Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

New York Times tam da seçim öncesi büyük bombayı patlattı gibi gözüküyor.

Amerikan seçimlerinde “October Surprise” denen bir Ekim ayı sürprizi olur, seçimden önce hep böyle bir bomba patlar ve seçim sonucunu etkilemesi beklenir. Yakın tarihte en bilineni Wikileaks’in Hillary Clinton e-mail’lerini sızdırması, ardından FBI’ın kapattığı soruşturmayı seçime birkaç gün kala yeniden açması, sonra yeniden kapatmasıydı. Clinton’ın kaybetmesinin pek çok nedeni var, ama bu Ekim Sürprizi’nin ona büyük darbe vurduğu aşikar. Trump’a gelince, ona asıl sürpriz Anayasa Mahkemesi ataması sanıyorduk. Ama New York Times’ın stratejik zamanlamayla yayımladığı bu haber şimdi gündemin tepesine yerleşti.

Neler var New York Times’ın haberinde?

Özünde, hiç kimsenin bilmediği bir şey yok. Uzun yıllardır herkes Trump’ın söylediği kadar zengin olmadığını tahmin ediyordu. Bugüne kadar hep işlerini batırmış, iflas açıklamış, zarar etmiş ama bir şekilde sıfırdan kendini yeniden yaratmış bir iş adamıydı. Daha önce yeğeni Mary Trump geçmişten kalma vergi beyannamelerini sızdırmıştı New York Times’a. Ama bu sefer 15 yıllık ayrıntılı bir inceleme söz konusu. Aralarında Türkiye’nin de olduğu ülkelerde yaptığı işlerden elde ettiği gelir (13 milyon dolarmış Mecidiyeköy’deki binadan kazandığı) ve karşılığında ödediği vergiler belgelendi. Başkanlığının ilk yılında sadece 750 dolar vergi ödemiş, bir önceki senesinde de aynı miktar. 15 yılın 10 yılında da hiç vergi ödememiş.

New York’taki Trump Tower’ın önüne gelen bir gösterici Trump maskesini takarak vergi haberinin yayınlandığı New York Times’ı orada okumaya başladı.
New York’taki Trump Tower’ın önüne gelen bir gösterici Trump maskesini takarak vergi haberinin yayınlandığı New York Times’ı orada okumaya başladı.

Bu vergi meselesi neden bu kadar önemli?

Richard Nixon’ın az vergi verdiğinin ortaya çıkmasından sonra ortalık karışmıştı, Amerika’da Başkan adaylarının vergi beyannamelerini açıklaması da gelenek oldu. Trump bu geleneği bozan ilk Başkan oldu ve açıklamadı. Çünkü IRS -bir anlamda vergi idaresi- denetiminde olduğunu söylüyordu. Denetim biterse açıklayacakmış, ama 2011’de başlayan denetim de hala bitmedi. Trump’ın 73 küsur milyon dolarlık bir vergi iadesini nasıl aldığını inceliyorlar, eğer onu haksız bulurlarsa 100 milyon dolar ceza ödeme ihtimali var.

750 dolar vergi neye tekabül ediyor?

Starbucks’ta çalışan biri yılda 2 bin 300 dolar vergi ödüyor, ona göre hesaplayın artık. Trump yıllarca işletmeleri zarar ettiği, iflas açıkladığı için sistemi kandırmanın yolunu bulmuş bir şekilde. Daha evvel de kendisine sorulduğunda bu kurnazlığından gurur duyduğunu söylemişti. Öte yandan, Trump ve avukatı vergi verdiğini iddia ediyor. Ama burada da kelime oyunu var: ABD’de hem devlete hem de eyalete vergi veriliyor, NYT’nin yayımladığı haber devlete ödenen vergilerle ilgili. Trump’ın ödediğini söylediği vergi yanında çalışanların sağlık sigortası gibi başka vergiler olabilir. Gazete şahsi gelir vergisini tartışmaya açıyor.

Sonuçta Trump zengin mi değil mi?

Elbette aç ve açıkta değil, ama öyle dünya milyarderleriyle aşık atacak kadar da bir serveti yok. Hatta vergi beyannamelerinin gösterdiğine göre elinde satacak malı da kalmadı. Önümüzdeki senelerde aldığı borçları ödemesi gerekiyor, ama toplam 800 küsur bin dolarlık bir mal kalmış satacağı. Trump aslında gazetenin de yazdığı gibi televizyonda patron rolü oynamakta gerçek hayatta yaptığı patronluktan daha başarılı. Kendi sahip olduğu yerler, golf sahaları, Washington, D.C.’deki otel falan ısrarla zarar ediyor. New York’taki Trump Tower’dan gelir elde ettiği tahmin ediliyor, bir de Mar-a-Lago golf kulübüne üyelikler arttı Başkan olduğundan beri. Çünkü burası ikinci bir Beyaz Saray oldu, insanlar da Başkan’a yakın olmak için gitmeye başladı.

Aslında 2015’te seçim yarışına kendi markasını canlandırmak, reklamını yapmak için girdiği bile tahmin edilebilir. Çünkü Trump’ın en çok kazandıran ürünü bizzat kendi adı. İsmini başka ülkelere telif karşılığında satıyor, binalar, oteller bu isimle kuruluyor. 2015’te bu isim epey yıpranmıştı, Başkanlık yarışı PR çalışması olarak başladı. Kendisi bile seçileceğini tahmin etmiyordu yoksa.

Ya televizyondan kazandığı paralar?

“The Apprentice” adlı reality show’uyla büyük bir TV yıldızı oldu Trump ve epey de kazandı. Bu programdaki kuaförüne yılda 70 bin dolar veriyormuş, kızı Ivanka Trump’ın da saç ve kuaför masrafı 100 bin dolar civarındaymış. Ama TV’den kazandığı paraların vergilerini başka iş kollarındaki zararlarını göstererek ödemedi.

Yani suç işledi değil mi?

Vergi kaçırmak en büyük suç olabilir ABD’de. Al Capone’u bile böyle enselemişti FBI zamanında. Ama Trump bir şekilde her şeyi kitabına uydurmuş gibi gözüküyor. Başını ağrıtabilecek tek konu danışmanlık ücretleri olabilir. İş dünyasında yüksek danışmanlık ücretleri tartışmaya açık bir mesele, başkalarına da bu yüzden soruşturma açıldı. Trump da beş milyon dolara iş bitiriyor Azerbaycan’da, ama bir de bir milyon dolarlık danışmanlık ücreti ödüyor. Kime ödüyor? En azından kızı Ivanka’ya 740 küsur bin dolar danışmanlık ücreti verdiği anlaşılıyor. Çünkü Ivanka da 2016’daki vergi beyanında tam da bu rakama tekabül eden bir danışmanlık ücreti aldığını açıkladı. Trump parayı kendi aile bireyleri arasında dolaştırıp vergi ödemiyor gibi bir durum söz konusu. İşin bu kısmı biraz şüpheli.

Bu belgeleri kim sızdırdı?

New York Times açıklamıyor, hatta belgelerin kendisini de göremiyoruz. Çünkü kaynağının kimliği ortaya çıkabilirmiş, herhalde belgelerde kimin sızdırdığına dair kimliği açık eden işaretler var. O yüzden gazete çok uzun bir inceleme dosyasıyla okurlarına rakamları ve bu rakamların neye tekabül ettiğini duyuruyor.

Sonuçta seçimde büyük darbe aldı ama Trump, değil mi?

Bunu söylemek için çok erken, çünkü dediğim gibi Trump’la ilgili ortaya çıkan bilgilerin hiçbiri yeni değil. Kendi seçmeni de dahil herkes biliyordu Trump’ın daha çok bir şovmen olduğunu. Sevmeseler bile Trump’ı destekliyorlar, çünkü onun orta sınıfın dostu olduğunu düşünüyorlar. Zaten ABD’de de Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasındaki temel ayrım vergiye dayanıyor. Cumhuriyetçiler vergi ödememekten yana, Trump’ın da çalışan sınıfı düşünerek vergilerini azalttığına inanıyorlar. Yanlış bu tabii, Trump aslında çok zenginlere vergi avantajları sağladı. Ama orta sınıfı da ekonomiyi çok iyi bildiğine, onları düşündüğüne, vergilerini azalttığına, işçileri de koruduğuna, tarihe karışan iş kollarını (kömür vs.) geri getireceğine ikna etti. Sadece Ohio, Pennsylvania, Michigan gibi kararsız eyaletlerde bu vergiden dolayı Trump’a kızacak kararsız seçmen var mı, onların oyunu etkiler mi göreceğiz. Ama şu ana kadar Trump’a hiçbir şey yapışmadı, yapışmıyor. Dahası, Trump’ın seçilmesiyle bütün ezberler yerle bir oldu zaten. Hala vergi kaçırma duyarlılığı kaldı mı insanlarda, böylesi bir ahlaki çıta korunuyor mu söylemek zor.

İyi de bu kaçıncı skandal.

Rusya’nın seçimlere müdahalesi, Ukrayna devlet başkanıyla telefon görüşmesi, ‘impeachment’ süreci… Neleri atlatmadı ki… Bob Woodward’ın kitabındaki COVID-19’u önceden bilip yalan söylediğiyle mi başlayayım yoksa avukatı Michael Cohen’in onu mafya liderine benzetmesinden mi? Yeğeni Mary Trump’ın ifşaatlarının üzerinden sadece birkaç ay geçti mesela. Bu vergi haberi bunlardan etkilenmeyen seçmeni bir anda etkileyecek mi göreceğiz.

Buyurun, hafızanızı tazeleyin:

Biden bu fırsatı kaçırmaz herhalde?

Salı akşamı ilk kez televizyon tartışmasında karşı karşıya geliyor Joe Biden ve Donald Trump. Ama şimdiden Biden’ın 90 dakika boyunca canlı yayında Trump’la nasıl mücadele edeceği tartışmalı. Bir kere Trump onun doping ilacı kullandığını iddia ederek tartışmaya açtı. Geçmişte konuşma engeliyle boğuşan, hala sık sık takılan ve gaf yapan Biden’ın rating canavarı Trump karşısında zorlanması muhtemel. Büyük ihtimalle şahsi saldırıları görmezden gelecek, konu ve ilke tartışmasına çekmeye kalkacak. Ama Kemal Biden’ın “Böyle bir şey olabilir mi?” tarzı muhalefetiyle vergi konusu ne kadar Trump’ı zor durumda bırakacak göreceğiz. Belki ters bile tepebilir.

Hadi canım sen de...

Ters tepebilir, çünkü bu Bizans oyunlarıyla aslında Trump’ın kurnazlığı ve sistemi nasıl alt edebildiği belgelenmiş oldu. Kendi tabanı onun belgesiyle zeki olduğuna inanabilir, çünkü Amerika’nın en sağlam kurumunu bile yenmeyi başardı. Belki bize de öğretir, diyen seçmen vardır. Bir de benim aklıma 1994’deki belediye seçimlerinden önce Türkiye’deki ekran tartışmaları geliyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın adı bilinmezken medya aleyhine haber yapıp duruyordu ve bir haber bülteninde “Gecekonduda oturuyorsunuz, gecekonduları yıkacak mısını­z­?” diye soru soruldu. İlhan Kesici ve Zülfü Livaneli arasında geçeceği beklenen yarış o gece, o haber bülteniyle sonuçlandı. Gecekonduları yıkmayacağını söyleyen Erdoğan aradan sıyrıldı; garibanın dostu olarak destek topladı ve kazandı. Kendi mahallemizdeki hassasiyetler başka mahallelerde karşılık bulmayabiliyor, hatırlatmak isterim.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00