi düz bir şehir değil. Birçok kuş, sahil ve balıkları var! Her şeyin bir karışımı ve Ortadoğu’nun özgürlüğü, farklı dinden insanlar aynı sokaklarda ve konserlerde görülebiliyor.

Özellikle de sizin konserlerinizde...

Türkiye’de sevilmek benim için büyük bir başarı. Bence bu karşılıklı anlayış ve sevginin ürünü. Sanki daha önceden birbirimizi tanıyor gibiyiz... Mayısta tekrar İstanbul’a geleceğim. Yeni bir konser!

JAIN Büyük günü heyecanla bekliyorum

“Müzik her şeyim. Güne başladığım andan bitene kadar dibimde... Bütün tarzları dinlerim; Otis Redding, Youssou N’Dour, Miriam Makeba, Nina Simone, Damon Albarn, Daft Punk... Bir de insanlara dans ettirmeyi seviyorum. Ondan kalabalığa girmeden önce yani sahneye çıkmadan önce 20 dakika yalnız başıma otururum, sadece siyah ve beyaz renklerde elbisemi giyerim. Geçen yıl 10 günlüğüne İstanbul’a gelmiştim, mükemmeldi! Şehrinize bayıldım. Samimi dar sokaklarında çay içmek çok keyifliydi. Geri dönmek için sabırsızlanıyorum. Büyük günü heyecanla bekliyorum. Bu maceranın bir parçası olduğum için çok mutluyum.”