• Canlı Yayın
  • 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlık ve Spor Bayramı kutlu olsun
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Kübra PAR/GAZETE HABERTÜRK

15 Temmuz darbe girişiminin perde arkasını, olağanüstü hal kararının kapsamına yönelik soru işaretlerini ve bundan sonraki süreçte AK Parti hükümetinin izleyeceği politikaları, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş ile konuştuk....

-15 Temmuz sonrası olağanüstü hal (OHAL) kararı almanız illa gerekli miydi?

Bu millete karşı bir OHAL değil, devlete karşı ayaklanmış bir çeteye karşı OHAL’dir. Amacımız, Türkiye’de olağan işleyen siyasi karar mekanizmalarına müdahale etmek değil. Kanun hükmünde kararnameler (KHK) çıkarmamızdaki esas maksat; devletin içinde, TSK’da, yargıda ve emniyette odaklanmış bu cinayet çetesinin irtibatta olduğu, darbe teşebbüsüne bir şekilde destek olan kim varsa ortaya çıkarmak. Tabiri caizse, devletin bunlardan temizlenmesini amaçlıyoruz.

-Açığa alınan 70 bine yakın kamu görevlisinin durumu ne olacak? On binlerce insanın ailelerinin mağdur olmaması ve masum insanların kriminalize edilmemesi için önlem alacak mısınız?

Doğru söylüyorsunuz, çok fazla vatandaşı ilgilendiren böyle hassas bir durumda gerçekten suçlu olanların ortaya çıkarılması gerekiyor. Bu örgütün mensuplarını devletin içinden temizlerken hem çok kararlı olmalıyız hem de adaleti sağlamalıyız. Kurunun yanında yaş yanmamalı. Açığa alınanlar soruşturmaya tabi tutulacak. Bunların içinde örgütle direkt irtibat kurduğu tespit edilenlere ayrı, doğrudan ilgisi olmayanlara ayrı uygulama yapılacaktır.

- Dün Resmi Gazete’de yayımlanan KHK, personel rejimiyle ilgili yapılması planlanan değişikliği de içeriyor. Açığa alınan kamu çalışanlarının emekliye sevk edilmeden görevden uzaklaştırılması ihtimali var mı?

Dediğim gibi, soruşturmalar başlatıldı. Örgütle birinci derecede irtibatlı olanların memuriyetine son verilecek. Titiz bir inceleme yapılacak.





‘ÖZGÜRLÜKLERDE KISITLAMA OLMAYACAK’

-“OHAL millete karşı değil devlete karşı” diyorsunuz ama gündelik hayatımızı olumsuz etkileyecek uygulamalar getirilmesinden endişe ediliyor...

Çok net söylüyorum, bu OHAL uygulaması vatandaşın günlük hayatını hiç etkilemeyecek, temel hak ve özgürlükler konusunda en ufak bir kısıtlama gündeme gelmeyecek.

-Yurtdışına çıkışlarla ilgili bir sınırlama söz konusu mu?

Tedbiren bazı uygulamalar getirdik ama amacımız vatandaşların yurtdışına çıkışını yasaklamak değil, bu örgütle ilgisi olan suçluların yurtdışına kaçmasını engellemek. Bunlar geçici tedbirlerdir.

-Bu süreçte çıkarılan kanun hükmünde kararnameler, olağanüstü hal uygulaması sona erdiğinde geçerliliğini yitirecek mi?

“Hükümet farklı konularda normal yasama yollarını by-pass etmek için acaba kanun hükmünde kararnameleri mi kullanacak?” endişesi taşıyanlar olabilir... Açık söyleyeyim, hükümetin böyle bir niyeti olsaydı, KHK yetkisini Meclis’ten almak için bir darbe teşebbüsünü beklemeye gerek yoktu. Yaşadığımız süreç, sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda Türkiye’yi işgale hazırlama teşebbüsüdür. OHAL’in ve KHK’ların amacı, buna engel olmaktır. Alanı bununla kısıtlıdır.



‘TEMEL PRENSİBIMIZ EHLİYET, LİYAKAT VE MİLLETE SADAKAT’

-Açığa almalar ve gözaltılar sonrası devletin pek çok kurumunda boşluklar oluştu. Yeni bir vesayet odağı oluşmaması için nasıl bir strateji izleyeceksiniz?

Hiç şüphesiz ana fikrimiz bu olmak zorundadır. Demokrasinin en temel kavramlarından biri vatandaşları eşitlemesidir. Ehliyet, liyakat, millete ve vatana sadakat gibi üç temel prensibin dışında hiçbir şeyi göz önünde bulundurmadan, ayrım yapmaksızın devletin bütün kadrolarını millete açmak durumundayız. Eğer bunu yaparsak, devleti ele geçirmeye niyetlenen birtakım gruplar ortaya çıkmaz. Örneğin TSK’ya muhafazakâr kökenli biri girmek istiyor. ‘İrticayla mücadele’ kapsamında yıllardır engelleniyor. FETÖ gibileri ortaya çıkıyor ve “Ben seni orduya sokarım” diyor. Bu gibi durumlar, birtakım kapalı örgütlenmelerin önünü açıyor. Bundan sonra dindar olabilir, dini değerlerden uzak olabilir, Alevi, Sünni, Kürt, Türk, milliyetçi, muhafazakâr ya da sosyal demokrat olabilir, kim olursa olsun bu devleti herkesin devleti haline getirmek zorundayız.

-Geçmişten bugüne devletteki kadrolaşma konusunda özeleştiri yapıyor musunuz?

Ben yıllardır söylüyorum; Türkiye’nin en temel sıkıntılarından biri bu ayrışma. Benim gençliğimden beri sağdan say bin kişi, soldan say 2 bin kişi devleti ele geçirmeye çalışıyor. Böyle bir şey olamaz. Devlet, herkesin hizmet edeceği yerdir.

- Sadece “Alnı secde görmüş” denilerek kadro alımı yapılmasının doğru olmadığı görüldü diyebilir miyiz?

Tabii ki...



-Peki devlet yapısında çoğulculuğu sağlamak adına bir eylem planı var mı aklınızda?

Bu çok kuvvetli bir zihniyet ve kararlılık istiyor. FETÖ senelerdir devleti ele geçirmenin dik âlâsını yaptı. Kendilerinden olmayan herkesi birtakım soruşturmalarla tasfiye ettiler, yükselmesi mümkün olanların hepsine çelme taktılar ve kendi adamlarını yükselttiler. Yargının neredeyse yüzde 45’ini ele geçirmiş bir yapıdan bahsediyoruz! Bunlar temizlenecek... Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan 79 milyona ders olsun. Dediğim gibi, bundan sonra temel prensibimiz ehliyet, liyakat ve sadakattir. Devlet yapısı sivilleşecek, vatandaşlara açık hale gelecek. Ancak böyle olursa devleti ele geçirecek ekip kalmaz.

- Alevi vatandaşlar yıllardır bürokraside yükselememekten şikâyetçiydi. Bu süreç onların devlet yapısına katılımını artırmak için imkân yaratabilir mi?

Alevi vatandaşlarımız, Türk toplumunun ana gövdesini oluşturan asli unsurlardan biridir. Tabii ki Alevi kardeşlerimizin kamu kurumlarında görev almaları normal olandır. Diğer etnik kökenliler de bu süreçte kadrolarda yerlerini alacak.



‘BİR NUMARA PENNSYLVANIA’DA YAŞAYAN ÖRGÜT LİDERİDİR’

-Darbe girişiminin dış ülkelerden destek almış olması ihtimali var mı?

Bilsek söyleriz ama harekât tarzlarından darbecilerin amacının yönetime el koymak değil, ülkeyi işgale hazır hale getirmek olduğu çok açık.

-Peki, bu darbe teşebbüsünün başında kim var sizce?

Pennsylvania’da yaşayan örgüt lideri olduğu ayan beyan ortada...

- ABD Fethullah Gülen’i iade edecek mi sizce?

Artık bu sözün bittiği yer. 15 Temmuz’da tüm dünya gördü ki bunlar savaş uçakları, helikopterleri, tankları olan bir terör çetesi. İade konusunda umutluyum. Amerikalılar bir tercih yapmak zorunda. Bir ülkede bütün demokrasiyi yerle bir etmek için harekete geçmiş bir örgüt liderinin varlığı mı? Yoksa 79 milyon Türk halkının sempatisi mi? Bu anlamda, Amerikan yönetiminin bu kişiyle ilgili görüşlerini gözden geçireceğini düşünüyorum.

‘KARA KAPLI DEFTERİN KAPAĞI AÇILDI’

- Ordu içinde FETÖ dışında başka grupların da darbe girişimine katıldığı iddialarına ne diyorsunuz?

Olabilir. Kara kaplı defterin kapağı açıldı. Darbe başarılı olsaydı kimlerin ne gibi görevler alacaklarına dair her şey ortada... Bu sorgulamalar sırasında çok yeni bilgiler de ortaya çıkacaktır.

- Darbe girişiminin ilk saatlerinde, emir-komuta zinciri içinde gerçekleşmediği açıklanmıştı. Peki, şimdi komuta kademesindeki isimlerle ilgili şüpheleriniz var mı?

Tutuklananlardan bazıları maalesef çok üst rütbeli. Ama biz tereddütle hareket etmeyiz, somut delillere bakacağız.



- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin kardeşi, Tümgeneral Mehmet Dişli’nin Genelkurmay Başkanı’nı darbeye ikna etmeye çalıştığı söyleniyor. Hulusi Akar serbest bırakıldığında Dişli de yanındaydı. Hulusi Akar kendisini hemen ihbar etmemiş. Bu durum kafanızı karıştırıyor mu?

Soruşturmanın açılmasının ardından FETÖ iddianamesi kabul edildi. Bundan sonra bu söylediğinize benzer binlerce hikâye ortaya çıkacak. İşin bundan sonrası yargıyla ilgilidir. 15 Temmuz akşamı, darbenin hangi tarafa evrileceğinin belli olmadığı saatler vardı. Kimin ne yaptığını gördük. Ama bunların magazinleşmesinin manası yok. Bu süreçte TSK’yı ve içinde bu işe destek vermemiş olanları yıpratmak doğru değil. Milletimizden isteğimiz; TSK, emniyet, MİT, yargı, yasama gibi kurumları darbenin puslu havası içinde yıpratabilecek sözlerden kaçınmaları. Yapısal ya da kurumsal anlamda zaaflar varsa hesaplar sorulur.

- Bu tutuklamalardan sonra orduda oluşacak boşluk nasıl doldurulacak?

Burada TSK’nın başta emir-komutası olmak üzere herkese çok büyük sorumluluklar düşü- yor. Maalesef bir güven buhranı var, zor bir süreç yaşıyoruz. TSK bu güveni yeniden sağlamalı. Sivil-asker ilişkileri yeniden gözden geçirilmeli. Bütün yetkinin sivil iradenin elinde olacağı düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Bu güven bunalımı süratle geride bırakılacaktır. Bu durum kurumlar ve kişiler arasındaki güvensizlikle yürümez. Yıllardır kurumlar arasında birtakım yarışlar vardı ama Doğu’da PKK ile mücadelede TSK’nın unsurları, Özel Harekât, emniyet gibi farklı istihbarat birimlerinin uyumla çalış- tığını görmüştük. Bu aşağılık hain darbeciler, kurumların arasını açacak bir fitne tohumu ekmeye çalıştılar. Buna karşı herkesin uyanık olması lazım. Her yeri temizleyeceğiz ve milletin kurumlarıyla yola devam edeceğiz.

-Askeri okulların durumu ne olacak? Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanacağı ve zaman içinde lağvedileceği iddia edildi.

Bu tür şeyler, “Neye ihtiyacımız var?” sorusu çerçevesinde ele alınmalı. Devleti kimsenin ele geçiremeyeceği şekilde tedbirleri almak ve sivil-asker ilişkilerini düzenlenmek için ne gerekiyorsa yaparız ama bunların şimdilik uluorta konuşulması doğru değil.

‘GEÇ ÖĞRENİLMESİ BÜYÜK ZAFİYET’

-MİT Müsteşarı’nı aradım ama ulaşamadım, bu olayda istihbarat zaafı olduğu ortada” dedi. Hakan Fidan’ın görevden alınması gündemde mi?

Benim bildiğim kadarıyla şu ana kadar böyle bir gelişme olmadı.

-Hakan Fidan’ın darbe girişimini akşamüstü haber aldığı, Genelkurmay Başkanlığı ile irtibata geçtiği söyleniyor. Bütün bunlar olurken durumdan Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın ya da sizin haberinizin olmamasını nasıl yorumluyorsunuz?

Bu teşebbüsünün geç öğrenilmiş olması büyük bir zafiyettir, bunda tereddüt yok. Burada kurumsal ya da bireysel birtakım hatalar olabilir. Bunların neler olduğu net şekilde ortaya konulacak. Meselenin bir ayağı, kurumlar arası irtibattır. Bir ayağı sivilasker ilişkilerinin yeniden düzenlenmesidir, diğer bir ayağı ise istihbarat birimleri arasındaki organizasyondur. Bütün olanları düşününce bu zafiyetin ortaya çıkması son derece tedirgin edicidir. Darbeleri önleme konusundaki kurumsal yeteneğimizi kuvvetlendirmeliyiz ve asıl önemlisi kurumların yeniden yapılanmasını sağlamalıyız.

- MİT’i ya da TSK’yı yeniden yapılandırmayı düşünüyor musunuz?

Bunlar konuşulabilir. Bugün kurumlarımızın hepsi eski yapılara sahip. Bunların yeniden organizasyona ihtiyacı olabilir. Zaten TSK’nın yeniden yapılandırılması için mevcut bir 2030 planı vardı. Personel çeşitliliğine sahip uzman bir ordu oluşturulması için gerekli detaylar konuşulabilir. Sivil-asker ilişkileri de önemli. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi neden Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı tarafından korunuyor? Özel kalem neden asker kökenli ya da Cumhurbaşkanı’nın yaveri neden asker oluyor? Bütün bunlar gözden geçirilebilir. İstihbarat birimleri arasındaki koordinasyon ve birimlerin yapısı gözden geçirilebilir. Önemli bir dönüm noktasındayız. İşi kişiselleştirmeden, magazinleştirmeden yolumuza devam edeceğiz. Öyle bir Türkiye kuralım ki kimse bir darbe düşüncesini aklının ucundan dahi geçiremesin. İkincisi, kimse devleti ele geçirebilecek bir güce sahip olduğunu düşünmesin. Bunu, vatandaş- larımızın hepsini devletin sahibi haline getirdiğimiz bir demokratikleşme süreciyle aşabiliriz.

‘DAVALAR BÖLÜNEBİLİR’

- Bu davaya mahsus özel yetkili mahkemelerin kurulması ihtimali var mı?

Özel yetkili mahkemeye ihtiyaç yok. Ağır cezalarda davalar devam eder ama belki bölünebilir. Adalet Bakanlığı karar verecek.

‘SİYASETTE DÜŞMANLIK DİLİ BİTECEK’

-Yasin Aktay, CHP’nin bugün düzenleyeceği Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi’ne AK Parti’den katılım olacağını açıkladı. Bu acı süreç, toplumsal uzlaşının sağlanması için bir fırsat yaratır mı?

Evet, bu inşallah olacak, buna yürekten inanıyorum. Türkiye’yi işgale hazırlamak isteyen bu çete ne istiyorsa onun tam tersi olacak. Bunlar ülkenin toplumsal olarak parçalanmasını, mevcut sosyolojik fay hatlarının derinleşmesini istiyordu ama öyle olmadı. Meydanlara gidiyoruz, her partiden insan var. AK Partili, CHP’li, MHP’li, HDP’li herkes darbeye karşı çıkıyor. Bundan sonra belki daha sıkı rekabet edeceğiz ama siyaset düşmanlık dilinden rekabet diline dönecek. Bunlar, Türkiye’nin bu teşebbüs nedeniyle içe kapanmasını istiyorlar. Türkiye temel hak ve özgürlüklerin ortadan kalktığı, siyaset alanının daraldığı bir ülke olsun istiyorlar ama tam tersi olacak. 65. hükümetin 5 ana ayağından biri olan siyasi ve hukuki reformlar konusunda Türkiye hızla ilerleyecek. Bunlar Türkiye’yi bütün komşularıyla kavga ettirmeye çalıştılar, Türkiye barışma süreçlerini kuvvetlendirerek devam edecek. İlginç bir soruşturma da Rus uçağını düşüren pilotların soruşturması. Oradan ümit ediyorum ki çok önemli bilgiler ortaya çıkabilir.

- Darbe girişimi sonrası alınan tedbirleri demokratik açıdan tedirgin edici bulanlara ne dersiniz?

Bakın, vücuda bir mikrop girerse antibiyotik verirsiniz. Şu anda devletin vücudunun tedavisi yapılıyor. Sıradan, sağlıklı vatandaşlarımız için herhangi bir şey söz konusu değil.