Bakan Fidan: CAATSA ve F-35 konusunda sonuca ulaşacağız, bir sıkıntı çıkacağını düşünmüyoruz
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin ABD'nin CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 programına kısa süre içinde dönülmesi konusunda bir sonuca ulaşmayı umduklarını belirterek, müttefikler arasında savunma sanayine ilişkin herhangi bir kısıtlama olmaması gerektiğini ifade etti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "külfet paylaşımı" kavramına ilişkin "Ankara Zirvesi'nde de bu, kavram olmaktan çıkıp artık pratikte uygulanır bir politikaya döndü. Bu önemli, en önemli çıktısı aslında, somut çıktısı bu." dedi.
Bakan Fidan, TRT Haber'de gündemi değerlendirdi.
Ankara'da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin yapılışı ve sonuçları itibarıyla "tarihi" nitelikte olduğunu belirten Fidan, "Bu aynı zamanda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürüttüğümüz Türk dış politikasının da açıkçası olağanüstü bir başarısıydı." diye konuştu.
Fidan, dünyada yaşanan krizlere ve hem Avrupa hem de diğer coğrafyalardaki tartışmalara işaret ederek, zirve öncesinde NATO'nun geleceği, transatlantik ilişkiler ve NATO'nun caydırıcılığı hakkında çok sonuç vermeyen ve belirsizlik havası doğuran tartışmaların yaşandığına dikkati çekti.
Bakan Fidan, "Türkiye tam bu zamanda esas itibarıyla Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu liderlikle ve politikamızın ürettiği çıktılarla, esas itibarıyla ittifakın hala geçerliliğini koruduğu, transatlantik aktörlerin ortaya koyduğu, her iki taraftaki aktörlerin de ortaya koyduğu görüş ayrılıklarının aslında bir noktada buluşturulabileceği ve NATO'nun başlangıçtaki kuruluş amacı olan, ofansif değil, saldırıya yönelik değil, daha çok savunma ve barışı korumaya, refahı ve huzuru artırmaya yönelik rolünün yeniden aslında bir keşfi oldu." ifadelerini kullandı.
ABD'nin "NATO'daki Avrupa ülkelerinin yükünü taşıdığı şikayeti" ve buna bir düzenleme getirilmesi yönündeki talebine dikkati çeken Fidan, ABD'nin müreffeh Avrupa devletlerinin güvenliğini sağlarken, Avrupa'nın bu ülkenin sağladığı güvenlik içerisinde istifade ettiği sosyal güvenlik imkanlarının siyasi tartışma konusu olduğunu hatırlattı.
Fidan, "külfet paylaşımı" kavramına ilişkin "Ankara Zirvesi'nde de bu, kavram olmaktan çıkıp artık pratikte uygulanır bir politikaya döndü. Bu önemli, en önemli çıktısı aslında, somut çıktısı bu. Külfet paylaşımının konsept olmaktan çıkıp artık uygulamaya dönüşmesi ve bu konuda herhangi bir şekilde tartışmanın artık yapılmaması, bu önemliydi." değerlendirmesinde bulundu.
Savunma sanayisinin, en az askeri unsurlar kadar önemli olduğunu ve artık yalnızca destekleyici değil, güvenliğin temel bileşenlerinden biri olarak görüldüğünü vurgulayan Fidan, NATO'nun savunma planlaması ve strateji oluşturma süreçlerinde savunma sanayisine verilen önemin kurumsal düzeyde kabul edildiğini ve bu yaklaşımın, NATO'nun resmi kayıtlarına ve stratejik doktrinine de yansıdığını dile getirdi.
Fidan, en fazla konuşulan konulardan birinin dayanıklılık konusu olduğunu aktararak, "Ordularınızı hazırlıyorsunuz ama ne kadar süreyle mühimmat olacak? Ne kadar süreyle savunma mekanizmaları olacak? Lojistik ne kadar iyi olacak? Bütün bunların hepsi bir kez daha yaşanan savaşlarda görüldüğü için gündeme geldi ve burada yapılan savunma sanayisi ile ilgili hem forum, hem de politik çerçeve gerçekten çok belirleyici oldu." diye konuştu.
500'e yakın çalışanıyla NATO Ankara Zirvesi boyunca sahada olan TRT çalışanlarına ve TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı'ya teşekkür eden Fidan, Türk basınının zirve boyunca canla başla çalıştığını söyledi.
Fidan, uluslararası basının da zirveye muazzam bir teveccüh gösterdiğine işaret ederek, Atlantik'in iki tarafında yapılan tartışmaların heyecanı yükselttiğini ve Zirve'den "bir trajedi çıkıp çıkmayacağı" sorusunu doğurduğunu kaydetti.
Bakan Fidan, "Zirve yapılırken görüldü ki gerçekten Cumhurbaşkanımızın uzun erimli tarihi liderliği sayesinde ortaya koyduğu politik çerçeve, tavır, tarafları birleştirmesi, bir noktada çözülmemiş meselelere ilişkin alternatif perspektif getirilmesi aslında bu zirveyi gerçekten hem NATO açısından hem ülkemiz açısından tarihi başarılı bir zirve yaptı." dedi.
NATO'nun geleceğine müttefikler karar verecek
NATO'nun geleceğine bütün NATO üyelerinin beraber karar vermek zorunda olduğunun altını çizen Fidan, Avrupa güvenliği konusunun Avrupa Birliği (AB) tarafından mı, yoksa Türkiye'nin de dahil olduğu Avrupa'daki diğer ülkeler tarafından mı götürüleceği meselesinin önemine değindi.
Fidan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 2019'da yaptığı "NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti." açıklamasına ilişkin, şöyle konuştu:
"Şimdi aslında Macron'un ortaya attığı NATO'yla ilgili cümlelerin de geri planında yatan temel husus, burada Avrupa'da artık Avrupa Birliği'nin öncülük etmesi. Avrupa Birliği'nin de İngiltere çıktıktan sonra iki önemli gücü kim? Fransa ve Almanya. Almanya ekonomik bir dev, Fransa askeri bir dev. Dolayısıyla Fransa'nın aslında öncülük edeceği yeni bir güvenlik alanının olması arzusu veya stratejisini de orada görebiliyoruz."
Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan, NATO'nun iki kanadının da birbirine ihtiyaç duyduğu dersinin çıkarıldığını vurgulayan Fidan, "İlk önce Amerika 'Ben yükü gerçekten paylaştırmak istiyorum.' dedi, 'Hepsini taşımak istemiyorum' dedi. Tamam, Avrupalılar bunu üstüne aldılar, buradan bir maliyet ödeme var. Çünkü siyasiler için zor bir karar. Sosyal hizmetlerden, temel hizmetlerden kesip savunmaya bütçe ayırmak her iktidarın bir noktada sıkıntıya düşeceği alanlardan biri olabilir özellikle Avrupa'da." ifadelerini kullandı.
Fidan, iki sene önce ABD Başkanı Trump iktidara geldiğinde, her ülkenin kendi sanayi yeterliliğini kendi geliştirmesinin öne çıktığına ve bunun denendiğine dikkati çekerek, "Konu çok ciddi tartışıldı ama gelinen noktada görüldü ki hiç kimse bu ekosistemini tek başına üretmeye uygun değil. Yani şimdi o zaman ne olacak? İttifak üyeleri arasında külfet paylaşımı değil, ekosistemin kurulumu da önemli." değerlendirmesinde bulundu.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun daveti üzerine dar katılımlı bir toplantı yaptıkları bilgisini paylaşan Fidan, savunma sanayisiyle ilgili bir ekosistemin, sanayi gücü olan müttefiklerin katılımıyla yeni bir politika alanına dönüştürülmesinin önemine işaret etti.
Fidan, NATO'nun insanların zihninde Soğuk Savaş dönemindeki haliyle yer ettiğine değinerek, "Ama modern zamanlara geldiğiniz zaman olan şu: Evrilen tehditler karşısında İttifakla üye ülkelerin hem askeri kabiliyetlerini hem savunma sanayine ilişkin diğer kabiliyetlerini bir arada tutabilme yeteneğini nasıl yürütürüz sorusuna aradıkları bir cevap." dedi.
Bakan Fidan, NATO 1.0'ın Soğuk Savaş dönemini, sonrasının NATO 2.0 olarak tanımlandığını belirterek, artık NATO 3.0'a geçildiğini kaydetti.
CAATSA
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmelerde iki ülke arasındaki ilişkilerin her alanda ilerletilmesi konusundaki iradenin yenilendiğini belirterek, ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) ve F-35 ile ilgili konulara ilişkin, "İnşallah yakında bir neticeye ulaşacağız, yani bunda bir sıkıntı olmayacağını düşünüyorum." dedi.
Jeostratejik ve küresel sarsıntıların, kafa karmaşasının, fikir ayrılıklarının, stratejik hedef farklılıklarının olduğu bir dönemde, NATO müttefiklerinin bir araya gelerek uzlaşmasının önemine değinen Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da aralarında olduğu belli başlı liderlerin önemli pozisyonlar ortaya koyarak belli kavramlar ve hedefler etrafında uzlaşmasının "tarihi bir başarı" olduğunu vurguladı.
Fidan, NATO üyelerinin savunma harcamalarının artması ve NATO Ankara Zirvesi sonuç bildirisindeki 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşmasının imzalanmasının Türk savunma sanayisine etkisi hakkındaki soruyu şu şekilde cevapladı:
"Bu kararlar iyi ilerletilirse esas itibarıyla gerçekten çok olumlu etkilerini göreceğimizi düşünüyorum. Sanayinin en önemli iki tane alanından birincisi tedarik zincirlerinin kesintisiz çalışabilmesi ki bu tedarik zincirlerine başka ülkelerin sağladığı malzemeler de giriyor. Bunda sıkıntı olmaması lazım. İkincisi markete erişimde sıkıntının olmaması. Böylesine büyük bir ekosistem, ittifaka üye olan ülkeler bir araya geldiğinde bu anlayışla bir savunma sanayisi ekosistemi kurarlarsa hem tedarikte hem pazarda sorun olmaz. Dolayısıyla sanayinin kendi kendini yürütme, idame etme yeterliliği ortaya çıkar. Aksi takdirde sürekli sübvanse edilmesi gerekir. Bu sürekli sübvanse etme de her ülkenin tek başına karşılayabileceği bir durum değil."
Müttefiklerin kendi aralarında yaptığı 50 milyar dolarlık sözleşmeye işaret eden Fidan, "Buna benzer sözleşmeler savunma sanayimizin geleceği açısından fevkalade önemli. Çünkü Türk savunma sanayisine baktığınız zaman bizim için küçük ve orta ölçekli savunma araçları değil, çok yüksek stratejik öneme haiz teknolojiler ve silahlar üzerinde yoğunlaştığını da görüyoruz. Hava savunma sistemleri, füze sistemleri, jet uçakları, yeni nesil, ileri nesil, insansız hava araçları, sürü dronları ve siber araçlar gibi. Bunların belli bir kolektif çerçevede yapılabilir olması esas itibarıyla maddi külfeti de azaltır ve savunma direncini de yükseltir." dedi.
Fidan, Türkiye'nin ortaya koyduğu politikaların isabetli sonuçlar ürettiğini vurgulayarak, NATO'nun Rusya-Ukrayna Savaşı'na baktığında neye ihtiyacı olduğunu gördüğünü söyledi.
"(NATO) Türkiye örneğine baktığı zaman bu ihtiyaçların nasıl hayata geçirilebileceğini gördü." ifadesini kullanan Fidan, Türkiye'nin tek başına savunma sanayisi alanında yaptıklarının İttifak'ın bunu daha kolayca yapabileceği ve yapması gerektiği fikrine yol açtığını kaydetti.
Fidan, bir şeyin hayata geçmiş olmasının onunla ilgili politika üretilmesini daha kolay hale getirdiğinin altını çizerek, "Türkiye de bu noktada aslında örneklik teşkil etmesi açısından da NATO'ya çok ciddi bir katkı sunmuş oldu." diye konuştu.
Trump-Erdoğan görüşmesi
Fidan, Trump'ın Türkiye'ye 7 Temmuz'daki resmi ziyaretinin NATO Ankara Zirvesi'nden ayrılması gerektiğini belirterek, programın tamamında yaklaşık 6 saat süren bir diyalog olduğunu söyledi.
Trump'ın, kendisinin de ifade ettiği gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan için zirveye geldiğini anımsatan Fidan, "Onu kendisi söyledi, bu önemli bir husus. Biz çoğu zaman ifade ediyoruz, bazı çevreler bunu anlamamakta ısrar ediyorlar ama Cumhurbaşkanımızın uzun erimli liderliği ve dünya liderleri arasında bulunduğu yer, Türkiye'nin imajı, bakın neleri beraberinde getiriyor. Bu fevkalade önemli bir şey. Bu derece güçlü bir liderlik artık Türkiye'nin milli bir değeri ve bizim bir uluslararası kabiliyetimiz haline geldi. Şimdi bu Türk diplomasisi için muazzam bir katkı. Trump'ın da bunu ifade ediyor olması aslında bunu bir şekilde perçinliyor." ifadelerini kullandı.
Fidan, Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a liderden lidere olan ilişki seviyesinde verdiği öneme dikkati çekerek, bunun hükümete, ABD sistemine ve Türkiye'ye yansımaları olduğunu dile getirdi.
İkili görüşmede her iki liderin de ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin her alanda ilerletilmesi konusundaki iradeleri yenilediğini aktaran Fidan, "Var olan sorunların kaldırılması, çözülmesi alanındaki iradeler de yenilendi. Bizlere bu konuda büyük işler düşüyor bakanlar olarak, uygun çözümler bulmakla alakalı." dedi.
Fidan, özellikle sanayi alanında işbirliğine ilişkin yeni düşüncelerin ortaya atıldığını kaydederek, ticaret alanında daha fazla ne yapılabileceği üzerine konuşulduğunu söyledi.
Trump Türkiye'deyken, bölgedeki Lübnan, Filistin, Suriye, İran'la yürüyen müzakereler ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi son derece önemli olan meseleleri de görüşme imkanı bulduklarını anlatan Fidan, "Bütün bunların hepsinde Türkiye gibi Amerika da başat aktör ve iki liderin bu konuda bir senkronizasyon içerisinde bulunması, bir ortak anlayışla pratik ortaya dökmeleri fevkalade önemli stratejide. Bu görüşmenin bence ikinci önemli ayağı da bölgesel ve uluslararası sorunlarda nerede duruyoruz meselesine liderlerimizin karşılıklı verdiği cevap oldu ve burada oluşturulan anlayış birliği oldu." diye konuştu.
"Beklentimiz müttefikler arasında yaptırım olmaması"
Fidan, Trump ile Erdoğan arasındaki görüşmede CAATSA yaptırımlarının gündeme gelmesine ve Türkiye'nin beklentisine ilişkin, "Beklentimizi aslında Sayın Trump ifade ediyor. Biz baştan beri hiçbir şekilde müttefikler arasında yaptırım olmasını istemiyoruz. Bunlar siyasi veya idari kararlar olmamalı. Teknik olarak firmalar, kurumlar alışverişte anlaşırlar, anlaşamazlar o başka bir konu. Ama en başta seçilmiş siyasal liderlik ve kongre, bizde parlamento, bu konuda engelleyici bir rol oynamamalı müttefikler arasında. Türkiye baştan beri liderliğiyle, parlamentosuyla bu fikirde." ifadelerini kullandı.
Uzun zamandır ABD ve Avrupa'da Türkiye'ye yönelik ilan edilmemiş ve edilmiş yaptırımlar bulunduğuna işaret eden Fidan, bunları sistemli şekilde kaldırmaya yönelik çok ciddi diplomatik çalışmaları olduğunu ve Avrupa'da artık bunu bir sorun olmaktan çıkardıklarını belirtti.
Fidan, ABD'de idari kararlarla alınabilecek konuların da sorun olmaktan çıktığını ancak yasayla bağlanmış bir iki tane konu olduğunu aktararak, "CAATSA bunlardan biri. F-35'le ilgili konu da bunlardan biri. Şimdi bu irade burada olduğu sürece iki liderde de, biz bakanlar olarak bunları çözme konusunda da uygun adımları atıyoruz. İnşallah yakında bir neticeye ulaşacağız, yani bunda bir sıkıntı olmayacağını düşünüyorum." dedi.
Türkiye'nin dostu kadar hasmının da çok olduğunu ve zaman zaman sevmeyeninin de olabildiğini dile getiren Fidan, şunları kaydetti:
"Bazı ülkelerin Amerika nezdinde lobi faaliyetlerinde bulunduğunu da açıkçası görüyoruz. Şimdi Türkiye'nin bu kadar saygınlık kazandığı, etki ürettiği bir yerde başkaları da farklı şekilde harekete geçiyorlar. Amerikan siyasetinin yine yani Türkiye'nin önemiyle onlara etki eden negatif manadaki aktörlerin çabası arasında bir ikilem içerisinde kalacağı bir sürece giriyoruz. Bunu yönetmek de diplomasinin işi, zaten bizler de bunun için varız. İnşallah bunu daha ileri bir şekilde çözeceğiz."
Fidan, dışişleri bakanlığı görevine başladığından bu yana 4-5 önemli başlığı kendisine ödev olarak gördüğünü ve bunlardan birinin de Türkiye'nin hiçbir konuda yaptırıma tabi olmaması olduğunu anlattı.
Bunun için de bütün kurumlardan nitelikli verileri alıp kimin hangi konuda sıkıntı çektiğini gördüklerini aktaran Fidan, envanter oluşturmalarının ardından ülkeler nezdinde çok sistemli çalışmaya başladıklarını söyledi.
Fidan, birçok çalışmanın perde gerisinden sessizce yürütülmesinin önemine değinerek, bunları açıktan diğer ülkeleri de belli noktalarda zor durumda bırakacak şekilde yürütmemeleri gerektiğini ifade etti.
"Türkiye güvenilir, güçlü ve bölgesinde etkin bir ülke"
Ülkelerin teker teker bu konuda pozisyonlarını değiştirdiklerini kaydeden Fidan, "Çünkü bizim ortaya koyduğumuz çok ciddi nitelikli bir ortaklık var her alanda. Türkiye güvenilir, güçlü ve bölgesinde etkin bir ülke. Yani böyle bir ülkeyle siz ortak müttefik olmayacaksınız da kiminle olacaksınız?" dedi.
Fidan, ikinci olarak uygun politikalar geliştirdiklerine işaret ederek, ülkelerin Türkiye'nin kendi milli güvenliğinden asla ve asla taviz vermeyeceğini anlaması gerektiğinin altını çizdi.
Birçok konuda uzlaşabileceklerini ancak milli güvenliğin Türkiye için birinci derecede önemli bir konu olduğunu vurgulayan Fidan, "Eğer biz kendi müttefiklerimizle belli yetenekleri elde etme veya geliştirme konusunda sıkıntı yaşıyorsak biz orada beklemeyiz, biz alternatif alanlara da döner bakarız. Müttefiklerimiz bunu da gördüler, aslında Türkiye alternatifsiz bir ülke değil. Gerçekten artık daha sağlıklı düşünülmesi gerekiyor. Biraz da normal politikanın etkisinden kurtulması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Fidan, Türkiye'deki siyasal bölünmenin, Avrupa parlamentolarına ithal edildiğini belirterek, "Bazen bizde muhalefette olan görüş başka bir Avrupa parlamentosunda ve ülkesinde iktidarda olabiliyor. Bu gerçekten çok etkili olabiliyor. Ülke parlamentolarında değil, Avrupa Birliği parlamentosunda da biz bunu görebiliyoruz." dedi.
Belli yerlerde yüksek stratejiyle iç siyaseti ayırabilme yeteneğinin de geliştirilmesi gerektiğini dile getiren Fidan, "Bunu uygun dille ve kavramlarla, stratejilerle karşı tarafa da anlatmak gerekiyor. Başka dış politika organları, konuları vardı, onlarla teati ederek götürdük. F-110 motorlarıyla ilgili kongrenin yasal bildirim süresi de dün itibarıyla doldu, yani inşallah bundan sonra bir sorun çıkmamasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
"Hafta sonu itibarıyla ben bir çözüme ulaşılabileceğini düşünüyorum"
Fidan, ABD-İran arasında İsviçre'de Pakistan arabuluculuğunda mutabakat imzalandığını hatırlatarak, "O mutabakata baktığımızda, o 15 maddeye, gerçekten genel ifadelerle yazılmış birçok konu var. Şimdi boğazın açılması meselesi en önemli şartlardan biriydi ve taraflar bu şekilde hareket ettiler." dedi.
Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş regülasyonunun bir şekilde ortak anlayışa bağlanması gerektiğine dikkati çeken Fidan, şunları söyledi:
"Hafta sonu Umman'da bir araya gelecek Ummanlı mevkidaşıyla (Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi) Sayın Erakçi (İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi). Çünkü boğaza baktığınız zaman bir tarafında İran, bir tarafında Umman var. Şimdi İran'ın uluslararası sularda kendi hakkı var 12 mil. Umman tarafının var, bir de arada kalan yaklaşık 20 mile yakın başka bir alan var. Şimdi hangi alan kullanılacak, nasıl kullanılacak, burada bir farklılık var. Bunun detayına girmek istemiyorum. Buradan hareketle bir taraf kendinden habersiz bir şey yapıldığını düşündü, öbür taraf da İran geçişi engelliyor dedi ve çatışma başladı."
Fidan, taraflar arasında şu anda bir sessizlik sürecine girildiğini aktararak, "Ama bunun tekrar bir ortak anlayışa bağlanması gerekiyor. Hafta sonu itibarıyla ben bir çözüme ulaşılabileceğini düşünüyorum, bu geçişteki anlayış farklılığının izale edilmesi hususunda." diye konuştu.
"Hiç dikkatimizden kaçırmadığımız konulardan biri"
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona erdirilmesi konusunda Türkiye'nin kesintisiz çalıştığını ifade eden Fidan, şunları kaydetti:
"Hiç dikkatimizden kaçırmadığımız konulardan biri. Bizi çok yakından ilgilendiriyor, direkt etkiliyor. Karadeniz'in güvenliği, seyrüsefer emniyeti sadece milli güvenlik, fiziki güvenlik ile ilgili değil, yani ticaretin direkt etkilendiğini görüyoruz. Giderek şu anda daha artan şiddetle ticari gemilere saldırılar var. Çünkü tam da korktuğumuz oluyor, baştan beri uyardığımız konular, giderek savaş yaygınlaşıyor. Yani bölgesel olarak yaygınlaşıyor, hedef olarak yaygınlaşıyor, yöntem olarak yaygınlaşıyor. Allah korusun daha ileri seviyelere taşınma durumu var."
Geçen ay Rusya'ya yaptığı ziyareti hatırlatan Fidan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve diğer Rus meslektaşlarıyla görüşme imkanı elde ettiğine değinerek, şöyle devam etti:
"Cumhurbaşkanımızın mesajlarını iletme imkanım oldu. Ve aynı zamanda NATO Zirvesi yapılacağı için ve Amerikan Devlet Başkanı geleceği için Sayın Putin'in nerede durduğunu öğrenmek de önemliydi. Cumhurbaşkanımız o noktada bir fikir sahibi olmak istediler. Biz yaptığımız görüşmeleri Cumhurbaşkanımıza ifade ettik. O da Avrupalı liderlerle ve Sayın (ABD Başkanı Donald) Trump'la görüşürken aslında kendi yorumunu yaptı."
Fidan, yakın zamanda Ukrayna'ya da gideceğini belirterek, "Aynı türden görüşmeleri Ukraynalı muhataplarımızla da yapacağım. Bunu biz yaptığımız zaman aslında şimdi şöyle bir şey var, şimdi Avrupalılar savaşın bir tarafı ama Ruslarla görüşmüyorlar, Ruslar bir taraf ama Avrupalılarla görüşmüyorlar. Tabii iletişim kanalları var ama şimdi bu kadar hayati bir savaşta insanlar mümkün olduğunca fazla kanaldan fazla bilgi alıp kararlarını kesinleştirmek istiyorlar. Tek bir kanala, tek bir ifadeye veya tek taraflı kendi yaptıkları istihbari analizlere bağlı kalmak istemiyorlar." diye konuştu.
Bazı ülkelerin liderleriyle konuşma fırsatı elde ettiğini söyleyen Fidan, "Dinlediğim analizler gerçekten ürkütücü. Kimsenin duymak istemeyeceği analizler de var. Ama bizim baktığımız yerden görüyoruz ki iki tarafa da, savaş alanına, aslında bu analizler çok gerçekçi olmayabiliyor." dedi.
Fidan, Türkiye'nin faaliyetlerinin her iki taraf için de karar almada, bir sonraki müzakere adımını atmada çok belirleyici olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Aynı zamanda biz yaptığımız gözlemlerle ana müzakereci rolünü resmi olarak şu anda, bazen işte Türkiye geliyor, İstanbul'da yaptığımız gibi bazen Amerikalılara gidiyor, iki taraf nezdinde yaptırım kullanabildiği için Amerikalılarla da bu konuyu yakından müzakere etme ve görüşme imkanımız oluyor. Bu açıdan Cumhurbaşkanımızın bu inisiyatifi inanılmaz derecede önemli. Biz bunu mümkün olduğunca etkin ama sessiz yapmaya çalışıyoruz. Netice almak önemli ifade ettiğim gibi."
"İnanılmaz derecede başarılı bir organizasyondu"
NATO Zirvesi için "Hem organizasyonu hem içeriği itibariyle inanılmaz derecede başarılı bir organizasyondu." değerlendirmesinde bulunan Fidan, birçok kişiden inanılmaz derecede samimi ve içten tebrikler aldığını söyledi.
Fidan, Türkiye'nin zirveyi keyifli bir ortama dönüştürmeyi başardığını, organizasyondaki başarı ve gelenleri mutlu ve rahat hissettirmeyle alınan kararlardaki olumluluk arasında da doğrudan bir bağlantı olduğunu vurguladı.
Zirve öncesi binlerce insanın, farklı kurumların içinde yer aldığı bir organizasyonel başarı olduğuna dikkat çeken Fidan, şöyle devam etti:
"Aylardır süren hazırlık çalışmaları var. Keza zirve alanının NATO standartlarına uygun yeniden yapılması, öyle bir yaptı ki arkadaşlar. Cumhurbaşkanlığımız buna öncülük etti, şu ana kadar yapılan NATO zirve alanlarının hepsinin çok fevkinde bir yer oldu. Ben yemeklerle ilgili çok güzel yorumlar aldım, trafikle ilgili aldım, salonlarla ilgili aldım."
Fidan, bir yıldır binlerce kişinin zirvenin hazırlıklarını yaptığını, bütün resmi kurumlar ile gayriresmi kurumların inanılmaz bir bütünlük içerisinde organizasyon becerisi ortaya koyduklarını söyledi.
Liderlerin mehter marşıyla, yeniçerilerle karşılanması
Fidan, liderlerin mehter marşıyla, yeniçerilerle karşılanmasına liişkin de şöyle konuştu:
"O otantizmi görmeleri, o orijinalliği görmeleri önemli, bu bizim tarihimize ait çok kıymetli bir şey, bazılarının da yakından bildiği duyduğu konular onu yakından görmesi, yani bunun bizim dünyamızda yer alması ve bu etkinliğin bir parçası olması da bir o kadar açıkçası renkliydi. Yani olayı biz böyle sadece çok can sıkıcı insanları bunaltan ve burada nasıl karar alacağız diye stratejik konularla baş başa bıraktığımız bir alan olmaktan çıkartıp, zaten önemli alan o. Ama o alana gelirken onların psikolojileri, etrafında bulundukları atmosferleri önemliydi. Biraz gastronomi, biraz kültürümüz, biraz Ankara'nın güzelliği, Ankara'dan da çok etkilenen oldu bu arada. Bakın onu da ifade etmek gerekiyor."
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupalı liderlerin, İsrail'in oluşturduğu tehdidi fark etmeye başladığını ancak bu sorunu nasıl ele alacağını henüz bulamadığını belirterek, "(Binyamin) Netanyahu hükümetinin politikaları, sadece bizim için bir sorun değil. Politikaları ve hükümeti, İsrail için bir yük, bölge için bir yük ve uluslararası güvenlik için bir yük ve tehdit." dedi.
ORTA DOĞU'DA YAŞANAN GELİŞMELER
2026 NATO Zirvesi’nin ardından Bakan Fidan, "The National" gazetesine açıklamalarda bulundu.
Fidan, "Boğazdan geçişin nasıl uygulanacağı konusunda iki taraf arasında iletişim eksikliği ve yanlış anlama olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.
Hakan Fidan, İranlı mevkidaşı Abbas Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, görüşmenin kendisine "sorunun kökenini daha derinlemesine anlama" olanağı sağladığını dile getirdi.
Çözümün, bölgedeki gerilimi azaltmak olduğunun altını çizen Fidan, her iki tarafın da gerçekten ateşkes ve barış anlaşmasıyla ilerlemek istediğini vurguladı.
Fidan, "Yine de her zaman olası bir kaza payı olabilir ve iletişim hataları veya provokasyonlar ve misillemeler nedeniyle çok dikkatli olmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.
"Netanyahu'nun politikaları, bölge ve uluslararası güvenlik için bir yük ve tehdit"
Bakan Fidan, "Netanyahu hükümetinin politikaları, sadece bizim için bir sorun değil. Politikaları ve hükümeti, İsrail için bir yük, bölge için bir yük ve uluslararası güvenlik için bir yük ve tehdit." diye konuştu.
Son dönemde karşılaşılan söylemlerin Türkiye-İsrail arasında açık bir çatışmaya yol açıp açmayacağına ilişkin soruya Fidan, "Açık bir çatışmaya yol açacak neden yok." yanıtını verdi.
Avrupalı liderlerin, İsrail'in oluşturduğu tehdidi fark etmeye başladığına ancak bu sorunu nasıl ele alacağını henüz bulamadığına işaret eden Fidan, Suriye'deki ilerlemeyi sekteye uğratacak girişimlerin bu durumu değiştirebileceği uyarısında bulundu.
Dışişleri Bakanı Fidan, "İsrail'in istikrarlı, iyi, güçlü, dönüşen ve gelişmiş bir Suriye görmek istediğinden emin değiliz." dedi.
İsrail'in Suriye'deki hükümeti istikrarsızlaştırmaya çalışıp çalışmadığına ilişkin soruya Bakan Fidan, "İsrail hükümetinin, bölge ülkelerine yönelik geçmişteki ve şu anki davranış kalıplarına baktığınızda, evet." cevabını verdi.
Fidan, Gazze Barış Kurulu'nun "soykırımı durdurmada etkili olduğunu" belirterek, planın kendisi tarafından vadedilen sonuçları görme noktasında özellikle de insani yardımlar konusunda "henüz tam olarak başarıya ulaşmadığını düşünüyorum." ifadesini kullandı.
Körfez'deki savaş nedeniyle uluslararası toplumun dikkatinin yön değiştirdiğini belirten Fidan, Filistinlilerin daha fazla insani yardım alabilmesi için uluslararası toplumun, İsrail'e daha fazla baskı yapmasını sağlamak gerektiğinin altını çizdi.
Fidan, Türkiye'nin geçmişi sayesinde bölgesel anlaşmazlıklarda ara buluculuk yapmak ve bunları durdurmak için benzersiz konumda olduğuna dikkati çekerek "Herkesi tanıyoruz, her çatışmanın dinamiklerini biliyoruz." dedi.
Bölge ülkelerinin bölgedeki sorunlarını omuzlamasının ve bu sorunları sahiplendiğini göstermesinin zamanının geldiğine işaret eden Fidan, eski anlayışıyla devam edilmesinin başarısızlıkla sonuçlanacağı değerlendirmesinde bulundu.
"Yeni bölgesel yapılanmalar diğer bölgesel örgütlere alternatif değil"
Alternatifin bölgedeki her tarafın güvenliğini, siyasal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü garanti altına alan yeni bir güvenlik düzenlemesi olduğunu belirten Fidan, bu yılın başlarında Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan'ın bölgede barışa dayalı yeni bir düzen inşa etmek için çalışma grubu oluşturduğunu hatırlattı.
Fidan, bu yapının, Arap Birliği veya Körfez İşbirliği Konseyi gibi bölgesel örgütlerin yerini almayı amaçlamadığını ve daha hızlı çalışmayı hedeflediğini ifade ederek uluslararası kurumların çok resmi olduğunu ve bu nedenle iyi ya da kalıcı bir karar almada çok zorluk bulunduğunu söyledi.
"Bölgede her tarafın siyasi egemenliği ve toprak bütünlüğü garanti altına alınmalı"
Hakan Fidan, her ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün tanındığı zamana geri dönülmesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
"İran, uzun süredir bu (Irak gibi) ülkelerde vekil güçler bulundurarak uyguladığı politikanın, tıpkı İsraillilerin güvenlik amacıyla bölgenin geri kalanını işgal etmesi gibi, önleyici bir güvenlik politikası olduğunu iddia etmektedir. Bölgedeki her tarafın güvenliğini, emniyetini, siyasi egemenliğini ve toprak bütünlüğünü garanti altına alacak yeni bir güvenlik anlayışı geliştirdiğimiz takdirde bu yeni anlayış, İran'a şunu gösterebilir; 'Bakın, artık kendi köşelerimize çekilebiliriz.'"
İran'ın bu gerçeklikleri anlayacak yeterli olgunlukta olduğuna inandığını dile getiren Fidan, "İnşallah ABD ile İran arasında bir barış anlaşmasına ulaşabilirsek, gerçekten sağlıklı görüşmelere başlayabiliriz." dedi.
Hakan Fidan, halihazırda sorunları tanımlarken, bunları aktarırken ve sorunlara çözüm bulurken açık, şeffaf ve samimi olmaları gerektiğinin altını çizdi.
S-400 sistemlerinin Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) gönderilme ihtimalinin olup olmadığı sorusuna Fidan, "Bu devam eden bir süreç ve hükümet içinde görüşmeler, müzakereler yapılıyor. Ruslarla da sağlıklı bir tartışma olmalı çünkü şu anda herhangi bir ülke, süreç veya çözüm türü isimlendiremem, zira dediğim gibi, iki cumhurbaşkanı arasında siyasi bir irade var. Dolayısıyla Rusya da görüşmelerin bir parçası olmalı çünkü S-400 buradan satın alınıyor." yanıtını verdi.
Fidan, "Sizce Ruslar geçmişte olduğundan çok daha kırılgan bir konumda mı bulunuyorlar?" sorusuna, şu yanıtı verdi:
"Geçen ay Rusya'daydım; meslektaşlarımla ve bazı istihbarat ve güvenlik yetkilileriyle görüşmeler yaptım. Ayrıca Başkan Putin (Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin) tarafından da kabul edildim. Bunu her yıl yapıyorum. Biliyorsunuz, ikili meselelerimiz ve bölgesel meselelerimiz var; özellikle Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Ukrayna'daki savaş gibi konularda nerede durduğumuzu görmek için bazı görüşlerimizi uyumlu hale getirmemiz gerekiyor. Sanırım biliyorsunuz ki Sayın Putin bunu birkaç kez kamuoyuna açıkladı ve görüşmemiz sırasında da Alaska Toplantısı'na, yani Alaska'da varılan mutabakata bağlı olduğunu söyledi. Ancak yine de tango yapmak için iki kişi gerekir. Dolayısıyla, bir mutabakata yönelik tek taraflı taahhüt, karşı tarafı, yani Ukraynalıları da aynı konuda ikna etmedikçe pek başarılı olmayabilir. Bence odaklanmamız gerekiyor. Onların da odaklanmasına ihtiyacımız var."
Bakan Fidan, "ABD ve Türkiye arasında F-35'lerle ilgili görüşmeler devam ediyor. Siz bu sorunun ne kadar çabuk çözüleceğini düşünüyorsunuz?" sorusuna şu şekilde yanıt verdi:
"(ABD Başkanı Donald Trump) Başkan Trump ve Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan, geçen yıl Eylül ayında Washington'da bir araya geldiklerinde, hatta bu görüşmeden önce bile, F-35 projesiyle ilgili tüm engelleri ortadan kaldırmaya karar vermişlerdi. O zamandan beri bu konu üzerinde çalışıyoruz ve bence çok yakında bir çözüme ulaşacağız. Dolayısıyla, Türkiye'nin beş, altı yıl önce parasını ödediği F-35'leri almasında herhangi bir sorun olmayacak. O F-35'lerin parasını ödedik. Uçaklar, bizim tarafımızdan teslim alınmak üzere hangarda bekliyor. Ancak Amerikan Kongresi, özellikle Türkiye'yi hedef alan ve bunu yasaklayan bir ABD Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) çıkardı. Ama bunun çözüleceğini düşünüyorum."