Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BÜŞRANUR KESKİNKILIÇ - Dijital teknolojilerin yaşamın her alanına nüfuz etmesiyle bireylerin sosyal ağlara ve bilgi kaynaklarına kesintisiz bağlı olma isteği olarak tanımlanan "aşırı bağlantılılık (hyperconnectivity)" yalnızca iletişim alışkanlıklarını değil, psikolojik iyi oluşu da etkileyen yeni bir toplumsal mesele haline geldi.

        Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve anlık bildirimlerle kesintisiz bilgi akışına maruz kalan bireylerde zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve tükenmişlik hissi giderek yaygınlaşıyor.

        Gün içinde sürekli mesaj kontrol etme, sosyal ağlardan kopamama ve çevrim dışı kaldığında kaygı hissetme gibi davranışlar, zamanla bireyin stres düzeyini artırırken, bu durum verimlilikte düşüşe, uyku düzeninin bozulmasına ve kişilerarası ilişkilerin zayıflamasına yol açıyor.

        Özellikle sosyal medya ve dijital platformların yoğun kullanımıyla birlikte "hep çevrim içi kalma" alışkanlığı günlük yaşamın doğal bir parçasına dönüşürken, bireylerin dijital dünyayla sağlıklı sınırlar kurması önem taşıyor.

        Dijital yorgunluk uzun vadede psikolojik tükenmişliği tetiklerken, bilinçli teknoloji kullanımı ve çevrim dışı zaman oluşturma, ruh sağlığını korumada kritik rol oynuyor.

        İstanbul Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Maryam Farzand, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşırı bağlantılılık kavramının kişide tükenmişlik, aşırı stres, verimlilikte düşüş ve kişisel ilişkilerde zayıflama gibi etkilerini değerlendirdi.

        Farzand, insanların sosyal varlıklar olduğunu belirterek, "Bizler aidiyet, onaylanma ve diğer insanlarla duygusal bağ kurmayı arıyoruz. Eskiden, teknoloji gelişmeden önce bu ihtiyaçlar, kurulan bağlar sayesinde karşılanıyordu." dedi.

        Aşırı bağlantılılık kavramının artık sadece gelişen teknoloji ve internetle ilgili olmadığını, bunun bir davranış kalıbına dönüştüğünü ifade eden Farzand, iletişimin karşılıklı oturup sohbet etmekten teknolojik cihazlara kaydığına işaret etti.

        Farzand, insanların artık birbiriyle telefon ya da bilgisayar aracılığıyla iletişim kurduğuna dikkati çekerek, "Aşırı bağlantılılık kavramında bağ kurmaktan uzak bir unsur var çünkü insanların hissetmek için ihtiyaç duyduğu psikolojik ipuçlarının çoğu eksik. Örneğin, fiziksel varlık yok. Birinin yüz ifadesini, sesini, jestlerini görmek yok." diye konuştu.

        İnsanların telefonlarının şarjı bittiğinde ya da internet çekmediğinde endişeli hissettiğini söyleyen Farzand, "'Ya acil olabilecek bir bildirim, mesaj ya da e-postayı kaçırırsam ne olur?' düşüncesi mevcut. Tüm bunlar şu anda araştırma aşamasında, araştırmalara göre aşırı bağlantılılık, insan davranış kalıplarını şekillendiriyor ve eski modelin açıkça yerini alan yepyeni bir model ortaya çıkarıyor." ifadelerini kullandı.

        - "Telefonlarımızdan gelen her bildirim bize tatmin duygusu verir"

        Farzand, sürekli teknolojik aletler üzerinden iletişimde olmanın insan beyni ve kimyası üzerinde etkileri olduğunu belirterek, "Beynimiz tatmin arar. Bu, doğamızda var. Hoşumuza giden bir şey olur olmaz, beyinde dopamin salgılanır ve ardından vücuda da yayılır. Bu dopamin salgılandığında, beynimiz bir ödül hissi yaşar. Telefonlarımızdan gelen her bildirim bize tatmin duygusu verir." değerlendirmesini yaptı.

        Özellikle sosyal medya üzerinden gelen beğeni ve yorumların beynin ödül sistemini aktive ettiğine işaret eden Farzand, şöyle devam etti:

        "Bu durum devreye girdiğinde, kendimizi durduramıyoruz. Telefonumuzu sürekli kontrol edip, hikayemizi veya paylaştığımız fotoğrafı kaç kişinin beğendiğini ya da kaç kişinin görüntülediğini merak ediyoruz. Çünkü bazıları beğenmese bile binlerce görüntüleme olması, insana tatmin duygusu veriyor. Bu, dijital medya henüz bu kadar gelişmemişken, insanların belki de bir futbol maçına gidip kazanarak elde ettikleri ödül sistemine eşdeğer. Yani bu tür şeyler artık tamamen dijital dünya tarafından ele geçirildi. Dijital medya sayesinde insanların oturduğu yerden dopamin salgılaması, beyne bilişsel ve fiziksel olarak enerji harcamaya gerek olmadığı sinyallerini gönderiyor. İşte bu yüzden, eski alışkanlıklar otomatik olarak bu yeni stille yer değiştirdi ki bu pek de sağlıklı bir durum değil."

        - "Altta yatan asıl nedeni değiştirmeden alışkanlıkları kesip atmak kalıcı olmaz"

        Son zamanlarda yapılan birçok çalışmanın "kişinin kendi kendine vakit geçirebilmesine" odaklandığını söyleyen Farzand, bunun kişinin duygusal olgunluğunu artırdığını kaydetti.

        Farzand, aşırı bağlantılılık durumunun ciddi anlamda dikkat dağınıklığına yol açtığını vurgulayarak, "Bu teknolojiyle doğan nesil, onu öğrenmedi. Hayatlarında bu teknolojiden yoksun kaldıkları bir dönem yaşamadı. Dolayısıyla onlar için sessizlik, yokluk anlamına geliyor." diye konuştu.

        Son yıllarda 20 yaşın altındaki bireylerin yüksek depresyon ve anksiyete riskiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Farzand, "Sürekli onaylanmaya ihtiyaçları var. Etraflarında sürekli birinin olmasına ihtiyaçları var. Bu, sadece birinin gönderilerini beğendiğine ya da yorum yaptığına dair bir bildirim şeklinde olsa bile, 'Yalnız değilim.' hissini uyandırıyor. En azından biri görmüş, biri yorum yapmış, biri beğenmiş." ifadelerini kullandı.

        Farzand, psikolojik açıdan, yalnız kalamayan kişilerde duygusal olgunluğun eksik olduğunun düşünüldüğüne dikkati çekti.

        Dijital detoksun aşırı bağlantılılık konusunda yardımcı olabileceğini ancak bunun geçici bir "yara bandı" olduğunu belirten Farzand, "Altta yatan asıl nedeni değiştirmeden alışkanlıkları kesip atmak kalıcı olmaz." dedi.

        Farzand, küçük adımlar atmanın daha etkili olacağına işaret ederek, "Öncelikle gereksiz bildirimleri kapatın. Yemek yerken veya sohbet ederken telefonunuzdan uzak durun ya da yatmadan önce ekran kullanmayacağınız saatler belirleyin, kesintisiz çalışabileceğiniz zaman dilimlerini planlayın. Böylece adım adım, kendinize ne kadar zaman ayırabileceğinizi göreceksiniz." tavsiyelerinde bulundu.

        Anadolu Ajansı, DHA ve İHA tarafından geçilen tüm Ankara haberleri, bu bölümde Haberturk.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Ankara Haberleri alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.

        Günün Önemli Manşetleri

        Benzer Haberler