Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bu projenin efendisi acele etmez”. Bu söz, güzeller güzeli Barcelona’ya siluetini bağışlayan La Sagrada Familia’nın mimarı Antonio Gaudi’ye ait. La Sagrada Familia yani dünyanın muhteşem, gotik ve bitirilmeyen katedrali... Elbette Tanrı’nın acelesi yoktur...

HT Cumartesi'de yer alan Aycan Saroğlu imzalı habere göre; Barselona, deniz kıyısındaki bütün kentler gibi kendinden emin, cömert ve refahıyla mağrur. Tüm sokaklarını kamerayla gezseniz, sevmeyeceğiniz tek bir görüntüye rastlamazsınız. Uyumayan, gece yarısına dek eğlenen, barları dolduran neşeli insanların şehri burası. Gaudi’nin ruhunu şekillendirdiği mimarisi ise Katalunya’nın başkentini tek başına yaşayan bir müze kente çeviriyor.

HEP FESTİVAL HAVASI

La Rambla’dan mı başlamalı? Plaça de Catalunya’dan başlayıp Barselona limanına açılan meydanda Columbus heykeline kadar süren bu geniş ve uzun caddenin kafeleri, restoranları, dükkanları şık, davetkar ve samimi ama La Rambla’ya asıl havasını bağışlayan bunlar değil. Onca insanın aynı anda yürümesine rağmen herkesin kendi halinde olması da değil asıl büyüyü veren. Caddeyi yaşayan bir festivale dönüştürenler, sokak çalgıcıları, göstericileri, pandomimciler, ressamlar, sporcular, çiçekçiler, falcılar, illuzyonistler ve canlı heykeller...

Barselona limanındaki devasa Columbus heykelinin işaretlediği Mare Magnum, gelenlerin mutlaka uğradığı, genç aşıkların sere serpe yayıldığı, yaşlıların dinlendiği, turistlerinse hayran hayran fotoğraf çektiği gösterişli ama cana yakın bir köprü. Limanda tekne ve yatların yanı sıra güzel kafeler, restoranlar sabahın ilk ışıklarına kadar açık. Gezinirken, baştan çıkarıcı balık kokusu sizi denize karşı bir restoranın masasına oturtuveriyor derhal. Deniz ürünlerinin gani, lezzetli ve ucuz olduğu Barselona’da böcek, pavurya ve midyelerle zenginleştirilmiş safranlı pilav paella’dan ne kadar yeseniz de bıkmıyorsunuz. Denizden gelen sağlık yüzünden Barselona’da yaşlı ve şişman kimse yok sanki.

Güzel ve sevilen kadınlara dair bir edaya sahip olan şehir, ihtişamını doğal güzelliğinin yanı sıra iki şeye borçlu: Antonio Gaudi’ye (1852-1926) ve 1992 Barcelona Yaz Olimpiyatları’na. Olimpiyatlar sırasında kent yenilenmiş çünkü...

Eski Katalunya krallığının başkenti biraz Gaudi, Gaudi de Barselona demek. La Sagrada Familia başta olmak üzere bütün yaptıklarıyla kenti Alice Harikalar Diyarı’na çeviren, İspanyol Art Nouveau’nun babası Gaudi için Barselona Mimarlık Fakültesi dekanı “Bir dehayı mı yoksa bir budalayı mı mezun ettik, bilemiyorum” demiş.

Palau Güell, Finca Güell, Colonia Güell ve de Park Güell... Hepsi Gaudi’nin şahaserleri. Park Güell başlı başına bir seyirlik. Koyu Katolik Gaudi, hayatın başlangıcı ve sonu olan bir çember olduğuna inandığı ve doğada düz çizgi olmadığını düşündüğü için eserlerinde yuvarlakları, eğrileri kullanmış. İsrafa karşı olduğu için de kırık tuğlaları, mozaikleri, camları, porselenleri süsleme aracına dönüştürmüş. Bitki ve hayvanların doğal biçimleri, ağaç dalları, hayvanların iskelet yapıları onun esin kaynağı olmuş.

MASAL EVLER DİYARI

İşte Gaudi’nin 1900-1914 yılları arasında tasarladığı, UNESCO Dünya Mirası listesindeki Park Güell’deki hayvanlar, ağaçlar, objeler, yapılar hep bu anlayışla tasarlanmış. Doğada gördüklerini taşa çevirmiş. Sagrada Familia’nın kolonlarının ağaç gövdesi formunda olması da bu yüzden.

1884’te başlandığı halde bitmeyen katedralin 18 devasa kulesinin her birine derin anlamlar yüklenmiş. Gaudi’nin ölümünden sonra inşaat durmamış, şimdi de devam ediyor.

Gaudi’nin eserlerinden Casa Battlo’nun içinde keskin hat yok. Renkli camların oyunu sayesinde içeriye giren ışık hep huzur veren bir tonda. Heykeli andıran Casa Mila da günümüz mimarisinin çok ilerisinde.

Soylu insanların yaşadığı Barselona sinematografik bir kent ve oradayken siz kendinizi bu şahane filmin başrol oyuncusu gibi hissediyorsunuz. 

Barselona’nın en büyük keyfi sokaklarda el ele dolaşmak.

Limandaki kafeler sabahın ilk ışıklarına kadar açık.

Gaudi, Park Güell’i 1900-1914 yılları arasında tasarladı.

GÖRMEK İÇİN 5 NEDEN

1. Barcelona’ya yaz aylarında giderseniz, palmiye ağaçlarıyla süslü, 4.5 kilometrelik plajında deniz keyfi de yaşayabilirsiniz.

2. Galatasaraylılar’ın kendilerini evlerinde gibi hissedeceği bir şehir. Çünkü şehir sarı kırmızı Katalan bayraklarıyla süslü.

3. Barselonalılar her pazar katedralin önünde toplanıp, özel bir Katalan dansı olan Sardana yapıyor. Seyretmesi keyifli.

4. 14. ve 15. yüzyıldan kalma gotik binaların bulunduğu mahalle Barri Gotic, tam da Barcelona’nın yüreğinde yer alıyor.

5. Barcelona Hayvanat Bahçesi’nin ünlü sakini goril Snowflake 2003’te öldü ama bahçe görülmeye değer.