Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Eski zamanların birinde güzel mi güzel bir köy vardır. Köyde herkes mutlu mesut yaşarken, bir gün köyü fareler basar. Kavalı olan bir adam bir istek karşılığında, köyü farelerden kurtarmak için gönüllü olur. Fakat köylüler adamı kızdıracak işlerin içine girince farelerden daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya gelirler.

FARELİ KÖYÜN KAVALCISI

FARELİ KÖYÜN KAVALCISI

Bir varmış, bir yokmuş, çok eski zamanların birindegüzel mi güzel bir köy varmış. Bu köy , yeşil vadilerin, berrak nehirlerin yanı başındaymış. Bahçelerinde türlü türlü meyveler , tarlalarında çok lezzetli sebzeler yetişirmiş.. Suyu bol, toprağı verimliymiş. Fakat gelin görünki köy halkı o kadar cimriymişki kimse kimseye borçlu çıkmamak için selam bile vermezmiş.

Öyleki bir gün köyün hatırı sayılır büyüklerinden biri köyde kedilere verilen yiyeceklerin müsriflik olduğu söylemiş. Günler günleri kovalamış köy halkı yaşlı adamın söylediğinde haklı olduğuna karar vermişler. Kedileri köylerinden göndermeleri gerektiği konusunda hep beraber hem fikir olmuşlar . Teker teker herkes gördüğü kediyi kovalamış, kedilere yemek verilmesi yasaklanmış. Aç kalıp horlanan kediler yavaş yavaş köyü terketmişler.

Kediler köyü terkettikten haftalar sonra bir gün köyün bütün evlerini fareler basmış. Bir sürü fare köyün evlerinde, sokaklarında dolaşıyorlar ne bulurlarsa kemirip yiyorlarmış. Köyde yaşayanlar ne yapacaklarını şaşırmışlar. Ne önlem aldılarsa farelerden kurtulmayı başaramamışlar. Umutsuz bir halde köyün muhtarından yardım istemişler. Fakat muhtarın da elinden bir şey gelmiyormuş. Gel zaman git zaman insanlar artık bu köyden bahsederken“fareli köy” diye bahsediyorlamış. Bu adı duyan kimse köye gelip alış veriş yapmaz olmuş. Köylüler, farelerin istilasından zar zor kurtarabildikleri sebzeleri ,meyveleri de satamaz olmuşlar. Çaresiz dua etmeye başlamışlar.

Günlerden bir gün köye sihirli bir kavalı olan çalgıcı gelmiş. Köylülerin derdini duyunca muhtara gidip;
-" Eğer bana 50 altın verirseniz köyü farelerden kurtarırım, herkes eski hayatına geri döner ." demiş. Köy halkı çalgıcının bu teklifine çok sevinmişler, hemen altınları aralarında toplayıp muhtara teslim etmişler. Muhtara altınların teslim edildiğini öğrenen çalgıcı başlamış kavalını çalmaya. Kavaldan öyle güzel bir ses çıkıyormuş ki köydeki bütün fareler çalgıcının arkasına takılıp onu takip etmeye başlamışlar.

HT Çocuk sayfasını görmek için tıklayın

Bütün köyü dolaşıp fareleri arkasında toplayan çalgıcı nehire doğru yürümeye başlamış. Farelerde onu büyülenmiş bir şekilde takip etmeye devam ediyorlarmış. Çalgıcı nehirin içine girince farelerde ardından nehire girmişler ve hepsi akıntıda sürüklenip gözden kaybolmuşlar. Bunu gören çalgıcı artık görevini tamamladığını anlayıp kaval çalmayı bırakmış. Nehirden çıkıp altınlarını almak için köylülerin yanına dönmüş.
Fakat farelerden tamamen kurtulduklarını anlayan köylüler çalgıcıya verdikleri sözde durmaktan vazgeçmişler.

Köylüler ; “Nasılsa farelerden kurtulduk sana neden altınları verelim ki?” demişler..

Bunu duyan Kavalcı çok sinirlenmiş ve kendi kendine “Görürsünüz siz demiş!” Bir düre düşündükten sonra, tekrar kavalını eline alıp çalmaya başlamış. Köylüler ne olacak diye beklerken bir bakmışlar ki kavalcı önde, tüm çocukları arkasında köyden dışarı doğru yol almaya başlamışlar. Hemen telaşla çocuklarını yanlarına çağırmışlar, seslenmişler, seslenmişler ama ne çare.. Çocuklar o kadar büyülü bir şekilde kavalcıyı takip ediyorlarmış ki kavaldan çıkan büyülü sesten başka kulakları bir şey duymuyormuş.

Köylülerde çaresiz peşlerinden gitmişler. Az gitmişler uz gitmişler dere tepe düz gitmişler bir bakmışlar ki altın bir kapının önündeler. Kapının üzerinde “Adalet kapısı” yazıyormuş. Kapı Kavalcı ve çocuklar için açılmış onlar içeri girdikten sonra otomatik kapanmış. Aileler kapıyı çalsalarda açan olmamış. Günler geceler nöbetler tutulmuş fakat kapı bir daha açılmamış. Çocuklarını özleyen köylüler kavalcıya yaptıkları haksızlık için bin pişman olmuşlar. Kapıya doğru hep birlikte seslenmişler.

DİĞER MASALLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

Köylüler : “ Kavalcı ne olur bizi duy, senden çok özür diliyoruz. Sana söz verdiğimiz 50 altını yaptığın işin karşılığında vermediğimiz için çok pişmanız. Hatamızı anladık. Ne olur bizi affet ve lütfen gecikmişte olsak altınlarını almayı kabul et. Deyip yalvarmışlar.

Kapı uzun bir sessizlikten sonra açılmış ve Kavalcı önde, çocuklar arkada köylülerin yanına çıkmışlar. Kavalcı köylüleri bundan sonra karşılarında kim olursa olsun verdikleri bütün sözleri tutmaları şartıyla affetmiş. Köylüler kavalcıya anlaştıkları altınlarını vermişler. Çocuklarını sarıp sarmalayıp köylerinin yolunu tutmuşlar. Onlar ermişler muradına biz çıkalım kerevetine.. Gökten 3 elma düşmüş, biri kavalcının, biri köylülerin biri de siz çocukların başına...

ÖNEMLİ NOT:

Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar (Koruncuk) Vakfı yararına düzenlenen ve Deniz Şen koordinatörlüğünde gerçekleştirilen “Yıldızlardan Masallar" projesine sinema ve sanat camiasından birçok ünlü isim okudukları masallarla destek veriyor. “Yıldızlardan Masallar” kanal adıyla Youtube’da yayınlanan masallardan elde edilen gelirler de yine Koruncak Vakfı’na bağışlanıyor.

MASALLAR VE DİĞER EĞLENCELİ İÇERİKLER İÇİN SİZİ Youtube HT ÇOCUK KANALIMIZA BEKLİYORUZ