Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Sema EREREN/HT PAZAR

Japon kimono terzisinin kızı Misao Okawa’nın hayattaki tek tutkusu yemek yemekti. Bağımlısı olduğu sushi ve udon noodle’ı yemeği bıraktıktan 10 gün sonra dünyanın en yaşlı kadını olarak 117’sinde öldü. Eşinden tam 84 yıl fazla yaşadı ama hayatı kendisine epey kısa gelmişti. Okawa’nın ölümü 116’ncı doğum gününde kendisine kutlama mektubu gönderen Barack Obama’yı 117’nci yaş günü partisine davet eden Amerikalı Gertrude Weaver’a yaradı. Uzun süredir beklediği ‘Dünyanın en yaşlı kişisi’ unvanına sahip olmuş ancak keyfini 6 gün sürebilmiş, hayata gözlerini yummuştu.



1950’lerde 100 yaşını geçkin kişi sayısı 2 binken günümüzde 350 bine yakın. 21’inci yüzyıl sonlarına doğruysa 6 milyonu bulacak. Uzun ömrün sırlarını arayan bilim insanları sınır tanımıyor. Diyetlerden tutun da yaşlanmayı kontrol eden genleri bloke etmeye kadar her yol deneniyor. İşi iyice abartanlar var. Cambridge araştırmacısı Aubrey de Grey’e göre yaşlanma tedavi edilebilir bir hastalık ve bu hastalığı yenersek 1000 yaşına kadar yaşayabiliriz. “150 Yıl Yaşayabiliriz” kitabının yazarı Prof. Mikhail Tombak’a göreyse 150 yıl yaşamak hayal değil. Profesör “İnsan bedeni büyük bir enerji sistemi ve bu enerji sürekli değişip dönüşür, hücrelerimiz yenilenir. Öncelikle zihnimizden başlayarak, kendi kendimizin yaşam süresini kısıtlıyor, gerçek kapasitemizi kullanamıyoruz” diyor ve ekliyor: “Doğru nefes alın, sıcaksoğuk duş alın, bedeninizin iç temizliğine önem verin, hücrelerinizdeki suyla aynı olan erimiş buzdan elde edilen suyu için, 2 kaşık sıvı yağı ağzınızda yarım saat tutarak kanınızı temizleyin...”

KADINLAR 1-0 ÖNDE

İşin aslına bakarsak yaşlanmanın tek nedeni yok. Mesela DNA dizilimlerimiz kısalıyor, genetik kodumuzda mutasyonlar artıyor, hücre onarım mekanizmalarımız bozuluyor. Sonucunda da kemikler kırılganlaşıyor, deri gevşiyor, çene küçülüp, damaklar büzülüyor, kıkırdaklar inceliyor, eklemler şişiyor, damarlar tıkanıp sertleşiyor, saçlar beyazlıyor, görme ve hafıza kayıpları başlıyor... Ama artık günümüzde bu yaşlılık süreçleri epey ileri yaşlarda görülmeye başlandı. Uzmanlara göre, geç yaşlanmanın, yaşam sürelerinin uzamasının ardındaki en mühim sebeplerden biri 19’uncu yüzyıldaki biriyle kıyaslandığımızda günlük hayattaki rutinlerimiz için mücadele etmeye ihtiyaç duymamamız... Güçlü bir ekonomi, iyi bir sağlık sistemi, kaliteli yaşam tarzı da ömürleri uzattıkça uzattı. Bir de kadınsanız daha da avantajlısınız demektir. Çünkü araştırmalar kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığını gösteriyor. Öyle ki dünyada en uzun yaşayan 100 kişiden çok azı erkek, ilk 10’dakilerin tümü kadın...



100’LÜKLERE KULAK VERİN

20 kez evlenen, 10 padişah gören Zaro Ağa, 164 yaşına kadar yaşadığı iddia edilen, dünyanın en yaşlı Türk’ü. Sırrına gelince... Akşam yemeklerini çok erken yemek ve sofrada ekmek, yoğurt ya da ayranı eksik etmemek. Peki dünyada durum nasıl?

Jeanne Calment: 1875 doğumlu Calment, 122 yaşında öldü. Fransa’da yaşayan Calment, şarap içmekten hoşlanır, zeytinyağlı gıdalarla beslenirdi.

Sarah Knauss: 1880’de doğan Knauss, 119 yaşında öldü. Golf izlemek, nakış yapmak, kuruyemiş ve patates yemek vazgeçilmezlerindendi.

Misao Okawa: 1898’de Japonya’da doğan Okawa, 117 yıl yaşadı. “Lezzetli şeyler yemek uzun yaşamamın sırrı” diyen Okawa, noodle, suşi ve biftek yahnisini çok sık tüketiyordu.

Maria Capovilla: 1889’da Ekvador’da doğan Capovilla, 116 yıl yaşadı. Resim yapmak, dans etmek ve yürümekten hoşlanırdı. Taze süt tiryakisi olan Capovilla, hiç sigara içmedi, sık ve az yemek yedi, az alkol tüketti.

Gertrude Weaver: 1898, ABD doğumlu Weaver, 116 yıl yaşadı. Uzun yaşamın sırrını şöyle verdi: “Tanrı’ya güvenmek, çok çalışmak, herkesi sevmek, kibar olmak.”

Tane Ikai: 1879’da doğan 116 yaşında ölen Ikai, hiç durmaksızın çömlek yapıyor ve dikiş dikiyordu.

Besse Berry Cooper: 1896’da doğan Cooper, 116 yıl yaşadı. Uzun yaşamın sırrı için “Kendi işine bakmak ve abur cuburdan uzak durmak” demişti.



UZUN YAŞAM BU ÜLKELERDEN SORULUR!

Japonya: Kahvaltıda bile balık yiyen, yeşil çay fincanını elinden düşürmeyen ve deniz yosunu tüketimi fazla olan Japonlar, dünyada en uzun yaşayan millet. Dünya Sağlık Örgütü’nden John Beard’a göre, geleneksel Japon beslenmesi ve aktif yaşam onları uzun yaşatıyor. Oxford Üniversitesi’nden yaşlılık bilimi profesörü Sarah Harper da Japonların sırrının aile bağları, stresten arınabilecekleri kültürel aktiviteler olduğunu söylüyor.

İspanya: Akdeniz diyeti, güçlü aile bağları, hareketli yaşamları ve sıcak iklimi sayesinde İspanya’da ortalama ömür 60 ila 85. İspanyollar, Batılı beslenme standartlarına göre daha düşük kalori alıyor ve az yağlı yemekler tüketiyor. Olmazsa olmazları bol sebze, zeytinyağı ve balık. Japonlara kıyasla alkol tüketimi ve gece hayatının oluşu dezavantaj....

Fransa: Ortalama yaşam süresi 70. Çokça bitkisel yağ, peynir, meyve, sebze, balık ve az miktarda doymuş yağ tüketirler.

Avustralya: Avustralya’nın en büyük avantajı güçlü ekonomisi ve sağlık sisteminin çok iyi oturmuş olması. Böylelikle hastalıkların çoğu erken tespit ediliyor, tedavi seçenekleri her geçen gün artıyor. Uygun fiyata kaliteli ve taze, hormonsuz gıdalar tüketirler. İyi bifteğin, kuzu etinin, lezzetli ve taze deniz ürünlerinin, harika meyve ve sebzelerin bol bol tadını çıkarırlar.



Ömürlerin uzun olduğu Japonya ve İspanya’nın ortak noktası, aile bağlarının kuvvetli olması, balık ve sebze tüketmeleri...

BASİT BİR EV VE CİBİNLİK

Çin’in Hainan Adası, 100 yaşında 200 yaşayanıyla dünyanın en uzun ömürlü insanlarının yaşadığı yerlerden. Uzmanlar adanın sırrının aile bağları, fiziksel aktivite ve bitkilerle beslenme olduğunu söylüyor. Uzun ömür araştırmaları yapan Jennifer Holdaway, adadaki yaşamın gizemi için “Sanayileri gelişmemiş, iklimleri güzel ve hareketleri çok. Üstelik besinleri taze sebze ve meyveleri var” diyor. Bu arada sosyal hayat da uzun ömrün anahtarı. Holdaway’e göre uzun ömrün formülü: “Basit ev, cibinlik, bambu sandalye ve takılabileceğiniz insanlar...”

TÜRKİYE'DE YAŞLILIK

Türkiye’de 65 ve üzeri yaklaşık 7 milyon kişi var. TÜİK’in 2015’deki araştırmasına göre yaşlıların toplam nüfusa oranı, 2014’te yüzde 8’den 2015’te yüzde 8.2’ye yükseldi. Yaşlı nüfusun yüzde 43.8’i erkek, yüzde 56.2’siyse kadın. Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il Sinop, Kastamonu ve Çankırı; en düşük olduğu illerse Şırnak, Van ve Şanlıurfa. Türkiye’de 100 yaşın üzerindekiler en çok İstanbul, İzmir ve Ankara; en az Ardahan, Bayburt ve Bilecik’te yaşıyor. 2015’te dünyanın yüzde 8.5’i yaşlıydı. En yüksek yaşlı nüfus oranı yüzde 30.4 ile Monako, yüzde 26.6 ile Japonya ve yüzde 21.5 ile Almanya. Türkiye 167 ülke arasında 66’ncı.

256'LIK DÖVÜŞ USTASI NE DİYOR?

256 yaşına dek yaşadığı muamma ama Çinli dövüş sanatları ustası Li Ching-Yuen ölmeden uzun yaşamın sırrını açıkladı: “Kaplumbağa gibi otur, güvercin kadar hayat dolu yürü ve köpek gibi uyu. Mutlaka temiz bir kalbin de olmalı!”