Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Ayşe ÖZEK KARASU - HABERTÜRK PAZAR 

Alman Milli Futbol Takımı 1990’da Dünya Kupası’nı kazandığında silme safkandı. Ama o günden sonra köprülerin altından nice sular aktı. Mehmet Scholl’den Mesut Özil ve Serdar Taşçı’ya Türk kökenli aslar, Klose’den Podolski’ye Polonyalı yıldızlar girdi takıma. 2014’te hep birlikte kaldırdılar Dünya Kupası’nı.

10 Haziran’da başlayacak Euro 2016’da da Mustafi, Khedira, İlkay Gündoğan, Emre Can, Mesut Özil, Boateng, Bellarabi gibi “yabancı kökenli unsurlar” yine Alman Milli Takımı’nın kadrosunda. “Yabancı kökenli unsurlar” diyorum, çünkü ırkçı Pegida hareketi öyle görüyor, bozuluyor bu işe. Hem de bir çikolata paketi üzerinden. Şu sürpriz yumurtaları da üreten Ferrero, Avrupa Kupası anısına bar çikolataların ambalajındaki sarışın çocuk yerine Alman Milli Takımı yıldızlarının çocukluk fotoğraflarını yerleştirdi.

Ambalajda babadan Ganalı Jerome Boateng ile kara gözlü İlkay Gündoğan’ın mini mini halini gören Pegida’cılar dellendi. “Bunlar hiç vazgeçmeyecek. Şaka mı yapıyorsunuz, çikolataları böyle mi satacaksınız” diye yazdı bir Pegida üyesi Facebook sayfasına. Nefret mesajları, markayı boykot çağrıları birbirini izledi. “Bunlar Alman görünümlü değil”, “Geleceğin teröristeri için uyarı mı?”, “Peki Türkler, Alman çocuklarının fotoğraflarını basıyor mu? Hayır!” şeklinde saçma sapan mesajlar atıldı. O fotoğraflar gidecek mi demek istiyorlardı, yoksa adamlar kupada gol atarsa geçersiz mi sayacaklardı, tam anlaşılamadı. Anlaşılamadı, çünkü o çocukların neyi temsil ettiğini anlamamışlardı. Facebook’taki görselde Götze ya da Schweinsteiger değil, sadece İlkay ile Boateng vardı ve “Millilerin çocukluğu” yazısı da yırtılmıştı. Bilmeden milli takıma düşman olmuşlardı.

Hemen karşı atak geldi sosyal medyadan. Öfkeli ve alaycı mesajlar, caps’ler uçuştu. Hitler ve Himmler’li çikolata paketleri, Hitler gençliğine üye köhnemiş çocuk fotoğrafları. “Dayanışma” etiketiyle bebeklik, çocukluk fotoğrafları paylaşıldı; “Ne renk olursa olsun, bütün çocuklar tatlıdır” denildi.

Firma açıklama yaptı; “Bu tür bir yabancı düşmanlığını ve ayrımcılığı asla kabul etmiyoruz” şeklinde. Hatta Alman Katolik Kilisesi de çikolata paketine Papa Fransuva montajlı caps’i paylaştı; “Pardon Pegida, biz de vazgeçmeyeceğiz” diyerek. Alman Futbol Federasyonu Başkanı Reinhard Grindel de, “Milli takımımız entegrasyon başarısının en iyi örneğidir. Milyonlarca Alman onlarla gurur duyuyor. Önemli olan oyuncunun performansıdır, kökeni ya da inancı değil” diye kestirip attı.

ÇÜNKÜ “MİSAFİRLER"

Evet entegrasyon. Milli maçlarda soyunma odasına kadar gidip başta Mesut Özil, yabancı kökenli futbolcuları öpüp kutlayan Merkel’in futbolu, entegrasyon politikasının aracı olarak kullandığı biliniyor. Ama futboldaki entegrasyon her alana yansımıyor işte. Ekonomi ve sosyo-kültürel alandan eğitim ve sağlığa verileri içeren “Datenreport 2016”ya göre, Almanya’daki yabancılar arasında en az başarılı kesimi Türkler oluşturuyor. Yoksulluk riskine en yakın olanlar Türkler; yarıya yakını ortalama gelirin yüzde 60’ından daha az kazanıyor. Eski Yugoslavya’dan gelenler ise daha iyi durumda. Eğitimin her aşamasında da Türkler en geride. Ancak yüzde 5’i üniversiteyi bitirebiliyor; Doğu Avrupalı göçmenlerde ise bu oran yüzde 17.

Peki toplumda yükselen istisnalar hariç, neden 3 milyona yakın Türk en zayıf grafiği çiziyor? Bütün vatandaşlık hak ve sorumlulukları eşitlikle verildi de, onlar mı başaramadı uyumu? 50 yıl geçti ama cevabı yine aynı hikâye. Çünkü hâlâ, bir gün geldikleri yere geri dönecek “misafir”ler olarak görülüyor ve onlar da kendilerini öyle hissediyorlar. Alman vatandaşlığı için topluma entegre olmaları bekleniyor ama belki de entegrasyon için önce vatandaşlık bağı gerekiyor.