Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Başbakan Binali Yıldırım, Meclis'te görüşülen ve tartışma yaratan cinsel istismar yasa teklifi için, "Tamamen gerçek dışı bir iftiradır. Bu bir tecavüze af değildir" dedi.

Başbakan Yıldırım, Ankara'da cuma namazı sonrası gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. AK Parti'nin MHP'ye sunduğu anayasa paketinde, cumhurbaşkanının yemin metninin değiştirildiği yönündeki iddialar sorulan Yıldırım, "Bu doğru değil. Yemin metniyle ilgili herhangi bir sorun yok. Sadece okunuşuyla ilgili biraz zorluklar var. Okurken milletvekilleri zorlanıyorlar. O düzeltiliyor. Onun dışında anlamı değiştirecek hiçbir şey yok. Kocaman bir yalan" diye yanıt verdi.

ŞİRVAN'DAKİ GÖÇÜKLE İLGİLİ AÇIKLAMA: YAĞIŞ DOLAYISIYLA ÇALIŞMALAR AĞIR İLERLİYOR

Siirt'in Şirvan İlçesi'ndeki bakır madeninde, dün akşam meydana gelen ve 3 işçinin hayatını kaybettiği göçükle ilgili son bilgileri paylaşan Yıldırım, "Şirvan'da bakır ocağında aşırı yağışlardan dolayı bir göçük meydana geldi. Heyelan hali hazırda devam ediyor. 3 madenci maalesef hayatını kaybetti. 13 madenci için de kurtarma çalışmaları devam ediyor. Bu ocak özel bir işletme. Çalışma valilik, başbakanlık ve bütün birimlerce yoğun şekilde devam ediyor. Ancak çok yağış olması dolayısıyla çalışmalar ağır ilerliyor" diye konuştu.

"MHP'DEN HENÜZ YANIT GELMEDİ"

AK Parti'nin anayasa değişikliğiyle ilgili taslak metnine ilişkin MHP'den herhangi bir yanıt gelip gelmediği sorulan Başbakan Yıldırım, "Henüz gelmedi ama her an gelebilir. Gelsin, ondan sonra ne yapacağımıza karar vereceğiz" dedi.

CİNSEL İSTİSMAR DÜZENLEMESİYLE İLGİLİ AÇIKLAMA: TECAVÜZLE İLGİLİ BİR KONU DEĞİL

Cinsel istismar suçunda, mağdur ile failin evlenmesi halinde fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesine imkan veren düzenlemeye ilişkin tartışmalar hakkında görüşleri sorulan Yıldırım, şöyle konuştu: "Olay şudur. Yaşı tutmayan, erken yaşta evlenenler var. Bilmiyorlar yasaları, dolayısıyla çocukları oluyor. Baba hapse giriyor. Çocuklar anasıyla yalnız başına kalıyor. Bu şekilde 3 bin aile olduğu tespit edildi. Bir seferliğine bu mağduriyetin giderilmesine yönelik bir çalışmadır. Seçim kampanyalarında herkes bu sorunu çözmek için söz vermişti. Her şey ortada. Bu bir tecavüze af değildir. Tecavüze en ağır cezayı AK Parti getirdi. Tecavüzle ilgili bir konu değil"

"CHP'NİN ÇARPITMA, SAPTIRMAYA YÖNELİK FAALİYETLERİNDEN İBARET"

"Tecavüzcüler bundan istifade edecek" yönündeki açıklamaların tamamen gerçek dışı ve iftira olduğunu vurgulayan Başbakan Yıldırım, "Bundan böyle bu şekilde evlenmeler olursa hiçbir şekilde müsamaha edilmeyecek. Geçmişte bu cezaların varlığından haberdar olmayan, yaşı tutmayanların evlenmesi sonucu, aile dağılmış, çocuklar anayla birlikte perişan, baba hapiste; bunlara bir seferliğine mahsus olmak üzere 3 bin ailenin mağduriyeti gideriliyor. Olay bundan ibaret. Bunun dışındakiler maalesef bildik, CHP'nin çarpıtma, saptırmaya yönelik faaliyetlerinden ibaret" ifadelerini kullandı.

EKONOMİ KOORDİNASYON KURULU, KURLARDAKİ ARTIŞ GÜNDEMİYLE TOPLANIYOR

Rekor kıran Dolar karşısında, Türk Lirası'nın değer kaybına karşı bir önlem paketi hazırlanıp hazırlanmayacağı sorulan Yıldırım, şu açıklamalarda bulundu:

"Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı'nı saat 4'te yapacağız, ilgili birimlerin katılımıyla geniş kapsamlı bir şekilde. Amerikan seçimlerinden sonra dünya ekonomilerinde bir hareketlilik başladı. Özellikle döviz kurlarıyla başlayan hareketliliğin hala devam ettiğini biliyoruz. Dolar kurundaki bu artış da dahil olmak üzere diğer döviz kurlarındaki artışlar da dahil olmak üzere bu konuları değerlendireceğiz. Vatandaşlarımız rahat ve emin olsun. Türkiye ekonomisinin temelleri sağlamdır. Türkiye ekonomisiyle ilgili herhangi bir tereddüt yok; ancak yaşanabilecek olağanüstü gelişmelere karşı da tedbirsiz olmamızı bu şartlar gerektirmiyor. Bir araya geleceğiz, bunları değerlendireceğiz"

CHP'YE 'KAPIMIZ AÇIK' MESAJI

Anayasa değişikliği konusunda CHP'den randevu taleplerinin olup olmayacağı sorusuna Başbakan Yıldırım, "Her zaman herkesle müzakere kapısı açıktır. Ülkenin geleceği için ülkemizin menfaati için her konuyu görüşürüz, konuşuruz. Aynı fikirde olmamız gerekmiyor ama bu konuşmamıza engel değil" diye yanıt verdi.

'MÜNBİÇ' AÇIKLAMASI: ÖYLE VEYA BÖYLE ÇEKİLECEKLER

YPG'nin Münbiç'ten çekilmesiyle ilgili yeni bir gelişme olup olmadığı sorusu üzerine ise Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu: "Amerika ile temasımız sürekli var. Münbiç'teki PYD varlığının ortadan kaldırılması, Fırat'ın doğusuna çekilmesi konusunda başından beri Amerika ile mutabakatımız var. Her görüşmede bu mutabakatın arkasında olduklarını, bunun gereğini yapacaklarını ifade ediyorlar. Öyle veya böyle çekilecekler. Çekilmek durumundalar"

 

Adalet Bakanlığından, "Ceza Muhakemesi Kanununu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"na ilişkin yapılan açıklamada, "Tecavüzcüye evlilik yoluyla cezadan kurtulma imkanı kesinlikle getirilmemektedir. Tecavüz suçunun failleri bu düzenleme kapsamı dışındadır. Düzenleme, failin mağdurla resmi nikahla evlenmesi şartıyla uygulanabilecektir. Ancak, tecavüzcüler, mağdurla evlense dahi bu düzenlemeden yararlanamayacaktır." değerlendirmesinde bulunuldu.

Adalet Bakanlığından, TBMM Genel Kurulunda görüşülen "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın Geçici 1'inci maddesine eklenen fıkraya ilişkin açıklama yapıldı.

Açıklamada, söz konusu fıkranın, "Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16 Kasım 2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza Muhakemesi Kanununun 231'inci maddesindeki koşullara bakılmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazın ortadan kaldırılmasına karar verilir." şeklindeki hükümleri içerdiği belirtildi.

Düzenlemeyle, cebir, tehdit, hile veya iradeyi sakatlayan başka bir nedenle cinsel istismar suçunu işleyenlerin (tecavüzcüler), bu düzenlemeden yararlanamayacağının ifade edildiği açıklamada, tecavüzcüye evlilik yoluyla cezadan kurtulma imkanının kesinlikle getirilmediğinin altı çizildi.

Açıklamada, düzenlemeyle ailelerin gayri resmi evlendirdiği ancak Türk Medeni Kanunu'nun öngördüğü evlilik yaşına gelmediği için resmi nikah yapamamış olanların resmi nikah ile evlenmeleri halinde, hakkında henüz hüküm verilmemişse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verme imkanı getirildiğine işaret edildi.

Evliliğin zamanaşımı süresi içinde failin kusuruyla sona ermesi halinde hükmün açıklanmasının veya cezanın infazına kaldığı yerden devam edilmesinin öngörüldüğünün ifade edildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Tecavüzcüye evlilik yoluyla cezadan kurtulma imkanı kesinlikle getirilmemektedir. Tecavüz suçunun failleri bu düzenleme kapsamı dışındadır. Düzenleme, failin mağdurla resmi nikahla evlenmesi şartıyla uygulanabilecektir. Ancak, tecavüzcüler, mağdurla evlense dahi bu düzenlemeden yararlanamayacaktır. Düzenleme geçici bir düzenlemedir. 16 Kasım 2016 tarihinden önce işlenmiş suçlar yönünden bir kereye mahsus olarak uygulanacaktır. Bu tarihten sonra bu suçu işleyenler, mağdurla evlenseler dahi ceza almaktan kurtulamayacaktır."

Cinsel istismarın, suç olmaktan çıkarılmadığı vurgulanan açıklamada, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan cinsel istismar suçu ve cezasının bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynen uygulanmaya devam edileceği bildirildi.

"CEZAEVİNE GİRMEKLE KARŞI KARŞIYA KALACAKLAR"

Suçun vasfında değişiklik ve cezasında indirim yapılmadığına dikkat çekilen açıklamada, söz konusu suça ilişkin cezaların artırıldığı belirtildi.

Açıklamada, "Resmi nikah yaparak düzenlemeden yararlananlar, evlilik kendi kusuruyla sona ererse, ceza almak ve cezaevine girmekle karşı karşıya kalacaklardır. En az 20 yıllık zamanaşımı süresince (davalar bakımından 20 yıl, cezalar bakımından ise 24 yıl) bu evliliğin failin kusuruyla sona ermemesi gerekmektedir. Böylelikle bu düzenlemenin istismarının önlenmesi hedeflenmiştir." ifadeleri kullanıldı.

Çocuk yaşta evlilikleri önlemek ve cinsel istismar suçuyla mücadele etmek için önemli adımların atıldığının vurgulandığı açıklamada, eski Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) tecavüzcünün mağdurla evlenerek cezadan kurtulmasını sağlayan kalıcı düzenlemenin 2005'te yürürlükten kaldırıldığı hatırlatıldı.

Eski TCK'da yer alan "evlenme vaadiyle kızlık bozma" suçunu işleyen failin mağdurla evlenmesi halinde cezanın düşürülmesine ilişkin hükmün de 2005'te kaldırıldığının anımsatıldığı açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

"Eski TCK'da çocuğa tecavüz suçunun cezasının alt sınırı 5 yıl iken, yeni TCK'da 2005'te 8 yıla, 2014'te ise 16 yıla çıkarılmıştır. Ayrıca TBMM'de görüşülen bu kanunla suçun cezası daha da artırılmaktadır. Cinsel istismar suçu, eski TCK'da 'Adabı umumiye ve nizamı aile aleyhinde cürümler' başlığı altında düzenlenmiş iken, yeni TCK'da 'Kişilere karşı suçlar' kısmında 'Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar' bölümünde düzenlenerek büyük bir zihniyet dönüşümü yapılmıştır. Erken yaşta evliliklerin önüne geçmek için zorunlu eğitim, 12 yıla çıkarılmıştır. Anayasaya çocuklar ve kadınlar için pozitif ayrımcılık yapılabileceğine ilişkin hüküm konulmuştur."

ANAYASA MAHKEMESİNİN KARARI

Açıklamada, yeni TCK'nın yürürlüğe girdiği, 2005 yılından bu yana yürürlükteki düzenlemeden kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesi için ilk derece hakim ve savcıları ile yüksek yargı üyelerince çeşitli öneri ve tespitlerin iletildiği aktarıldı.

Anayasa Mahkemesi'nin 12 Kasım 2015 tarihinde TCK'nın 103'üncü maddesine ilişkin verdiği iptal kararının hatırlatıldığı açıklamada, söz konusu kararda, "Mahkemeye olaya özgü takdir marjı tanımayan ve onarıcı hukuk kurumları öngörmeyen kuralda düzenlenen ceza yaptırımının alt sınırının 16 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası olarak belirlenmesi, fiilin farklı yaş kategorilerindeki mağdurlara karşı işlendiği veya failin de küçük olduğu ya da fiilden sonra mağdurun yaşının ikmali ile fiili birlikteliğin resmi evliliğe dönüşmesi gibi her bir somut olayın özellikleri dikkate alınarak ceza tayin edilmesi veya onarıcı adalet kurumunun uygulanması imkanını ortadan kaldırmakta ve bazı durumlarda somut olayın özellikleriyle bağdaşmayacak ve suçla yaptırım arasında bulunması gereken adil dengeyi ortadan kaldıracak ölçüde ağır cezaların verilmesi sonucunu ortaya çıkarabilecek bir niteliğe sahip bulunmaktadır…." değerlendirmesinde bulunulduğu bildirildi.

Açıklamada, Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'nun bir raporunda ise "Türkiye'de 16 yaşını doldurmadan gayri resmi olarak beraberlik yaşamaya başlayan bir veya birden çok çocuk sahibi olan ve daha sonra yasal evlenme yaşını doldurunca resmi nikah kıyıp, 8-10 yıl gibi uzun bir süre evlilikleri devam ederken, erkek eş TCK'nın 103'üncü maddesi gereğince 8 yıl ve daha fazla hapse mahkum olmaktadır." ifadelerine yer verildiği belirtildi.

Raporda, 3 bin çiftin mağdur olduğunun ifade edildiğinin kaydedildiği açıklamada, söz konusu çiftlerden kadınların, kendileri ve çocuklarının yaşamlarını sürdürmelerinin zor olduğunu ifade ettiklerine ilişkin bilgilere de yer verildiğine dikkat çekildi.

"SİYASİ HESAPLARLA ÇARPITMA GERÇEĞİ DEĞİŞTİRMEZ"

Komisyonun raporunda, mağduriyetin giderilmesine yönelik düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulduğuna ilişkin değerlendirme yaptığına da dikkat çekilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Bu sorunun çözülmesi ve bu sorundan kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesi konusunda hepimize büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen düzenleme, Anayasa Mahkemesi Kararı ve TBMM Araştırma Komisyonu raporu ile mağdurların taleplerini karşılamak suretiyle esasında bu sorumluluğun gereğini yerine getiren, sorunu çözen ve bu sorundan kaynaklı mağduriyetleri ortadan kaldıran bir düzenlemedir. Konunun siyasi hesaplarla çarpıtılması, mecrasından saptırılarak anlatılması ve tartıştırılması, sosyal medya üzerinden bilgi kirliliği yaratılarak manipüle edilmesi, gerçeği değiştirmez. Hükümetlerimiz kadını ve çocukları koruyan çok önemli reformlara imza atmış ve büyük bir zihniyet dönüşümünü gerçekleştirmiştir."

AA