Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Selin Nalıncı için Demir Leydi benzetmesi yapmak istedim çünkü; bu güçlü görüntüsünün altında oldukça zarif bir kadın var! Selin Nalıncı, 2017 Bikini Fitness Türkiye Şampiyonu ve Milli Sporcu, 2016 Nabba Fitness Dünya Şampiyonu olmuş bir isim.

İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültür ve Edebiyatı mezunusunuz, farklı alanlarda da çalışmalarınız varken bir taraftan da fitness ile ilgili projelerinizi yürütüyorsunuz. Birkaç farklı alanda faal olmak zor olmuyor mu? Bu konuda nasıl yorumlar alıyorsunuz?
Benim başlangıç noktam,yani bu yola çıkışım, çok küçüklüğüme dayanıyor. Spor her zaman hayatımda bulunuyordu ancak, profesyonel olarak bir süre ara vermiş ve farklı alanlara yönelmiştim diyebilirim. Şimdi tüm sevdiğim işleri birarada yapmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ben her zaman insanın sevdiği işi yapmasının ya da yaptığı işi sevmesinin gerektiğini düşünüyorum.

Fitness'ı ülkemizde çok fazla bilmiyoruz... Bizim için hep kaslı adamların yaptığı bir spor gibi...
Vücut geliştirmenin en önemli sorunu:Ülkemizde pek bilinmiyor! Vücut geliştirme aslında Federasyonu, Milli Takımı, Türkiye Şampiyonlukları olan bir spor dalı. Kadın olsun, erkek olsun, vücut geliştirme konusunda sporcular pek gündeme gelemiyor. Özellikle kadınlar tamamen geride kalıyor diyebiliriz.

Hazır kadınlara söz gelmişken "Fitness, iyi hoş ama bir kadına yakışmıyor" şeklinde yorumlar geliyordur illa ki...
Güzellik göreceli. Profesyonel olarak baktığınızda biz bir performans sporu yapmıyoruz.Yani yarışmada podyuma çıkıp bir ağırlık kaldırıp ya da bir skor yapıp da puan almıyoruz. Biz vücudumuzun formuyla puan alıyoruz. O güne kadar yaptığımız tüm hazırlık; antrenmanlar, beslenme programları, yani harcadığımız bütün çaba vücudumuzun formu olarak ortaya çıkıyor. Biz podyumda yalnızca poz çalışmalarımızdan değil, aynı zamanda vücut formumuzdan da puan alıyoruz. Elbette bazı kişiler kadınları bu anlamda eleştirebiliyor.

"Poz çalışmalarına göre form sergiliyoruz" diyorsunuz. Bu pozları önceden bilip onlara göre mi çalışıyorsunuz?
Tabii o duruşlara göre önce antrenmanlarımızı ayarlıyoruz, sonrasında bir de ayna karşısında o pozları, defalarca çalışıyoruz. Aynı antremanda harcadığımız enerjiyi ve çabayı poz çalışmalarında da harcıyoruz. Bakıyorsunuz, çok iyi çalışılmış vücut ama pozda çok kötü, o zaman hiçbir anlamı kalmıyor.

Yarışmalardan önce size hangi pozları çalışmanız gerektiği bilgisi veriliyor mu?
Hangi kategoride, hangi sıklette yarışacaksanız ona göre çalışmanız için bilgiler paylaşılıyor. Örneğin kadınlar için; Bikini Fitness, Body Fitness gibi kategoriler var.

Siz Bikini Fitness mı, Body Fitness'da mı yarışıyorsunuz?
Ben biraz daha feminen olmayı tercih ettiğim için Bikini Fitness kategorisinde yarışmayı tercih ettim. Antrenörlerimiz ve Milli Takım hocalarımızın hepsi ise Body Fitness'a çok daha yakın olduğumu söylüyorlar. Ilerleyen dönemlerde bu konudaki net kararımı vereceğim.

Vücudunuz ne kadar sürede istediğiniz forma girdi?
Bu aslında her yarışma için değişiyor. Her yarışa, her podyuma ayrı bir formda çıkmanız gerekiyor. Bir önceki formumdan her zaman daha iyi olmam gerekiyor ki, hep üst sıralarda yer alabileyim. Bu da daha kaslı, hacimli olma anlamına gelmiyor. Hiçbir vücut mükemmel değildir, hakemlerimiz de bunun gayet bilincinde… Mükemmel forma hiçbir zaman ulaşamayacağız. Yani ben kafamdaki o istediğim forma bu sefer ulaştım gibi bir şey söyleyemeyeceğim çünkü hep daha iyisi olacak. Önümüzdeki yarışma için üç buçuk ay sürem var. Ben şu an hazırlıklara başladım mesela…

Bir yarışmaya hazırlanma süreci yaklaşık ne kadar?
Spor geçmişi olan birinin altı ay kadar hazırlık yaptığı bir süreç.

Uzunmuş aslında...
Evet ama ben örneğin şu an bir yarışmadan çıktığım için zaten formum yeterli seviyede. Bunun üzerine de üç buçuk ayda ne katabilirsem kardır. Sonra da diyet dönemi var ki bu en sıkıntılı dönem. Yarışmadan yaklaşık bir buçuk ay öncesinde sıkı bir diyete başlıyoruz.

Aynı zamanda tüm kamp süresince yediğiniz içtiğiniz önemli, değil mi?
Çok çok önemli. Sadece bir buçuk aylık kısım değil kesinlikle! Uyku saatimiz, yediklerimiz bunların hepsi bir bütün. Şimdi biz diyette olmadığımız zamanlarda da diyetteyiz aslında. Diyet sadece zayıflamak için yapılan bir şey değil. Kilo düşmek amacıyla yaptığımız diyet son bir - bir buçuk ayda yaptığımız bir şey. Tabii ki antrenman sırasında daha iyi bir performans gösterebilmek için yeterli düzeyde beslenmek gerekiyor, bu da farklı bir diyet programı takip etmemiz anlamına geliyor.

O programları siz mi belirliyorsunuz yoksa bir başka uzmandan yardım alıyor musunuz?
Bizim beslenme konusunda da uzman olmamız gerekiyor ki yaptığımız antrenmanlarda başarılı olabilelim. Burada en önemli kısım vücudunuzu tanımak. Her yarışmada, her sporcu aynı beslenme düzeniyle başarılı olamaz. Kişiye özel bir program olması gerekiyor, bu da senelerdir yaptığımız yarışmalardan da edindiğimiz tecrübelerden yola çıkarak kendi kendimize bulmamız gereken bir yol. Dolayısıyla beslenme uzmanı olan bir kişiden yardım almış olsam dahi işe yaramayabilir. Dolayısıyla ben kendimin en büyük yardımcısıyım diyebilirim.

' %40 ANTRENMAN %60 BESLENME İŞİ '

Günlük aldığınız kalori miktarı nedir?
Aldığımız kalori miktarı, vücut geliştirmeyle ilgilenen kişilerle normal hayata sahip olan kişilerden biraz farklı oluyor. Çok yoğun antrenman yaptığımız için harcadığımız kalori miktarı da çok yüksek. Kas gelişimi için ciddi güç harcıyoruz ve aslında vücudumuzu yıpratıyoruz. Özellikle de kaslarımızı... Düşünün normal şartlarda taşıyabileceğiniz ağırlığın çok daha fazlasını belirli aralıklarla tekrar tekrar uyguluyorsunuz.

Kas gelişiminden biraz bahsetsek...
Kaslarımız antrenman sırasında aslında yıpranarak yırtılıyor. Bu yırtılma sayesinde de hacim kazanıyor. Antrenman sonrası hissettiğimiz o ağrılar, hep bu yırtılmalardan dolayı. O ağrı hissini yeterli protein, özellikle aminoasit, desteğiyle beslemeliyiz. Bunda da sadece gıda takviyeleri alınır kesinlikle demiyorum. Bunun altını çizmek isterim!

Bu hep merak edilen bir şeydir. Fitness yapanlar illa ki gıda takviyesi kullanmak durumunda mı?
Hayır değil. Eğer gün içerisinde doğal yollardan yeterli düzeyde karbonhidratı ve proteini alabiliyorsanız, o zaman herhangi bir gıda takviyesine ihtiyaç yok. Ama tabii ki bu oranlar yüksek olduğunda, ona göre beslenmeniz gerekiyor. Örneğin; günde 500 ile 750 gr arasında et, 5-6 tane yumurta, yarım litre süt tüketmek gerekebiliyor. Bunlar normal şartlar altında kişilerin tüketmekte zorlanabileceği, vücuda ağır gelebilecek miktarlar. Eğer biz bu değerleri gıdalardan alamıyorsak tabii ki bunları gıda takviyelerinden almamız lazım.