Hayırlı olsun… Adaylığınızın açıklamasıyla beraber sahaya indiniz, kampanyayı başlattınız…

Aslında sahadan hiç ayrılmadık, alışkınız ve var olan sürecin devamı olarak da kabul edebiliriz. Kampanyamızın tanıtımlarını yapıyoruz, kampanya sürecini tanımlıyoruz, kampanya mekanlarımızı oluşturduk. Hepsi hazır halde. Ekipler bir araya geldi, çok donanımlı insanlar. İnanılmaz bir geri dönüş alıyorum yani dünyanın farklı noktalarından ve İstanbul’un farklı kesimlerinden; Türkiye’nin farklı noktalarına varıncaya kadar katkı sunmak, fikrini ortaya koymak isteyen insanlardan. Tüm bu fikirler bir kotada topluyoruz, arkadaşlar analiz yapıyor çok verimli kavramlarla insanların bir araya gelmesini sağlayacağız, aslında her şey çok iyi gidiyor diyebilirim.

Seçim kampanyanızın ana hattı ne olacak, hangi sac ayakları üstüne kurulacak?

Kampanyanın birkaç gündemi vardır, bir tanesi kampanyanın sistemini oturtursunuz fiziki anlamda ve katılımcılık anlamında. Sonra bir de kampanyanın saha kısmı vardır burada nasıl davranacağınız ve nasıl yol alacağınız çok önemlidir.

Burada profesyoneller devreye giriyor sanırım…

Tabi tabi olmaz mı, masa çok geniş...

 

O zaman anladığım kadarıyla kampanya hazırlığı aylar öncesinde başlamıştı…

Yani bu sizin tahmininiz diye söyleyeyim, ama elbette ki profesyonel kadrolarımız var ve çok geniş bir heyet katıyoruz şunu da söyleyeyim; o kampanya kadromuzu sığ tutmuyoruz, çünkü mesele İstanbul yani 20 milyonluk bir kent ve İstanbul demek Türkiye demek ve Türkiye’nin sorunlarını çözüyorsunuz. İstanbul’un sorunlarını çözerek o bakımdan böyle bir sürece talipseniz hiç kimsenin katkısını dışarıda bırakamazsınız. Bu anlayışla arkadaşlarımız süreci yönetiyor. İnsana dokunma kavramını lafta bırakmayacağız yani ben gerçekten günde 20 kilometre yol yürümeyi hedefliyorum. Bu zor bir şey değil yaptığımız bir iş zaten belediye başkanlığı döneminde. Bu tempoda birisiyim. Müthiş bir performans ortaya çıkacak. Dilimizi, bakışımızı, tavrımızı insanlara yansıtacağız, mümkün olduğunca sizi dinleyeceğiz aslında onlara cevaplarımızı vereceğiz çok farklı bir kampanya, birebir iletişim modeli düşünüyoruz ve bu anlamda insanlar bizi sahada görecek.

Projelerimizi de biraz seçime yaklaştırarak tahmin ediyorum şubatın ortası gibi açıklayacağız. Aslında açıklayacağımız her projede toplumun her kesimi kendini bulacak. Yani anne ‘beni anlatıyor’ diyecek, 2-3 yaşında çocuğu olan bir anne ‘bir ilkokul öğrencisi için bir şey söyledi bu kampanya’ diyecek ya da bu kentin emeklisi-yaşlısı aynı şeyi hissedecek, bir iş adamı aynı şeyi hissedecek, gençler umut hissedecek. O bakımdan herkesin kendini içinde bulduğu bir proje sürecini açıklayacağımızı düşünüyorum. Tabii ki kampanyanın artık son döneminde seçime katılımı yoğunlaştırılacak, insanların sandığa olan ilgisini artıracak bir süreci de yöneteceğiz. Elbette ki sandık günü ve sandık güvenliği ve tabi ki 1 Nisan’da hemen 5 yılı nasıl yöneteceğimizi güvence veren kadromuzu açıklayacağız kampanya dönemimizde. O kadroya bakıldığında insanlar her kesimi görecek. Liyakati olan, becerisi olan insanları görecek yani bizim tek başımıza bu kenti yönetmeye talip olmadığımızı hissedecek.

"TANINMA SORUNUNU 15-20 GÜNE ÇÖZERİM"

İlk hedefiniz önce kendinizi tanıtmak, projeler sonraki aşama…

Gayet tabi ilk başta insanlar benim kim olduğumu, ne olduğumu çok iyi anlamalı. Bilen insanlar var, zaten benim en büyük teminatım Beylikdüzü’ndeki 350 bin insan. Altını çizerek her yerde de söyleyeceğim, beni bildikleri gibi anlatacaklar. Benim onlara kendimi anlatma ihtiyacım yok; nasıl biliyorlarsa öyle anlatsınlar hiç sorun değil. Eksik kötü anlatan da olacak sorun değil nasıl biliyorlarsa öyle anlatsınlar. Bir evlatları, bir hemşerileri, arkadaşları, İstanbul’u yönetmeye doğru gidiyor ve benim en büyük güvencem onlar. En büyük güvencem Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyeleri. Ben insan biriktiren bir kişiyim. Yani hani abartı diyecekler ama gerçekten yüz binlerce insan biriktirmiş bir insanım. Aslında şu an milyon üstünde aktif insan İstanbul’da beni anlatmaya başladı o kadar iddialıyım.

Sizinle 3 hafta önceki röportajımda kampanya süresinin öneminin altını çizmiştiniz, hatta 2014 seçiminde sahada çalışmak için sadece 2 ay süreniz olduğunu hatırlatmıştınız. Şimdi  önümüzde 3,5 ay gibi bir zaman dilimi var. Peki bu süre kendinizi anlatmak için yeterli olacak mı?

Ben İstanbul’da tanınma konusunda 15-20 günde bir sorunumun kalmayacağını düşünüyorum. Burada en güvendiğim şeyin altını çizeyim, medya, iletişim araçları, sosyal medya vs. tabii ki çok önemli ama insan dil, iletişim. Yani bence duyulmayan bir ses fiskos gibi olacak insanların arasında ya da otobüste, minibüste konuşurken birçok insan beni konuşuyor, anlatıyor olacak. Yani minübüs şöförü, taksi şöförü veya bazen bir işçi, esnaf, sokaktaki çöpü süpüren bir kişi veya apartman görevlileri... Bakın ben her mesleğe saygı duymuş bir insanım. İstanbul’da on binlerce apartman görevlisi var ve ben Beylikdüzü’nde 1500’e yakın apartman görevlisini sertifikalı hale getirdim, mesleğini hissettirdim, onlara sosyal tesis yaptım, alın terlerine değer verdim. Yani ben onların önemsenmesini istiyorum. Toplum ancak bu bakışla güzel bir hale kavuşabilir.

"KAZANINCA PARTİ ROZETİNİ ÇIKARACAĞIM"

Seçim yarışında karşınızda çok büyük bir sürpriz olmazsa AK Parti’nin adayı Binali Yıldırım olacak. Uzun süre bakanlık, başbakanlık yapmış, şimdi de TBMM Başkanı olan, toplumun her kesiminin tanıdığı, bildiği bir rakibiniz olacak. Tanınma, bilinme sorununu 15-20 güne çözerim dediniz ama rakibiniz karşısında şansınızı nasıl görüyorsunuz?

Rakibim açıklanmadan, kim olduğunu bilmeden konuşmayı çok arzu etmem. Tabii ki Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olan Sayın Binali Yıldırım’ın kararı netleşmiş bir pozisyonu olabilir ama benim büyük bir şansım var. Toplumun benimle ilgili kanaatini netleştirme şansım var ve ben bu şansıma inanıyorum. Yani ben çok net ifade edeyim beni her tanıdıkları gün daha çok sevecekler, bu kadar inancım yüksek. Tümüyle kendini işine adayan enerjisi yüksek bir adamım, günde 20 kilometre yürümekten bahsediyorum. Kalbim inanın bu kent için çok hızlı atıyor ve Türkiye’nin yeni nesil bir enerjiye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Yeni nesil bir anlayışa muhtaç olduğunu biliyorum. Kibirden arınmış, insanlara ulaşabilen, insanlara erişebilen bir anlayış her ne olursa olsun mutabakat arayan, ortak akıl, ortak masa... Bakın bunlar şu anki yönetim kavramlarının hiçbirinde ne yazık ki yok. Aslında makam kavramı değil, bir nevi şehrin sokakları olmalı, şehrin kurumları, şehrin sivil toplum kuruluşları olmalı. Bakın partili partisiz seçim bittiği gün İstanbul’u biz yönetiyoruz diye bilmeli. Bu çok değerli bir kavram. Demokrasinin varoluş kavramıdır yani demokrasi seçenlerin yönetme hakkı olduğu bir sistemdir ama seçmeyenlerin de var olduğu, korunduğu bir sistemdir.

Yani eğer kazanırsanız seçimin bittiği gün CHP rozetinizi çıkarmaktan mı bahsediyorsunuz?

Gayet tabi. Ben her yerde söylüyorum bunu ülkenin en büyük düşmanı partizanlıktır ve şu an müthiş bir kutuplaşma süreci yaşanıyor. Bizim dilimiz bunu yok edecek. İddialı bir şey söylüyorum; sadece seçenlerin yönettiği bir İstanbul değil oy vermeyenlerin de yönettiği bir İstanbul olacak.

Bunu nasıl yapacaksınız?

İstanbul’da 39 belediye başkanı var. Benim bir belediye başkanı olarak sadece benim değil şu anda mevcut 39 belediye başkanı Cumhuriyet Halk Partili ve AK Partili belediye başkanları var Büyükşehir Belediyesiyle diyalog kurmalarının ne kadar zor olduğunu biliyorum. Bizim masamız ortak olacak. Bu ilin seçilmiş 39 belediye başkanının partisine bakmam, kimliğine bakmam, kim olduğuna bakmam yüzbinlerce insan oy vermiş en saygın kişi o. Bu ilin 39 belediye başkanı benim en birinci yardımcım olacak. İşte alın size siyasi ayrımcılık yapmaksızın yönetme biçimi. İstanbul’un ortak masaları olacak. 6-7 bölgenin ortak masaları olacak. Silivri, Esenyurt, Başakşehir, Beylikdüzü aynı bölgede ve benzer sorunları yaşıyor, ortak bir masaları olacak. Ya da diğer tarafta Tuzla, Kartal, Pendik gibi ilçeler... Hedefim bölge masası kurmak. İstanbul’u 6 bölgeye ayırmak. O bölgenin başkanlarını bir araya getirmek ve Büyükşehir’de onlarla ilgili bir koordinasyon masası kurmak. Alın size demokrasi. Söz veriyorum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışanlar dahil, yeni eklenecekler dahil, liyakatlarına göre değerlendirilecek ve en verimli dönemlerini bizimle yaşayacaklar.

Yani kadrolaşma, hemşehricilik olmayacak diyorsunuz…

Asla… Biz İstanbul hemşehrisiyiz. Bunu başarmalıyız. Bunu İstanbul’da yaparsanız bir bakmışsınız diğer şehirlerde de başlamış. Aslında Türkiye’ye İstanbul’dan mesaj verirsiniz. Kibirden arınmış, insanlara güleryüzlü bakan, bu makamın size ait olmadığını bilen bir anlayışla çalışacağım. Liyakatı olan insanlara sonsuz güvenip sırtımı onlara dayayacağım.

Hemşehricilik demişken sizin Karadeniz kimliğiniz de ortaya çıkıyor… İstanbul’daki Karadenizlilerin oyunu alır mısınız?

Ben İstanbul hemşehriciliğini savunuyorum. Tabii ki benim doğduğum, beslendiğim bir köken var. Bununla gurur duyuyorum. Ben bütün İstanbullu hemşehrilerimin oyunu istiyorum. Belki Karadenizliler kadar doğu-güneydoğulu hemşehrilerim beni daha çok sevecek. Zira ben bunu yaşıyorum Beylikdüzü’nde. Kimseyi ayırt etmedim. İstanbullu kimliğini üretirsek İstanbullu İstanbul’a sahip çıkacak.

"EN ÇILGIN PROJEM ÇOCUKLAR"

Projelerinizi sonra açıklayacağınızı söylüyorsunuz ama İstanbul’un trafik, ulaşım başta olmak üzere pek çok sorunu var. En önemli, en mega projeniz hangi konuda?

Her yerde söyleyeceğim, 1 milyon 200 bin 0-4 yaş arasını hayata hazırlamak en mega, en çılgın projem. Bundan daha çılgın bir proje olabilir mi? Tabii ki fiziki, kentin estetiğine katkı sunan başta ulaşım olmak üzere projelerimiz olacak…

Kazanırsanız ajandanızın ilk sırasında ne var? Hangi sorunu çözmek?

Kolaycı bazı uygulamalarla insanların ferahlayabileceği, ulaşımı gelir kapısı gibi görmeyen bir anlayışla yaklaşacağım bu soruna. Öncelik yatırımlar. Metro hedefinde çok gerideyiz. 2019 sonunda 470 kilometre metro hedefi vardı, 170 kilometre şu anda.

"İLK İŞİM BEYLİKDÜZÜ'NE METRO"

Beylikdüzü’ne metro getirecek misiniz?

Kesinlikle…  Birinci sıra işim. Bu niye geciktirilir? Niye yapılmaz?

Peki ya metrobüsle ilgili proje var mı?

O konuda sürpriz bir açıklamam olacak. Başka bir kavramı İstanbullularla buluşturacağım. Bu arada aktarmalarla ilgili sorunlar geliyor bana. Aktarma farklarıyla problem yaşayan çok sayıda İstanbullu var. Bunu ele alacağım. Bu rehabilite edilemez mi?

"MİNİBÜSÇÜLERE AKADEMİ"

İstanbul’un bir minibüs sorunu var. Araçların yoğunluğu, yolcu-şoför ilişkileriyle ilgili. Minibüslere dair projeniz var mı?

Bu işin eğitimi olmalı. Bir sistemi, bir süreci eğitimli insanlarla bu topluma sunmanız lazım. Bu eğitim meslek eğitimidir. Kaç minibüs esnafı meslek eğitimi almıştır. Beylikdüzü’nde ilk kez apartman görevlileri meslek eğitimi aldı. Bunu İstanbul’da her meslekte yaratabiliriz.

Minibüs şoförlerinin eğitimi için bir akademiden mi bahsediyorsunuz?

Aynen. Bu günübirlik bir iş değil, bir meslek olmalı. Davranış, giyim, kuşam her şeyi kapsıyor.

Taksi-UBER sorununa nasıl bakıyorsunuz? Taksilerde de bir standarta erişilememesi gibi bir problem var. Hala İstanbul’da 20 bin taksi tek merkezden yönetilemiyor mesela. Bu arada da UBER gibi yasadışı bir oluşumdan kaynaklanan sıkıntılar var...

Bu işin bir meslek standardı yok mudur? Meslek erbablarıyla masaya oturulup konuşulmaz mı? Bakın bu işi bir standarta oturtmazsanız bu tür uluslararası tehditler, uygulamalar var denmez mi? Lokomotifi kimdir bu kentin? Büyükşehir Belediyesidir. Bu işin sokakta çatışmaya dönüşmesi hoş mu? Ya da taksi esnafının düştüğü durum, ekmek kaygısı hoş mu? Şu anda servis şoförleriyle konuşuyorum onların sorunları var plaka tahdidi konusunda. Taksici esnafıyla görüşüyorum. Hepsiyle görüşeceğiz. Gelin beraber düşünelim, geleceği konuşalım diyeceğim.

"1 YOLCU BİLE OLSA O GEMİ KALKAR"

Ulaşım demişken, İstanbul’da deniz ulaşımı yüzde 3.3.5 oranında. Deniz ulaşımı için ne yapacaksınız?

Deniz ulaşımı için de açılımlarım olacak. Uzman arkadaşlarım çalışıyor. Eğer olaya ticari gözle ve maliyet gözüyle bakarsanız kente hizmeti ulaştıramazsınız. Bazen zarar etmeyi göze almalısınız, insanların mutluluğu için. Bakış açısını değiştirdiğinizde bazı noktalarda ekonomik açıdan verimli olmasa bile biz bunu yapacağız. Bir kişi için bile o gemiyi kaldırırım. Belediyecilik budur. Her şeyi para üzerine kurgularsanız kenti yönetemezsiniz. Avcılar’, Büyükçekmece’ye, Silivri’ye kadar gayet rahatlıkla deniz ulaşımı sağlanır.

Kentsel dönüşümde yol haritanız nasıl olacak?

Şu anda devam eden gibi bir kentsel dönüşüm yok. Herkesin yaşadığı yerde hayatını sürdürme imkanını sağlamak ilk hedefimiz. Mesela Fikirtepe örneği var. Öyle bir kentsel dönüşüm kavramı üretildi ki vatandaş evini mi aldı, yoksa orada büyük bir rant mı yaratıldı. Kentsel dönüşüm rant odaklı yürüyor. Yerinde dönüşüm esas olacak.

Kentsel dönüşümde hangi ilçeyi, semti öncelikli ele alacaksınız? Fikirtepe’yi çözebilecek misiniz mesela?

İstanbul’un her yerini bütüncül ele alacağım. Fikirtepe’nin derhal çözülmesi lazım. Tabii çözeceğim ama hasarlı biçimiyle çözülecek tabi. Bu saatten sonra kentsel dönüşümün benim anlattığım mantığa uyar yanı yok. Ama mağdurlar var. Bundan sonraki kentsel dönüşümde mantıklı çözümler oluşturup olaya bütüncül bakacağız. İstanbul’da 1 milyon 600 bine yakın konut stoğu var. Bu konut stoğunu geleceğe nasıl hazırlayacaksınız? İstanbul’a bütüncül bakmazsanız İstanbul’un nereye gideceğini göremezsiniz. Bugün 20 milyon, yarın kaç milyon olacak?

Dikey mimariye karşı hassasiyetiniz var mı?

Elbette var. Bu kadar dikey mimariyi kim ister ki? Hangi kültürümüze uygun ki? Ama bu şu anlama gelmesin. İstanbul’da gökdelen olmayacak değil. Olabilir, belli bölgelerde, farklı kavramlarla, çağdaş mimarilerle olabilir. Ama bir estetiği, anlayışı olmalı, kenti boğmamalı, ona göre ulaşım imkanları sağlanmalı.

"İLÇE ADAYLARI OCAK ORTASINDA AÇIKLANIR"

İlçe adayları ne zaman açıklanacak?

İlçeler için yoğun çalışmamız, araştırmamız sürüyor. Bütün teknik ve bilimsel metodları uyguluyoruz. Temennimiz ocak ayının ortalarına doğru süreci tamamlamak.

CHP’nin 39 ilçeli İstanbul’da 14 belediyesi var. Hedefiniz kaç belediye almak?

İnsan 39 belediyenin tamamını kazanmak ister tabi. Ama 22-23’ü hedefleme şansımız var. 14 belediyemiz var zaten onu korumak, üstüne de minimum 8-9 belediye daha eklemek.