Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dış ticaret rakamları açıklandığında pazar günü ithal otomobillerin vergisinin neden artırıldığını ve yerlilerin vergisinin niçin düşürüldüğünü daha iyi anladık. Otomobil piyasası son üç aydır çok canlı ve 10 yıllık ortalamaların hayli üzerinde talep görüyor. İkinci el piyasasının canlılığı birinci eli de geçmiş durumda.

OTOYA HÜCUMUN NEDENİ?

-Çünkü hem salgın hastalıktan korunmak için artık toplu taşımadan ve uçaklardan imtina edenler çoğaldı, hem de birinci el ve ikinci el piyasada olsun otomobil alanlar yüksek oranda kar etti. Gerçek ihtiyacın yanında işin yatırım yapmak gibi duygusal boyutu da var.

-Şu anda kalmadı ama ağustos ortasına kadar vardı, gerçekleşen enflasyonun altındaki kredi faizleri de otomobile güçlü bir talep yarattı.

-TÜİK’in verilerine göre ortalama olarak dizel otomobillerin fiyatı 7 ayda yüzde 46, benzinli otomobillerin fiyatı yüzde 27 arttı. Bugün açıklanacak enflasyon rakamlarında ağustos ayında ve 8 ayda ne kadar arttığını da göreceğiz.

-Fiyat artışlarında baş rolü döviz kurundaki artış çekiyor. İthal otomobillerin fiyat artışı büyük ölçüde buna bağlı. Dizelin fiyat yüksekliğinde ise çevreye yaptığı tahribattan dolayı artırılan vergilerin de etkisi var. Bu yılın 8 ayında satılan otomobillerin yüzde 51.5’i benzinli, yüzde 41.2’si dizelli. Fiyat artışlarındaki artış pazar payındaki tabloyu da tersine çevirdi.

ARTAN İTHALATA YÜKSEK VERGİ

-Talep yüksek, ekonomiyi de canlandırır da, satın alınan otomobillerin yaklaşık dörtte üçü ithal. Her ne kadar otomobil sektörü kendi içinde dış ticaret fazlası verse de, ithalatı yüksek kalemlerden biri.

-Yılın 7 aylık döneminde otomotiv ithalatı 6.6 milyar doları bulurken, ihracatı 11.2 milyar dolara vardı. Ticaret fazlası 4.5 milyar dolar. Ancak bir önceki yılın aynı döneminde fazla 10.5 milyar dolardı.

-Buradaki 6 milyar dolarlık azalmada ihracatın 4.8 milyar dolar düşmesi yanında ithalattaki 1.2 milyar dolarlık artış da etkili. Bütün Avrupa otomobil piyasası pandemi nedeniyle sert bir şekilde daralırken, Türkiye piyasası büyüyor ve daha fazla ithalata gerek duyuyordu.

-Artırılan vergiler tam da ithalatı caydırmaya ve otomobil talebini yerli üretime kaydırmaya yönelik bir adım. Ancak ithal ağırlıklı piyasanın daraltacağı açık.

İTHALATTA ARTIŞIN TAMAMI ALTINDAN

-Dün açıklanan ağustos ayı dış ticaret verilerinden ortaya çıktı ki, dert sadece otomotiv değil. Hatta asıl sorun olan altın ithalatı. Altın ithalatı tüm zamanların en yüksek rekorunu ağustos ayında kırdı. Bir ayda 4.2 milyar dolarlık altın ithal ettik.

-Yılın 8 ayındaki altın ithalatı da yüzde 119 artışla 16 milyar dolara yükseldi. Yani bu yıl için altına, otomobilden 10 milyar dolar fazla döviz ödemesi yaptık.

-Altın ithalatının aylık yüzde 338’lik artışı ağustosta dengeleri de bozdu. İhracat yüzde 5.7 azalırken, ithalat yüzde 20.6 arttı. İthalattaki toplam atış 3.212 milyon dolar. Altın ithalatındaki artış da tam 3.272 milyon dolarla bunun biraz üzerinde. Altın hariç diye bakarsak ithalat artmamış, düşmüş. Yani ithalat artışının tamamı altından diyebiliriz.

2009’DA ALTIN İHRACATÇIYDIK

-Altın herhangi bir mal değil, tüketilmez ve eskimez, olsa olsa işlenerek daha katma değerli hale getirilebilir ve öyle satılır. Ya da altın tam bir para alternatifi. Bugün altına sığınanlar yarın şartlar değiştiğinde sığınaktan çıkabilir. Altın ithalatçısı iken, altın ihracatçısı olabiliriz.

-2009 krizinden çıkarken böyle oldu. Zaman içinde ve düşük fiyatlardan altın edinenler fiyatlar yükseldiğinde altınlarını sattı. Bu altınlar da rafineride külçeye çevrilerek hem yurt içi ihtiyacı karşıladı hem de ihraç edildi. Altın ticaretinin merkezi olarak İsviçre o dönemde Almanya’yı geçerek aylık bazda en çok ihracat yaptığımız ülke olmuştu.

-Şimdi ise tersi bir durum yaşanıyor ve İsviçre en çok ithalat yaptığımız üçüncü ülke düzeyine çıktı. Türkiye’nin ithalatında üst sıralarda görmediğimiz Irak da ikinci sıraya yükseldi. Bu ülkeden altın ithal ettiğimiz belirtiliyor. Orada daha ucuzmuş.

BU İŞTEN KARLI ÇIKABİLİRİZ

-Altının bu kadar ilgi görmesinin en başat nedeni şüphesiz dünyadaki yükselişi. 8 aylık artışı dolar bazında yüzde 30’u buldu. Türkiye’de TL ile alınıp satıldığı fiyatı ise bunun iki katı kadar yüzde 59 oranında arttı.

-Çünkü dolarla ithal edilen altın TL ile fiyatlanırken, yerli paranın değer kaybı da fiyatların içine giriyor. Böyle bir kazanca karşı hiç kimse kayıtsız kalamaz.

-Üstelik altın sahipliği bakımından, kişi başına düşen altın miktarının en yüksek olduğu ülkelerden biriyiz. Kitlesel olarak alım satımının zamanlamasını iyi bir tacir kadar becerebildiğimizi gösterdik. Şartlar değiştiğinde, zamanı geldiğinde altını satmasını da biliriz.

-Bu konuda dünyayla yarışabileceğimiz bir tecrübeye sahibiz. İnsanımız bu işte bir fırsat gördü. İthalatı önlemek amacıyla altın piyasasını bozmazsak bu işten karlı çıkarız.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!