Mehmet Çalışkan

Alev Baymur...
2000'den önce Türkiye'de oyuncu ve balerin olarak sektörde etkin bir isimdi.
Sonra aldığı radikal bir kararla ABD'ye yerleşti.
Uzun yıllardır ortalıklarda görünmeyen Alev Baymur, Türkiye'ye döndü.
ABD'de boş durmamış.
Bir yapım şirketi kurmuş, 'Küçük Prens' adlı müzikal filmle ödüller kazanmış.
Bir de noter ve emlakçı olmuş.

"Türkiye'de herkesin şikayet ettiği her şeyi çok özledim" diyerek ülkesine dönen Alev Baymur, Habertürk HT Stüdyo'da Mehmet Çalışkan'ın konuğu oldu.

Kariyerinin en iyi dönemlerinde ABD'ye gittin. Neden gittin?
Galiba biz sanatçılar olarak kendimiz için hep rol arıyoruz. Benim de elde etmek istediğim rol annelikti. Bir çocuk büyütmek için uzaklara gitme ihtiyacı hissettim.

20 yıl boyunca ABD'de ne yaptın?
20 yılımın yaklaşık 15 yılı ABD'de geçti. Öncelikle bir evlat yetiştirdim. 19 yaşında bir kızım var. Müzisyen oldu. Bu arada 'sanatın dışında ne öğrenebilirim?' diyerek eğitimler aldım. En çok sükse yapan eğitimim de ABD'de noter olmamdı. Sonrasında sanata devam ettim. Özellikle burada yaptığım işlerin ABD'de can bulmasını sağladım.

Orada bir de yapım şirketi kurdun değil mi?
Evet... Öncelikle yapım şirketim, film ihracatçısı statüsüyle ABD'deki şirketimin ortağı. ABD'deki yapım şirketi de özellikle Türkiye'deki platformda benim kendi stüdyomda çektiğim mütevazi filmlerimi oradaki festivallerde pazarlayan tarafıdır. Örneğin 'Küçük Prens', ABD'de çocuk dalında 6 ödül kazandı. Ayrıca Kanada'da bir Hindistan'da 2 ödül kazandı.

'Küçük Prens' nedir?
'Küçük Prens' benim aşkım. Bundan 3 yıl önce Türkiye'ye gelerek dijital ve holografik bir müzikal sahnelemek istedim. Bir şirket projeyle çok ilgilendi ve sponsor olacağını söyledi. Ben de bütün arkadaşlarımla toplantılar yaptım. Meltem Cumbul, Tamer Levent, Özkan Uğur, Cihan Okan... Sahneye bu arkadaşlarım çıkacaktı. Çalışmalara başladık, deneme çekimleri hazırlandı. Sonrasında ABD'ye döndüm. Sponsor olacak olan şirket sözleşme gönderecekti. Benim alıştığım gibi değil burada işler. Eylül ayında sözleşmem gelmedi. Ben de bunu filme çevirdim. Prodüksüyonunu, yapımcılığını, yönetmenliğini, her şeyini kendim yaptım. Sonra festivallere gönderdiğim zaman müthiş bir dönüş aldım. ABD'deki festivallerden 6 ödül kazandı.

'Küçük Prens', Türkiye'de sahneye de uyarlandı.

Oyunculuk, yapımcılık ve balerinlik... Bunlar varken ve sinemanın merkezinde yaşarken noter olma fikri nasıl ortaya çıktı?
Konservatuvar kökenliyim. Ankara Devlet Konservatuvarı, 2'nci Dünya savaşından sonra Rus ve Alman hocaların eğitim verdiği bir konservatuvardı. Dünya çapındaki hocaların eğitimiyle yetiştik. Çok iyi isimler çıktı. Biz sadece sanata odaklı yaşadık. Benim alanım klasik baleydi. Hep 'dünya çapında ne olurum?' diye hayal ederek büyüdüm. 'Entelektüel bilgi birikimim ne olur, ne yapabilirim, eğer sanat yapmasaydım ne yapabilirmişim?' diye kendimi denedim. Kendimi geliştirmeyi denedim, öyle diyeyim. Evimi satıyordum. Emlak komisyoncusu 40 bin $ komisyon teklif etti. Ben de 'Komisyon çok iyiymiş. Nasıl alınıyor?' diye sordum. O da 'Sen kendin alırsan böyle bir komisyon ödemeyeceksin' dedi. O dönemde noterlik sınavları vardı. Kendimi denemek için o sınavlara girdim. Emlakçı olabilmek için gerçekten çok zor sınavlar var. Çok zor sınavlardan geçmek gerekiyor.

ABD'de oyunculuk yapmayı denemedin mi?
Hayır, yeltenmedim. Oradaki yaşam tarzım buna uygun değildi. Çocuğumu bırakıp gitmek gibi bir imkanım yoktu. O yüzden ben kendimi sahne arkasına attım. Sahne arkasında üretmeye çalıştım. Opera, bale ve müzikal sahneye koyarak orada festivallerde canlı performanslı filmleri birleştirerek değişik işler yaptım. Son olarak Soma'nın kısa bir filmini yaptım. Orada da o film, 'En Yenilikçi Proje' ödülünü kazandı.

Türkiye'ye neden döndün?
Türkiye'de herkesin şikayet ettiği her şeyi çok özledim. Bu ülkede o kadar değerli duygu durumlarımız var ki... Onları çok özledim. Ülkemle tekrar birleşmekten dolayı çok büyük mutluluk duyuyorum.

Burada ne yapmayı düşünüyorsun?
Bir stüdyo kurdum. Film, müzik, dans, plato işleri çıkabilecek kapasiteye sahip olan bir stüdyo. Bu stüdyoyu bu organizasyonlarla işletmek istiyorum.

Aynı zamanda Türkiye Olimpiyat Komitesi üyesisin... Komite üyeleri ne iş yapıyor?
Evet, Türkiye'de 500 önemli kişinin bulunduğu bir komitedeyim. Olimpiyatların Türkiye'ye alınması için çeşitli çalışmalarda bulunuyor.

Türkiye'ye olimpiyat verilmemesinin nedeni sizce nedir?
Çok fazla lobi çalışmasının yapılması gerekir. Yurt dışından Türkiye'ye çok baktığımda bizim hiçbir noktada lobi çalışmamızın olmadığını görüyorum. Bir kere biz olimpiyatlara hazır bir ülke miyiz ya da hangi olimpik branşlarda yarışacağımızı birbirimize sorsak ne kadar cevaplayabiliriz? Bunu anlatabildik mi? Ürünümüzü hem Türkiye'de hem de yurt dışında pazarlamalıyız. Uluslararası olimpiyat komitelerinde çok ciddi faaliyette olmak gerekiyor. Biz bir arada orada güç oluşturamıyoruz.