Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya "Karabağ varsa, barış yok"

        Ermenistan eski Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan, Erdoğan'ın Karabağ

        isteklerinin asla gerçekleşmeyeceğini söyledi.

        Bedia Ceylan GÜZELCE / ERİVAN

        Ermenistan'ın eski Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan, Uluslararası Hrant Dink

        Vakfı ve Heinrich Böll Stiftung Derneği'nin organize ettiği

        "Türkiye-Ermenistan Gazeteci Diyalog Projesi" Erivan'a gelen Türk

        gazetecileri 2008'de kurduğu Civilitas Vakfı'nda (The Civilitas Foundation)

        kabul etti.

        Oskanyan, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta "40 bin kaçak çalışan

        Ermeniyi gerekirse geri göndeririz" açıklamasını "endişe verici" buldu.

        Karabağ sorununa dair de konuşan Oskanyan, "Karabağ sorunundan bahsettiği

        anda da çok yazık bu iş asla olmayacak diye düşündüm" dedi. Ermeni ve Türk

        meclisinin gündeminde olan yol haritası hakkında hiçbir açıklama yapmayan ve

        bu konuda bilgisi olmadığını söyleyen Oskanyan, Karabağ meselesi ile ilgili

        olarak "Diğer konuları oturup konuşabiliriz ama Karabağ gündeme

        getiriliyorsa bu bir önkoşuldur ki bu hiçbir yere varamayacağımız anlamına

        geliyor" dedi.

        Ayrıca Oskanyan, geçtiğimiz hafta Türkiye'deki Ermeni azınlığı rahatsız eden

        Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta Polonya'da yaptığı, "Şu anda benim ülkemde 40

        bin kaçak Ermeni var. Niye bunlar bizim ülkemize gelip girdiler. Çünkü

        Ermenistan'da sıkıntı büyük, sefalet var. Şu anda bizim ülkemizde barınma

        mücadelesi veriyorlar. Gerekirse geri de göndeririz ama biz böyle bir şeyi

        insani yaklaşım olarak doğru bulmuyoruz" açıklamasının doğrudan Ermenistan'a

        yapılmadığını öne sürdü: "O haberi gördüm ama bana sanki Ermenistan'a

        gönderilmiş bir mesajmış gibi gelmedi. Gerçekten bunu vurgulayarak dediğine

        emin misiniz? Bugüne kadar bu konuda çok açıklama olmuştu ama bu denli bir

        açıklama beklenen bir şey değildi. Tabii bu 40 bin rakamının da biraz,

        abartıldığını düşünüyorum. Bu tip bir açıklamaya biz Ermenice'de "Tjpakhd"

        (Talihsizlik) deriz, kötü olmuş. Açıkçası ben artık endişelenmeye başladım.

        Daha iyiye gitmek yerine olduğumuz yerden daha da geriye gitmeyelim. Kaş

        yapalım derken göz çıkartmayalım. Kaygılıyım. Sanki bugün sadece Türk Ermeni

        ilişkileri gelişmemenin yanında, daha da kötüye gidebilecekmiş gibi geliyor.

        İlişkileri 10 yıl boyunca bu seviyede tuttuk, sınırı açamadık ya da bu

        konuda bir gelişme sağlayamadık, bir de aniden böyle bir ifadeyi muhakeme

        edince aramızdaki ilişkiler daha da kötüye gidebilir" dedi.

        İki ülke liderlerinin üzerinde mutabık kaldığı söylenen ancak kamuoyuna

        hiçbir bilgi sızdırılmayan "yol haritası"nın ne olduğu hakkında bir fikri

        olup olmadığı sorusuna ise Oskanyan, "Ben de bilmiyorum. İçeriği hakkında

        hiçbir bilgim yok" dedi.

        Karabağ sorununun Türkiye tarafından sınırların açılması için bir önkoşul

        olarak sunulması konusunda kesin konuşan Oskanyan, "Türkiye Karabağ sorununu gündeme getirdiği sürece zaten bu bir önkoşuldur ki bu da bizi hiçbir yere vardırmaz, ilerleyemeyiz. Ama tabii ki Türkiye-Ermenistan arasındaki geri

        kalan sorunları konuşabilir, tartışabiliriz" diye değerlendirdi. Ancak

        unutmamamız gereken, siyasetçiler zaman zaman kendi kamuoylarını hedefleyen

        açıklamalar yapıyorlar.

        Önümüzdeki yıllarda ilişkilerin iyiye gidip gitmeyeceğine dair biraz daha

        olumlu bir tablo çizen Oskanyan, "Ben size tabii ki önümüzdeki üç yılda

        gelişme olacağından eminim diyebilirim. Fakat geçtiğimiz 10 hatta 16 yıl

        boyunca ilerleme kaydedemedik. Endişem şu ki, belki de ilerleme

        kaydedemeyeceğimiz bir 10 hatta15 yılımız olabilir. Zaman belirleyici bir

        etken değil. Belirleyici faktör görüşmelerin içeriği. Karabağ'ı denklemden

        çıkardığımız anda bence Türkiye-Ermeni ilişkilerini geliştirebiliriz.

        Karabağ'ı meselenin içine sokarsak bunun olmayacağını gerçekten

        hissediyorum. Karabağ ayrı bir mesele. İnanıyorum ki, Türkiye önce

        Emenistan'la ilişkilerini normalleştirirse, Karabağ sorunun çözümü çok daha

        kolay olacak" dedi.

        TÜRKLER ERİVAN'DA GÜVENDE

        Avrasya İşbirliği Vakfı da (Eurasia Partnership Foundation) Erivan'da Türk

        gazetecilerle bir araya geldi. Geçtiğimiz Aralık ayında Kardeş Türküler'i

        Erivan'a konser vermek üzere getiren Vakıf yetkilileri, iki ülkenin

        diyalogunu artıracak etkinliklerin süreceğini söyledi.

        Uluslararası Hrant Dink Vakfı ve Heinrich Böll Stiftung Derneği'nin

        düzenlediği "Türkiye-Ermenistan Gazeteci Diyalog Projesi" ile Erivan'a

        gelen gazetecilerle buluşan vakfın Sınır Ötesi Projeler Sorumlusu Vaksan

        Garabetyan'a göre yakın zamanda Türkiye projelerine daha fazla ağırlık

        verilecek. Ermenistan, Azerbeycan ve Gürcistan üçgeninde halkları

        yakınlaştırmak fikriyle 1992'de kurulan Avrasya İşbirliği Vakfı, 2008'den

        beri çalışmalarına Türkiye'yi de kattı. Vakfın hedefleri arasında bölgedeki

        mikro projeler için bir tampon oluşturmak ve hem proje üretip hem de

        projelere kaynak sağlamak, Ermenistan'da kurulacak yeni vakıflara destek

        olan bir çatı vakıf görevi görme bulunuyor.

        Bu yıl için Norveç Konsolosluğu'nun desteklediği iki büyük projeleri var.

        Daha çok kültürel projelere destek verdiklerini söyleyen Garabetyan ve ekibi

        Türkiye'deki Ermenistanlı göçmenlerin saysısının belirlenmesi ve

        sorunlarının görünür kılınması için Türkiye'de Ermenistanlılar'ın

        yaşadıkları şehirlerde araştırma yapılması. Proje kapsamında elde edilen

        sonuçlar iki ülkenin çalışma bakanlıklarına gönderilecek. İkinci proje Türk

        ve Ermeni gazetecilerin birbirleri ile ilgili hazırladıkları haberlerde

        kullandıkları dilin düzeltilmesi üzerine.

        Şu anda Türkiye'den Toplum Gönüllüleri Vakfı işbirliği ile Türk, Ermeni ve

        Gürcü gençleri önümüzdeki yıl bir yaz kampında buluşturmak için Haziran

        ayında bir araya gelip, bir proje hazırlıyorlar. Genel olarak projelerine

        hem Türk Ermeni devlet kuruluşlarının, bilhassa da Kültür Bakanlığı'nın

        destek veriyor.

        Aralık ayında Kardeş Türküler Erivan'da bir konser vermek üzere konuk

        edildiğinde, Ermenistan-Türkiye maçına gelenlerden çok daha fazla izleyici

        geldi. Organizasyonunu üstlendikleri konser için Erivan'a gelen 90 kişinin

        konaklamasını karşıladılar. Aralık ayında Kardeş Türküler konseri için

        Erivan'a gelen ekipte yeşil pasaportlu bir konuk olmasına rağmen, Ermenistan

        Dışişleri Bakanlığı'yla hemen iletişime geçerek bu kişinin ülkeye giriş

        yapmasını sağladılar. Ermenistan Türkiye'den gelen yeşil pasaportlu

        ziyaretçilere vize vermiyor. Çalışmalarına Norveç'ten destek alan vakfın ana

        fon kaynağı USAID (Amerika Birleşik Devletleri Uluaslararası Gelişme Fonu)

        Gazetecilere vakıf hakkında bilgi veren Garabetyan, sadece Azerbeycan'dan

        konuk davet ederken tedirgin olduklarını ve emniyet güçlerinden koruma talep

        ettiklerini söyledi. Türkiye'den gelenler içinse böyle bir endişe

        duyulmuyor.

        KADINLAR KAYNAŞSIN

        Ermeni kadınlar da en az Türk kadınları kadar şiddet görüyor. Kapıların bir an önce açılmasını isteyen kadın hakları savunucuları, iki ülke kadınlarının bu şekilde dayanışma sağlayabileceklerine inanıyor.

        Türkiye ile Ermenistan halklarının diyalogunu artırmak için düzenlenen gazeteci değişim programında, Türkiye’den Erivan’a 10 gazeteci geldi. Uluslararası Hrant Dink Vakfı ve Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin düzenlediği “Türkiye-Ermenistan Gazeteci Diyalog Projesi” kapsamında gazetecilerin ilk durağı Ermenistan Kadın Kaynakları Merkezi oldu.

        2003’ten bu yana hizmet veren ve Ermeni kadınların sosyal hayata entegrasyonu için çalışmalar yürüten merkezin Gönüllüler Sorumlusu Emma Mirzabekyan’a göre en büyük iki sorun parçalanmış aileler ve şiddet. 1988 yılında Sovyetler Birliği’nden kopuşun başladığı Ermenistan’ın ekonomik kaynaklarının neredeyse sıfırlanması ardından da 30 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan Gümrü depremi ve son olarak da Karabağ savaşı ülkeden erkek nüfusun göç etmesine neden olmuş. Bu süre içinde ülkede artan kadın nüfus, erkeklerin son yıllarda ülkeye geri dönmesiyle sorunlar yaşamaya başladı.

        ERKEK ERMENİSTAN’DA DA SEVDİĞİ İÇİN DÖVÜYOR

        Türkiye’deki kadın dernekleri ile iletişim içerisinde olduklarını söyleyen Mirzabekyan’a göre, kadınların tıpkı Türkiye’de olduğu gibi seven erkeğin şiddet uyguladığı kanısı yaygın. Bunun yanlış olduğunu kadınlara anlatmak için çabalayan Kadın Kaynakları Merkezi, bazı kadınların evli olmadıkları için iş bulmakta zorlandıklarını söyledi. Ayrıca Türkiye ve Ermenistan arasındaki diyalogun artması ve kapıların açılması halinde iki ülke kadınları arasında dayanışmanın da artabileceğini söyleyen Mirzabekyan, kadın nüfusunun fazla olmasına rağmen nüfuz sorunu yaşadığını, 20 gün önce Erivan’da bir araya gelen Ermeni ve Türk kadın dernekleri, sınırın açılması için barışa hizmet edebileceklerini de ekledi. Başlarda bavul ticareti ile ekonomiye katkı sağlayan kadınlar bugün kendi küçük işletmelerine sahip olabiliyorlar. Ancak anavatana dönüş yapan erkekler hazıra konarak kadınların elde ettiği bu istihdam alanını işgal ediyor ve kadınlar evlerinde oturmaya mahkum ediliyor.

        KARABAĞ’DA ERMENİ VE AZERİ KADINLAR BULUŞUYOR

        Ermenistan’da 2001’de yapılan nüfus sayımına göre ülkede üç milyon insan yaşıyor. Bunların iki milyonu kadın. Çalışan insanların ise yüzde 35’i kadın. Erkek nüfusunun azlığı çok eşliliğe de neden oluyor. Ülkede kadınlar adına olumlu gelişmelerden de bahsetmek mümkün. Merkezin projeleri kapsamında Dağlık Karabağ’da Azeri kadınlar ile Ermeni kadınların birbirlerine önyargısız bakmaları için buluşmalar gerçekleştiriliyor. Ermenistan kanunlarında kadınların korunmasına ilişkin yasalarda sorun olmamasına rağmen devlet bu konuda sessiz kalmayı sürdürüyor. Mirzabekyan’ın belirttiğine göre insan ticaretine maruz kalan Ermeni kadınlara en çok Birleşik Arap Emirlikleri, Dubai ve Türkiye’de rastlanıyor. Ermenistan parlamentosunda 165 milletvekilinin yalnızca beş tanesi kadın ve bunların sadece bir tanesi bakan.

        EŞCİNSELLERE HASTA MUAMELESİ

        Ermenistan’da eşcinsellere hasta gözüyle bakılıyor. Bildiği bir hikayeyi anlatan Mirzabekyan, askere alınan bir Ermeni’nin eşcinsel olduğunu söylemesi üzerine psikiyatri bölümüne tedavi edilmesi için gönderildiğini söyledi.

        TÜRK DEYİNCE AKILLARINA SOYKIRIM GELİYOR

        Erivan’da Türkoloji Bölümü öğrencileri Türkiye’den gelen gazetecilerin sorularını yanıtladı. Görüşmenin en dikkat çeken tarafı Ermeni gençlerin Türk deyince akıllarına ilk gelenin “soykırım” olması.

        Erivan Devlet Üniversitesi’nde 1946’dan beri Türkçe dersleri veriliyor. 1977’de kurulan Türkoloji bölümünde 150 öğrenci okuyor. Doç. Dr. Rupen Melkonyan ve yüksek lisans öğrencileri ile buluştuk, öğrencilerin Türk-Ermeni ilişkilerine dair fikirlerini aldık.

        NE TÜRKLE NE KÜRTLE EVLENİRİM

        Öğrencilere yöneltilen bir Türk’le evlenir misiniz sorusuna kesinlikle hayır diyen öğrencilerden Anahit Veziryan, “Ne Van’dan babamı kovan Türk’le ne de bugün babamın evinde oturan Kürt’le evlenmem” dedi. Yine öğrenciler arasındaki Astgik Igidyan’ın, “Bir gün Batı Ermenistan’a gitmek istiyorum” yorumuna katılan diğer öğrencilerin de ortak düşüncesi, bir gün o toprakları geri alacakları yönünde. Belki benim torunlarımın torunları görecek ama o günler gelecek diyen öğrenciler savaş istemediklerini de belirttiler.

        DİNK CENAZESİNDE AZ DA OLSA ERMENİLER VARDI

        Hrant Dink cenazesinde toplanan 100 bin kişinin bir kısmının köklerinde, az da olsa Ermenilik olduğunu söyleyen Melkonyan, “Bu kadar insan cenaze için bir araya gelebiliyorsa neden Hrant Dink’i korumak için de bir araya gelemediler” dedi. Türkiye’deki aydınların kendilerine umut verdiğini söyleyen Melkonyan, “Soykırım kabul edildikten sonra tazmin süreci başlayacaktır. Tazmin süreci içinde de mahkeme yoluyla evlerimizi, topraklarımızı geri isteyeceğiz” dedi. Ermeni soykırımı ile ilgili sorulara da yanıt veren Melkonyan, “Bu işi Türkler organize etti, Kürtler ve Çerkezler de gerçekleştirdi. Sizin teziniz yalandan, bizimki doğrudan ibarettir” dedi.

        Türk milliyetçiliği, Çağdaş Türk Edebiyatı’nda toplumsal sorunlar, Türkiye’de dini azınlıklar gibi konular üzerine çalışan Türkoloji bölümü öğrencileri, derslerinde Türkçe olarak Sabahattin Ali, Yaşar Kemal, Namık Kemal gibi yazarları okuyor. Yarısı erkek yarısı kız öğrencilerden oluşan 150 kişilik bölümde okuyan öğrenciler Abdullah Gül’ü daha Avrupai ve ılımlı bulurken, Recep Tayip Erdoğan’ı daha sert buluyor. Soykırım üzerine tartışmalarının söz konusu olmayacağını ancak konuşmanın mümkün olabileceğini söyleyen Anna Nalbantyan, neden Türkoloji okuduğunu şöyle açıklıyor: “Türkiye benim mesleğim. Türkiye Ermenistan’ın komşusu ve iki ülke arasındaki ilişkiler güncel. Ben bilim insanı olarak tarafsız yaklaşmaya çalışıyorum ancak düşüncelerim Ermenistan devletininkiyle aynı.”

        Bölümde öğretim görevlisi olarak çalışan Doç. Dr. Ruben Melkonyan, Türkoloji bölümü öğrencilerinin Ermenistan’da iş bulmakta zorlandıklarını söyledi. Türkiye’ye gelmelerinin güvenli olmadığını belirten Melkonyan, öğrencilerin Türkiye ile ticaret yapan şirketler ve Dışişleri Bakanlığı’nda çalışabildiklerini ekledi. Ders kitaplarının çoğunun Sovyetler zamanında hazırlandığını söyleyen Melkonyan, “Sınıfımda tatil için Antalya’ya giden başka öğrenci yok” dedi.

        TÜRKİYE ÜÇÜNCÜ ÜLKE

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ