Üçüncü yılı geride kalan 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimi Türkiye için önemli kırılmalara, tecrübelere, kazanım ve kayıplara yol açtı.

-Ekonomi üzerinde yarattığı tahribat önemli bir kayıptır. Nitekim 2016 yılı üçüncü çeyreğinde ekonomi daraldı ve yeniden büyümeye geçmede alınan önlemler de bütçe açığının artmasına, banka kredi batıklarına, şirket borçlarının artmasına yol açtı.  Darbe girişimi içinde bulunduğumuz ekonomik durumun hazırlayıcısı ve hızlandırıcısı oldu.

-Yine 2016 darbe girişimi ilk kez geniş kapsamlı sivil direnişle karşılaştı. Asker, polis ve sivillerin direnişi darbeye geçit vermedi. Darbe geçmişi kabarık bir ülkede demokrasi ve sivil yönetim açısından çok önemli bir kazanım elde edildi. “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” sözü tescil edildi.

TCMB DEĞİŞİMİNE ORTAM HAZIRLADI

-Darbe sonrası ortam da, Anayasa değişikliğini ve başkanlık sistemine geçilmesini tetikledi. Belki zaman içinde yine geçilecekti ama darbe girişiminin en azından bu gelişmeyi öne çektiği söylenebilir. Yeni yönetim sisteminde Cumhurbaşkanı tek belirleyici duruma geldi.

-Nitekim Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yeni bir uygulamasına tanık olduk. Yeni dönemde Merkez Bankası Başkanı’nın görev süresi bir yıl kısaltıldı ve zamanı dolmadan da Cumhurbaşkanı tarafından görevinden alındı. Bu imkan da Cumhurbaşkanı’na yeni Anayasa değişikliği ve sonrasındaki devlet yapılanmasıyla  tanındı.

FAİZLER DÜŞECEK

-Bu çerçevede TCMB Başkanlığına Murat Çetinkaya’nın yerine yardımcısı Murat Uysal atandı. Buna bağlı olarak finansal piyasalarda sınırlı bir oynaklık yaşandı.

 -Cumhurbaşkanı Erdoğan yıl sonuna kadar sürebilecek bir faiz indiriminden söz etti. Erdoğan “Yıl sonuna kadar hedefimiz enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmek. Faiz oranlarında da yıl sonuna kadar belli bir hedefimiz var ve bunu başaracağız. Faizi ciddi manada düşüreceğiz” dedi.

-Yeni başkan Murat Uysal da dün geniş bir açıklamada bulundu. “Yeni dönemde para politikası stratejisinde önemli bir değişiklik beklemeli miyiz” sorusuna Murat Uysal “Başta enflasyon ve iktisadi faaliyet olmak üzere makroekonomik göstergelerin tamamını dikkate alan veri odaklı bir yaklaşımla hareket edeceklerini” belirtti.

-Başta enflasyon var ama ekonomik her türlü veriye de bakılacak. Enflasyon odaklı olmaktan çıkarak görev daha çeşitleniyor ve muğlaklaşıyor.

KREDİ VERMEYE ZORLAMA

-Yeni dönemde aynı zamanda Merkez Bankası’nın bankalar üzerindeki yetki alanını daha genişleten Torba Yasa Tasarısı Meclis’te. Bankalara sadece bilançosu üzerinden değil, bilanço dışı kalemler üzerinden de zorunlu karşılık uygulanacak. Kredi verene daha düşük, vermeyene daha yüksek karşılık uygulanabilecek. Sistem daha fazla kredi vermeye zorlanacak gibi. Tersi de söz konusu olabilir ama bu dönemde değil.

KÂR VARSA SORUN YOK

-Kredi vermek için sermaye de lazım. Dolayısıyla büyümeyi seçen bankalar bir yandan ödüllendirilmiş gibi görülecek ama öbür yandan büyümenin bedeli olarak sermayelerini artırmak zorunda kalacaklar.

-Krediler sağlam olduğu sürece sorun yok. Sorun batıklar arttığında ortaya çıkacak. Bir de sermayeyi nereden bulacaklar? Sistem karlı çalışırsa yine sorun yok. Karı sermayeye kat ilerle. Ancak sistemin karları da düşüyor.

ENFLASYON VURGUSU AZALDI

-Büyüme yolunu seçmeyen bankalar ise bilanço dışı işlemlerinden zorunlu karşılık ayırmak suretiyle zaman içinde küçülecekler. Ama risk de üstlenmeyecek ve para batırmayacaklar.

-Yeni dönemde Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele vurgusu pek yok. Bu konuda daha gevşek ama finansal istikrarı koruma, enflasyon dışı ekonominin bütününü daha fazla önemseyen uygulamalar ile karşılaşabiliriz.

MERKEZ’İN HAREKET ALANI GENİŞ

-Evet, bu yıl için kazanılmış önemli bir hareket alanı var. TCMB politika faizi yüzde 24’te, enflasyon ise yüzde 15.7’de. Enflasyonun ana yönünün aşağı olması şartıyla Merkez Bankası’nın bir kaç hamlede faizi 10 puana yakın düşürme fırsatı olabilir.

-Diyelim ki yıl sonuna kadar enflasyon yüzde 13’e düştüyse, gelecek yılki hedef de tek haneli rakamlardaysa politika faizi yüzde 14’e indirilebilir. Enflasyon düştüyse faizi de buna paralel düşürmeye kim ne diyebilir?

KÜRESEL PİYASALAR VE RİSKLER İZİN VERDİKÇE

-Elbette küresel piyasalar ve Türkiye’nin dış politik ve jeopolitik riskleri izin verdiği sürece.

-Yoksa ülkenin ve ekonominin riskleri büyürken, risk primini düşürmenin faturası dövize yönelmenin artması ve kurun sıçraması şeklinde kendini gösterir.