Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Cumartesi Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi özellikleri, engelli sanatseverler için opera ve sanat merkezi, türkiyenin en yüksek opera binası

        HT Cumartesi / Sırma Karasu

        sirmakarası@gmail.com

        Bu hafta daha proje aşamasındayken dahi heyecanlanmama sebep olan Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’ni gezme şansı buldum... Opera ve sanat merkezinin bahçesinde bol yeşil alan ve oturma yeri var. Opera ve sanat merkezinin bahçesinde bol yeşil alan ve oturma yeri var.

        Bakırköy Belediyesi tarafından çok yakında hizmete açılacak Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’ne, karşıma ne çıkarsa sevmeye hazır gittim... Şu anda kaderine terk edilmiş ve mahzun bir halde hakkında verilecek kararı bekleyen AKM, çok değil 5 yıl öncesine kadar opera ve bale severlerin ruhlarını beslemeye gittiği yerdi. Deprem, güçlendirme, 2010 Kültür Başkenti ve işlevselliğinin artırılması gibi gerekçelerle, ev sahipliği ettiği her temsil kapalı gişe olan mekân bir günde kapanıverdi. Yerine, orkestra çukuru olmayan Süreyya sunuldu.

        Aslında Süreyya, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin temsillerini sürdürdüğü çeşitli kongre saraylarından ve konferans salonlarından yine de daha iyi. Yapılış amaçları, ciddi ciddi konular üzerine konuşmalar yapmak olan mekânlarda opera izlemek insana nasıl keyif versin? Konser salonu olarak inşa edilmemiş mekânlardaki akustik eksikliğiyse başka bir yazının konusu. Bu noktada Süreyya’nın, hamisi ve isim babası olan Süreyya İlmen Paşa tarafından 1927’de aslında opera binası olarak hizmete açıldığını, ancak sahne kısmının tamamlanamaması ve yetişmiş opera sanatçısının olmaması nedeniyle bu amaçla hiç kullanılamadığını belirtmek isterim. Binanın içindeki ve dışındaki tüm barok detayları da Süreyya Paşa’nın Avrupa’daki opera binalarında yaptığı gözlemlere borçluyuz... Bina sonraları sinema olarak kullanılıyor, çok da iyi oluyor ancak bugün sanatseverlere iyi bir opera binası olamıyor.

        MUHTEŞEM BİR BAHÇESİ VAR

        Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’ni sevmeye hazır gitmemin diğer sebebi ise adı... İçinde kongre, konferans ve kültür kelimeleri yok. Sanat var, opera var ama en güzeli gerçek diva, muhteşem kadın Leyla Gencer var. Malum kültür kelimesi son yıllarda ülkemizde herkesin kendi ideolojisini sergilemesi anlamına gelir oldu. Kültür kelimesinin yer almaması, binanın Bakırköy Belediyesi arazisine yapılmış olmasına rağmen herhangi bir ideolojik amaç güdülmeden salt sanat ve insan odak alınarak yapıldığını düşündürüyor. Zaten opera ve sanat merkezinin metrobüse sadece 5 dakika mesafedeki bahçesini görür görmez, kendi kendime “Belediyecilik işte böyle olmalı” dedim. Projesi Mimar Cemal Mutlu tarafından çizilen 10.000 metrekarelik yapının muhteşem bir bahçesi var. Son günlerde kent süslemesi denince akla gelen fantastik peyzajlar yerine bahçeyi çevreleyen havuz, beyaz led ışıklar, su perdesi ve çimler operanın modern binasına çok yakışmış.

        Bihrat Mavitan ve Doç. Dr. Ümit Öztürk’ün, seyircisini selamlayan Leyla Gencer heykeli de binanın girişinde sizi karşılıyor. Ancak bu bahçenin en mutlu eden yanı, yarattığı kamusal alan. Çoğu zaman olduğu gibi çay bahçesi, restoran, kafe değil bahçede bunlar yerine bol yeşil alan ve oturma yeri var. En önemlisiyse, sanat etkinliklerine demokratik katılım imkânı sunan beton amfi ve sahnelenen performansın yansıtılacağı binanın cephesinde yer alan ekran...

        ENGELLİ SANATSEVERLERE TAM ERİŞİM

        Arazinin her metrekaresi, Bakırköy sakinlerinin ve İstanbullu sanatseverlerin her daim vakit geçirebileceği bir mekân yaratacak şekilde düşünülmüş. Bina, ön cephesinde yer alan, her kata ulaşım sağlayan rampa ve içinde mevcut tekerlekli iskemleler gibi özellikleriyle engelli sanatseverlere tam erişim sağlıyor. Bu kadarı bile Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen ve ekibine, insana verdikleri değer nedeniyle saygı duymamı sağlamışken, binanın en üst katının kreş olduğunu öğreniyorum. Sürekli olarak opera, bale ve tiyatro provalarıyla iç içe bir kreş, küçük yaştan itibaren sahneyle iç içe olmak; düşünsenize... Binanın koskoca bir katının kreş olarak hazırlanmış olması gerçekten etkileyici ama, esas bomba şu: Temsile gelenler de küçük yaştaki çocuklarını kreşe bırakabilecekler. Sırf bu ayrıcalık için ister misiniz tüm İstanbul halkı opera bağımlısı olsun!

        İKSV’nin Deniz Palas’ında hak ettiği ilgiyi bulamayan Leyla Gencer Evi de açılışından itibaren burada sergilenmeye başlayacak. Opera binasına hayat verecek kişi ise Yekta Kara. Bakırköy Belediyesi danışman olarak Kara ile anlaşmış. Kara; Donizetti, Verdi ve Rossini gibi klasik bestecilerin operalarının modern sahnelenmesi konusunda dünya çapında kariyer sahibi. AKM’de izlediğim Donizetti’nin “Belisario”suna getirdiği yorum opera belleğimdeki mihenk taşlarındandır. Yine de bir parçam Yekta Kara’nın “Aşk-ı Memnu” gibi Türk edebiyatı kaynaklı eserler, Osmanlı’da geçen operalar ve modern uyarlamaların yanı sıra benim gibi operasını görkemli ve epik sevenleri de unutmamasını diliyor.

        TÜRKİYE'NİN EN YÜKSEĞİ

        Yardımcısı Turgay Akbal’dan öğrendiğime göre, Erzen gerçek bir opera hayranı. Zaten konser salonunu gezmeye başlayınca bunu anlamamak mümkün değil. Bilindik tabirle “hiçbir masraftan kaçınılmamış”. Leyla Gencer’in ismine yakışır bir konser salonu inşa edilmiş. İstanbul’da son yıllarda belediyeler tarafından yapılan kültür ve kongre merkezlerinin çoğu lise konferans salonlarından hallice; ses sistemi, sessiz havalandırma, akustik ve yalıtım gibi olmazsa olmazlardan çok dekorasyona önem verilerek hazırlanıyor. Salonu tasarlarken seyircilerin iki saati rahat geçirebilmesi için nelere ihtiyaç duyacağını kestiremeyen mimarlar, konser izleme deneyimini bozuyorlar.

        Opera ve müzikal temsillerinin hakkını verecek kadar büyük bir sahne ve orkestra çukurunun yer tutması nedeniyle seyirci kapasitesi diğer büyük merkezlere göre mütevazı. Salonun seyirci kapasitesinin 1050 kişi olması program başlayınca bilet bulmanın epey mücadele gerektireceğini gösteriyor. Teknik ayrıntılara gelince; salon 24 metrelik soffit yüksekliği ile Türkiye’nin en yükseği. Bunun anlamı, merkezin en büyük prodüksiyonlu performanslara bile ev sahipliği yapabilecek olması. Bakırköy’ün uçak kalkış rotasında olması göz önünde bulundurularak standart 23 desibel olan yalıtım 15 desibele kadar düşürülmüş. Yine mükemmel ses deneyimi hedeflenerek tamamen sessiz, yerden havalandırma sistemi döşenmiş. Çiçeği burnunda opera binamızın bu ay içinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından açılması bekleniyor. Sahnelenen temsillerin kritiğini ise bu köşeden takip edebilirsiniz.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ