Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs amacıyla sanık Alpaslan Arslan'ın silahlı örgüt kurduğu ve yönettiğinin açık olduğu belirtilen mütalaada, sanıklar Osman Yıldırım, Erhan Timuroğlu, Süleyman Esen, İsmail Sağır, Tekin İrşi de örgütün üyesi olup örgüt adına faaliyette bulundukları ifade edildi.

TOPLUM İÇİNDE BASKI KURMAK

Habertürk'ten Serdar Kulaksız'ın haberine göre, sanıkların, maktul ve katılanlar ile herhangi bir kişisel husumeti olmadığının sabit olduğu belirtilen mütalaada, "Sanıkların bir araya gelerek meydana getirdikleri bu örgütlenme, toplum üzerinde baskı kurmak, kendi deyimleri ile “ders vermek” amacı ile örgütlenmiştir. Terör örgütlerinin kuruluşunda amaç önemli bir unsurdur. Türban örtüsünü "sözde" korumaya ve dini duyguları istismar ederek ve bir nev'i doğal kalkan olarak kullanmak suretiyle toplumu "türban" üzerinden ayrıştırmaya yönelik örgütlenmiş bu oluşumda da bu husus açıkça görülmektedir" denildi.

İNFİAL YARATTI

Sanık Alparslan Arslan'ın liderliğindeki örgütün toplum üzerinde aynı zamanda baskı kurularak, toplumu ayrıştıracak ve ses getirecek eylemler yapmak için bir araya geldikleri belirtilen mütalaada, "Bu kapsamda sanıklar Süleyman Esen, Osman Yıldırım, Erhan Timuroğlu, İsmail Sağır, Tekin Irşi'nin örgüt üyesi oldukları anlaşılmaktadır. Sanıkların, gerek Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması, gerekse Danıştay'a yapılan saldırılarının her ikisi de doğrudan türban konusu ile ilgilidir. Bu saldırılar toplumda büyük infial yaratmış, korku uyandırmış, halk üzerinde paniğe yol açmıştır" denildi.

ALPARSLAN ARSLANDAN SONRA OSMAN YILDIRIM GELİYOR

Sanıklar arasında suç işleme hususunda birliktelik, devamlılık olduğu gibi bu suçlara uygun elverişli araç gerecin de bulunduğu belirtilen mütalaada, "Aralarında hiyerarşik yapılanmanın da olduğu, örgüt işleyişi ve suç yoluna bakıldığında Osman Yıldırım'ın, Alparslan Arslan'dan sonra geldiği anlaşılmaktadır" denildi.

BİLİNEN TERÖR ÖRGÜTLERİNİN TALİMATIYLA İŞLENDİĞİNE DAİR DELİL YOK

Burada sanıkların hedef aldığı olgu türban konusu üzerinden toplumun ayrıştırılması, şiddetin yaygınlaştırılması olduğu belirtilen mütalaada, "Türban örtüsü ile ilgili Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan karikatür ile Danıştay 2.Dairesince verilen türban kararını esas alan sanıklar bir araya gelerek böyle bir oluşum meydana getirmişlerdir. Bu oluşum, türban örtüsü ile ilgili baskı, şiddet ve tehdit içeren TCK 314. maddesi anlamında Silahlı Terör Örgütüdür. Bu kapsamda, Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması ve Danıştay saldırısı eylemlerinin gerçekleştirilme tarzları itibariyle profesyonel olmadığı, birçok "acemilik" barındırdığı, bu haliyle sanıkların ekonomik durumları ve konumu, yaşları, daha önce karıştıkları suçlar ve tarihleri, sosyal çevreleri, aldıkları eğitim ve suç tarihindeki işleri, tanışıklıklarının şekli, süresi ve bu anlamda örgütün yapılanma şekli, örgüt üyeleri arasındaki bağın "gevşek" olması, açık bir hiyerarşinin bulunmayışı dikkate alındığında, eylemlerin isimleri bilinen ve Türk yargısı ve/veya yürütme organınca kabul edilmiş bir terör örgütü ile bağlantılı şekilde veya bu örgütlerin talimatıyla yada bilgisi dahilinde işlendiğine dair bir delil yoktur.
Ergenekon terör örgütünün var olup olmadığına ilişkin Yargıtay bozma ilamında yer verilen tespitler ve yapılan yargılama birlikte değerlendirildiğinde, Cumhuriyet Gazetesine el bombası atılması ve Danıştay saldırısı eylemlerinin bu (iddiaya konu) örgüt ile irtibatını ortaya koyan maddi herhangi bir delil bulunmamaktadır." denildi.

MADDİ DELİL OLARAK KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL

Mütalaada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, en önemli delil olarak gösterilen el bombalarından ikisinin üretim yılı veya seri numarasının iddiaya konu Ümraniye'de ve Eskişehir'de ele geçirilen el bombaları ile benzerlik arz etmesi hususunun maddi bir delil olarak kabulü mümkün değildir. Çünkü, dosyadaki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere el bombalarının seri numarası veya üretim tarihinin bir aidiyet numarası olmadığı açıktır, bunun haricinde yapılan her değerlendirme bir tahminden ibaret kalmaya mahkumdur. Bir diğer açıdan bakılırsa, var olduğu kesin olarak saptanamayan bir örgütün, suçun işlenmesinden sorumlu tutulma olanağı da hukuken ve fiilen yoktur" denildi.

4 KİŞİYE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTENDİ

Sanıklar Alparslan Arslan, Osman Yıldırım, İsmail Sağır ve Erhan Timuroğlu hakkında TCK 309 maddesi gereğince Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs maddesi gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılmaları talep edildi. Alparslan Arslan’ın tutukluluk halinin devamına tutuksuz sanıklar Osman Yıldırım, İsmail Sağır ve Erhan Timuroğlu’nun tutuklanmalarına karar verilmesi talep edildi. Sanıklar Süleyman Esen ve Tekin Irşi hakkında ise örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmaları istendi.

Mütalaada, "sanıkların eylemleri bir bütün olarak TCK.nun 309. maddesinde yazılı suçu oluşturduğu için sanık Alparslan Arslan hakkında "terör örgütü yöneticiliği" suçundan, diğer sanıklar Osman Yıldırım, Erhan Timuroğlu ve İsmail Sağır hakkında "terör örgütü üyeliği" suçundan ayrıca cezalandırılmaları talep edilmemiştir" denildi.