Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam

        HT PAZAR / Nazenin TOKUŞOĞLU

        Birkaç gün önce Dünya Şampiyonu olan, 52 maçtır yenilmeyen ve şimdiden efsane olan Vakıfbank Voleybol takımının antrenmanını ziyaret ettik...

        Başarılarını yazarsam bu hafta HT Pazar'ı bana tahsis etmeleri gerek; o da zor şimdi. O zaman sadece 2013'ten bahsedelim: Lig Şampiyonluğu, Türkiye Kupası, Avrupa Şampiyonluğu, Süper Kupa ve sonunda da Dünya Şampiyonluğu... Hem de hiçbir maçı kaybetmeden... Güzel bir bayram sabahı onları izlemeye gittim. "Sebeb-i ziyaretim bu inanılmaz başarının içyüzünü öğrenmek" dedim, anlattılar. "Aileyiz biz" diyorlar ya, lafın gelişi değil, takımdaki herkes milli. Bahar, takımın İtalyan koçunun eşi. Alman oyuncu Fürst İtalyan koçla Alman Milli Takımı'nda yıllardır beraber çalışıyor...

        Gözde Kırdar Sonsırma:

        15 yıl önce geldiğimde, az önce çay getiren Sabri Dayı da vardı

        Nasıl başladın voleybola?

        İkiz kardeşim var benim, Özge. Onunla birlikte Kütahya'da başladık. O da 8 sene oynadı burada, şimdi Eczacıbaşı'nda. Voleybol takımları Kütahya'ya Türkiye Şampiyonası'na gelmişti. Biz de onları izlemeye gitmiştik. Çok keyif aldık. O zaman karar verdik.

        Uzun muydunuz?

        Evet ama kimse "Siz uzunsunuz, gelin sizi voleybolcu yapayım" demedi. Biz gittik, kaydolduk. Kütahya'da 2 yıl oynadık ama antrenör hep şöyle derdi; "Sizin gibi 6 tane oyuncum olsun, 6 milyar borcum olsun" diye... Çünkü biz antrenmana koşa koşa giderdik. 4'teki antrenman için 3'te hazır olurduk. Sanırım başarımın sırrı bu. Vakıfbank Güneş Sigorta'ydı o zamanlar. Bir şekilde babamı ikna ettiler, getirdiler bizi buraya. Kardeşimle ev tuttuk. Sonra ben bir süre yalnız yaşadım, sonra da evlendim. Güzel bir hayat hikâyem var yani.

        Nasıl bir his genç yaşta bunca madalya?

        Çok gurur verici vallahi. Amcam maçtan sonra ağladı telefonda, babaannem de aynı şekilde ağlamaya başlayınca anladım çok iyi bir şey yaptığımızı. Sadece bu bile çok güzel, inşallah böyle devam eder.

        Yeni neslin sırrı ne?

        Spor olarak Türkiye biraz geriden geldi; teknik, taktik yavaş yavaş oturdu. Yabancı antrenörlerle çalışmaya başladık. O zaman sporun seviyesi yükseldi. Haftada 3 antrenman yaparlarmış eskiden, biz neredeyse günde 3 antrenman yapıyoruz.

        Hoca da acımasız galiba, bayramda antrenman koymuş...

        Acımasız değil aslında, maçımız var 3 gün sonra. Onun da yapacağı bir şey yok.

        Futbolun hep bir numara olduğu bir ülkede yaşıyoruz, peki bu galibiyetler voleybola ilgiyi hissedilir şekilde artırdı mı?

        İki, üç sene öncesine göre çok tanınıyoruz. Spor okulları doluyor, voleybol deyince ilk akla gelen kulübüz. Milli Takım olarak cevap verirsem, ilgi özellikle Olimpiyatlar'dan sonra çok arttı. Hem voleybolcu olmak isteyen kızların sayısı hem de çocuğuyla maça gelen anne babaların... Ama futbolun hep ön planda olmasına çoktan alıştık. Ben de isterim spor gazetesinin ön sayfasında olmayı, ama hayır en arkadayız. Olsun. Bu bana yetiyor, daha doğrusu işin o kısmıyla çok ilgilenmiyorum.

        5 kupa ve 52 maçlık galibiyet serisi... Bu sene farklı olan ne?

        1999'dan beri bu kulüpteyim ve bence farklı olan bir şey yok ama antrenörümüz Giovanni 2008'de bizi çalıştırmaya geldiğinden beri sürekli yükselme halindeydik. Bir sene patlayacağımız belliydi, bu seneymiş. 2011'de Avrupa Şampiyonu olmuştuk ama Türkiye Şampiyonluğu'nu kaçırmıştık. Birkaç değişiklik yaptılar takımda. Sonuç da bu oldu. Zaten Türk oyuncuların hepsi Milli Takım'da. 4 oyuncu direk ilk 6'da. Yabancılar da kendi ülkelerinin milli takımının yıldızları. Yani bizim takımın tamamı milli. Türkler birbirini bu anlamda çok iyi tanıyor. Hayatımız birlikte geçiyor.

        Çok da iyi anlaşıyorsunuz gördüğüm kadarıyla...

        Aile gibiyiz ve bu çok önemli. Ben bu kulübe 15 yıl önce ilk geldiğimde bize az önce çay getiren Sabri Dayı da vardı. Babamdan çok görüyorum onu ve dayım kadar seviyorum. Yani sadece takım içinde olan bir şey değil bu aile olma duygusu.

        Bunca güzel cümleden sonra ister istemez Olimpiyatlar geliyor insanın aklına...

        2016'ya yaşım uygun olur mu bilmiyorum ama inşallah 2012'deki terslikler olmaz. Normal şartlarda o gruptan rahat bir şekilde çıkmamız lazımdı. Biraz da şanssızlık yaşadık, şartlar hep aleyhimize gelişti. Umarım şeytanın bacağını kırarız artık.

        Bahar Toksoy Guidetti:

        Antrenmanlarda geriliyoruz ama evde voleybol konuşmuyoruz

        Çocukluk aşkı mı voleybol?

        Çocukluğumdan beri hep voleybol topu isterdim babamdan. Ama eğlenceli olduğu için, yoksa ailede bir tane bile profesyonel sporcu yok. Sonra okulun bahçesinden okul takımına atladım. Karşıyaka'da başladım, genç takımın son senesinde İstanbul'a geldim. Vakıfbank'ta 7. yılım.

        Neymiş hep kazanmanın püf noktaları?

        Takımca kazanmayı öğrendik. Kazanmanın kazanmayı getirdiğini de öğrendik. Her zaman kazanmak için çıkıyoruz. Geri düşsek bile o maçı alacağımıza inanıyoruz. Bir de bizim takım, bir yerden aksarsa öbür tarafın bunu telafi ettiği bir takım. Hepimiz birbirimizin zaaflarını, zayıf noktalarını, eksikliklerini iyi biliyoruz. Birileri mutlaka maçı toparlıyor.

        52 maç yenilmemek ne demek?

        Bizim karşımıza çıkan her takım galibiyet serimizi bitirmek istedi, isteyecek. Bu efsaneyi bitirmek isteyecekler. Daha da zor artık her şey. Çok ciddi bir sayı. Takımın kimyası çok iyi oturdu. Yeni gelenler oldu ama sanki onlar hep bizimleydiler. Bir de Türk oyuncular hep pozitiftir bizim takımda. Kaptan Gözde yıllardır tanıdığına da bu sene takıma katılana da eşit davranır. Antrenörümüz "Siz hep winner (kazanan) oyuncularsınız. Biraraya gelip savaştığınızda kimse sizi yenemez" der.

        Voltran'ı oluşturdunuz yani...

        Sanırım. Vakıfbank yetenek avcısı bir takım. Bir de birbirimizi iyi tamamlayınca bu tablo çıktı ortaya. Hiçbir zaman "Bütün maçları kazanacağız" dememiştik, bütün kupaları kazanacağız demiştik ama... 52 oldu, bakalım daha ne kadar devam edecek?

        Senin özel bir durumun var tabii, antrenörünüz aynı zamanda eşin. Bu durum senin için daha fazla baskı mı yaratıyor yoksa daha mı rahatsın diğerlerine göre?

        Rahatlık olmadığı kesin de! Çok ekstra bir fark yok aslında, çünkü sahaya çıktığım anda o sadece antrenörüm.

        Gerçekten böyle hissediyor musun?

        Çok ciddi böyle hissediyorum. O sahada çok hareketli ve agresiftir, dışarıda sakindir. Ben de evde ve sahada farklıyım. Sorunlar, fikir çatışmaları illa ki oluyor. Antrenmanlarda zorlanıyoruz, geriliyoruz ama hiçbir zaman evde voleybol konuşmuyoruz. Dolayısıyla bu durumun bana artısı olmadı. Bazen daha çok yükleniyor bana. Ben de kendime yükleniyorum o zaman. O tabii doğal olarak daha iyi olmamı istiyor. Takım için de önemli bu. Giovanni diğer koçlara göre biraz daha zorlayıcıydı ama alıştık. İdare ediyoruz, iyiyiz.

        Peki oyuncularla koç arasında köprü oluyor musun arada?

        Takım ve antrenör arasında hiç kalmak istemedim, ona çok dikkat ettim. Mesela meşhur soyunma odası sohbetleri olur, koç bilmez neler konuşulduğunu. Evde de aynı şekilde Giovanni'ye telefon gelir, konuştuklarını oyuncunun bilmemesi gerekir. Ona çok dikkat ediyorum.

        Voleybol futbol seyircisini yakalar mı?

        Eskiye göre daha çok biliniyor voleybol. Maçlara gelenlerin sayısı arttı. Tabii futbolla karşılaştırmak imkânsız. Daha fazla olabilir miydi? Evet, neticede futbolcuların getiremediği kupaları, başarıları biz aldık. "Ay bizimle ilgilenmiyorlar" diye bunalıma girmedik ama... Milli Takım da daha iyi olacak, karamsar olmamak lazım. Bizim ivme oraya da yansıyacak, eminim bundan.

        Christiane Fürst:

        Takımdaki herkesin milli olması çok etkiliydi

        Voleybola nerede başladın?

        10 yaşındayken Dresden'de başladım. 2007'de İtalyan Scavolini Pesaro'ya transfer oldum.

        Foppapedretti Bergamo'nun ardından 2010'da Fenerbahçe'ye geldim ve Türkiye maceram başladı. Vakıfbank'ta üçüncü sezonum.

        Bir yabancı gözüyle söyler misin, bu başarılar nasıl geldi?

        Takımdaki herkesin milli olması bence çok etkiliydi. Bu kadar kaliteli ama farklı takımlarda, farklı anlayışta yetişerek bu noktaya gelmiş sporcuların birarada olması çok önemliydi. Neler yapabileceğimizi çok iyi biliyorduk. İnanın kendimi çok iyi hissediyorum şu an.

        Enteresan bir takımsınız. Antrenör Giovanni Guidetti oyunculardan birinin eşi, senin de Alman Milli Takımı'ndaki koçun. Alman Milli Takımı'nda 8 senedir onunla çalışıyorsun. Şanslısın sanırım.

        Bence de... Vakıfbank'tan daha uzun süre Milli Takım'da çalıştık onunla. 2 yıl önce bütün takımlarımız aynı oldu, o İtalyan ben Alman. Bu bana çok güven veren bir durum oldu. Seni çok iyi tanıyan, her şeyini bilen biriyle çalışmak çok önemli.

        Türkiye'de mutlu musun?

        Çok mutluyum. Antrenman olmadığı zamanlar geziyoruz, dolaşıyoruz, yemek yiyoruz.

        Ne yiyorsun?

        Baklava yiyorum.

        Tabii kilo derdin de yok.

        Çok seviyorum gerçekten. Bir de kebap seviyorum ama farklı kültürlerde yediğim aynı yemekler hiç böyle değildi. Mesela Almanya'da yediğim Türk yemekleri bu kadar güzel değildi.

        Ailen Almanya'da mı?

        Evet ama maçlarıma geliyorlar. Son maçta da seyirciler arasındaydılar.

        Vakıfbank Spor Kulübü Başkanı Osman Dermen:

        Artık bunun ötesi yok

        Şüphesiz siz de çok gururlu ve mutlusunuz başkan olarak...

        27 yıldır Türk voleyboluna verdiğimiz desteğin karşılığında namağlup Türkiye ve Avrupa şampiyonluklarının ardından şimdi de namağlup Dünya Şampiyonu olduk. 52 maçtır yenilmeden bu unvanların sahibi olmayı başardık. Artık bunun ötesi yok. Bize ve milletimize bu mutluluğu yaşatan tüm oyuncularımıza ve teknik heyetimize teşekkür ediyoruz.

        ÖNERİLEN VİDEO

        FETÖ'nün mahrem yapısına operasyon

        İstanbul merkezli 3 ilde Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) mahrem yapılanmasına yönelik düzenlenen operasyonda 15 şüpheli gözaltına alındı. (DHA)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ