Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

"Bir erkek kendini o şekillere sokar mı Allah aşkına?"

Yogadan söz açıldığında hala en sık kurulan cümlelerden biri bu ve çoğunlukla soranın bakış açısı, aldığı yanıtlarla değişmiyor. Yogaya tutkuyla bağlıysanız ve karşınızdakini ikna etmeye çalışıyorsanız da genellikle iki yol izliyorsunuz; elinden tutup bir yoga stüdyosuna götürmek -ki yine güçlü bir direnişle karşılaşma ihtimaliniz yüksek- ya da ilham vermesi için sıra dışı örnekler bulup, sosyal medya hesaplarından seçtiğiniz fotoğraflar ve videolarla sunumunuzu desteklemek...

İşte Cameron Shayne, o örneklerden biri. Dövüş sanatını yogayla birleştirerek yarattığı stil, fazlasıyla sert, biraz agresif, ve yogayla hiç tanışmamış erkekler için son derece ilgi çekici.

Haliyle bu seneki Dream Yoga Fest'in dopdolu programında merakla beklenen derslerden biriydi. Hem geçen sene de Kabak Vadisi'nin eşsiz manzarasında festivale katılıp Cameron'ın tarzını öğrenenler, hem de benim gibi ilk kez Budokon yapacak olanlar heyecanla çimlerin üzerindeki yerimizi aldık. 

Bir buçuk saatlik süre boyunca, Cameron'ın akışı kadar, ders sırasındaki konuşmaları çekti dikkatimizi. Dersin tamamında ona eşlik eden güzel eşi için "tanıştığımızda böyle değildi, zayıf ve güçsüzdü" diyerek Melayne'in kusursuz fiziğine kavuşmasındaki etkisini vurgulayınca, yogaya başlamakta tereddüt eden erkekler için bir teşvik daha ortaya çıkarmış oldu; "siz de eşinizi bu forma getirebilirsiniz!"

"Tabii ki bir erkek olarak öncelikle sen ilham verici olmalısın" diyor Cameron, "Önce sen bedenini, beslenmeni, yaşam tarzını, zihnini değiştireceksin ki, yanındaki kadın senden etkilenebilsin. Benim kariyerim zaten hareket üzerineydi, ama Melayne bir şirket çalışanıydı. Kendi bedenini hareket ettirmeye yönelik büyük bir tutkusu vardı fakat az hareket ediyor, çok çalışıyordu. Beni gördükçe, durumu tersine çevirebileceğini anladı."

Melayne de güzellik anlayışının zaman içinde değiştiğini doğruluyor. Cameron ile tanışmadan önce sadece koştuğunu, az yemek yediğini, pek çok Avrupa ülkesinde geçerliliğini koruyan "zayıfsan güzelsin" inancından kurtulamadığını söylüyor. 2 yıllık ilişkilerinin birbirlerine uyum sağlamakla geçirdikleri ilk senesinden sonra kendi bedeninin sınırlarını zorlamaya karar vermiş ve hem Cameron hem de Budokon artık hayatının vazgeçilmez bir parçası. 

Cameron'a "Türk erkeklerini yogaya başlatmak için ne yapalım?" diye sordum, tam da beklediğim gibi "Budokon'u tüm Türkiye'de yaygınlaştıralım, ilk planımız bu olsun!" dedi ama beklemediğim yanıt da bunun hemen ardından geldi: Yoga iki tür insan için çok iyi; bugüne kadar hiç hareket etmemiş olanlar -vücutlarının forma girmesi için iyi bir adım olacaktır- ya da spor yapan ama hiç esnekliği olmayanlar. Eğer esnek, güçlü ve hızlıysam, yoga yapmak için bir sebebim olamaz. Dürüst olacağım, çünkü yoga eğitmenlerinin çoğu dürüst davranmıyor. Bir kola firmasında çalışıyor olsaydım, herkesin kola içmeye ihtiyacı olduğunu söylerdim, değil mi? Bu da onun gibi. Herkesin kola içmeye ihtiyacı olmadığı gibi, herkesin yoga yapmaya da ihtiyacı yok. Eğer denediysen ve sevdiysen tabii ki devam et, neler öğrenebileceğine bak. Ama yoga şu anda çoğunlukla kadınlar tarafından yapılıyor. Peki erkekler, esasen kadınlar için tasarlanmış bir pratiğe nasıl başlayabilir? Neden başlasın? Başlamayacaklar. Bu anlaşılabilir bir şey. Neden kadınlar, erkekler için tasarlanmış bir pratiğe başlamıyorlar? Başlamazlar. Çok az sayıda kadın dövüş sanatlarıyla ilgileniyor değil mi? Çoğunlukla erkekler ilgilenir. Bu da öyle.

Profesyonel bir sporcu olarak yogadan pek çok şey öğrenmiş Cameron. Yoganın fiziksel hareketlerden oluşan kısmını terapötik esneme olarak tanımlıyor ve Budokon'un, bunun dövüş sanatlarıyla birleşmesiyle oluştuğunu söylüyor. Ona göre yoga pratiği bedeni iyileştirebilir, sakatlıklardan koruyabilir, esnetebilir, ve beden aklını iyileştirebilir ama hepsi bu kadar. Budokon'u geliştirme amacı da bugüne kadar geliştirilen yoga stillerinin yapmadığını yapmak: Güce, hıza ve daha fazla dayanıklılığa yönelmek.

"Otomobiller ilk icat edildiğinde içinde radyo yoktu. Yıllarca radyo ve otomobil bir arada düşünülmedi ama sonunda biri bunu akıl etti. Şu anda radyosuz bir araba kimse satın almaz. Yogaya olan da bu. Eğer erkeklerin de daha fazla dahil olmasını istiyorsak, yoga pratiği geliştirilmeli, değiştirilmeli ve dönüştürülmeli. Bu haliyle devam ederse, başarılı olmaz. Hem maskulen hem de feminen olmak zorunda."   

Cameron, adını 3 kelimeyi birleştirerek -bu (savaşçı),do (yol),kon (ruh) -koyduğu ve bir dönem Hollywood yıldızları arasında da oldukça popüler olan sıra dışı tarzını Türkiye'de yaygınlaştırmakta kararlı. Yakında İstanbul'da düzenleyeceği workshopları her zamanki gibi sosyal medya hesapları üzerinden duyuracak.