İSTANBUL'da yakalanan DHKP/C üyesi Asuman Özcan ile Hakkı Akça ve Caferi Sadık Eroğlu'nun ‘Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs' suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılmaları istendi.

Hazırlanan iddianamede, 29 Eylül 1994 tarihinde, örgüt kuruluşunun sansasyonel bir eylem ile kamuoyuna duyurulması amacıyla Adalet eski Bakanı Mehmet Topaç'a bürosunda suikast gerçekleştirildiği belirtildi. Ayrıca 3 Ocak 1996 tarihinde Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Özdemir Sabancı, Toyotasa Genel Müdürü Haluk Görgülü ve Sekreter Nilgün Hasefe’nin öldürüldüğü Sabancı Center eylemi de örgütün kamuoyunda geniş yankı uyandıran eylemleri arasında sayıldı.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlanan iddianamede, örgüt amacının mevcut anayasal düzeni silahlı halk ayaklanması ile yıkarak, yerine Marksist-Leninist ilkelere dayalı komünist düzen kurmak olduğu anlatıldı.

İddianamede, “Örgüt, ülkemizin emperyalizmin ekonomik, politik hegamonyası altında faşist olarak yönetildiğini, halk kitlelerinin hak, adalet, eşitlik mücadelelerinin her zaman kanla bastırıldığını, emperyalizme bağımlı faşizmle yönetilen ülkemizde iktidarın niteliğinin seçimle değiştirilmesinin mümkün olmaması sebebi ile iktidarın halkın silahlı savaşı ile yıkılacağına inanmaktadır” denildi.

DHKP/C'rir Türkiye'de uzun süreli halk savaşı ile iktidarın ele geçirilmesinde silahlı propagandayı temel alan politik, ekonomik ve demokratik mücadele biçimlerini benimsediği belirtildi.

‘Devrimci Halk Güçleri'nin, işçi, memur, mahalli alan, gençlik, kültür-sanat, basın-yayın gibi alanlarda faaliyet gösteren unsurları içine alan örgütlenme olduğu, Devrimci İşçi Hareketi'nin (DİH),örgütün işçi kesimine yönelik illegal birimi, Devrimci Memur Hareketi'nin (DMH) de, örgütün memur kesime yönelik illegal birimler olduğu amacının memur kesimi içerisinde örgütün sempatizan ve militan sayısını arttırmak, sendikalar içerisinde örgütlenmeye çalışmak olduğu belirtildi.

Örgütün cezaevi, kırsal alan ve yurtdışı faliyetlerine yer verilen iddianamede, örgütün hareket tarzı ve stratejisi yurt dışında bulunan üst düzey militanlar tarafından belirlendiği, geçmiş yıllarda Türkiye'de yapılan birçok sansasyonel eylemin kararının yurt dışında alındığı, örgüt üyelerinin yurt dışı ile cep telefonu ve bilgisayar vasıtası ile şifreli olarak sağladığı kaydedildi. Örgütün, Amsterdam, Paris, Londra, Viyana ve Atina'da bulunan enformasyon büroları ve Avrupa’nın değişik şehirlerinde bulunan dergi büroları ve kültür merkezleri aracılığıyla faaliyetlerini devam ettirdiği ve buralarda bulunan vatandaşları örgütleme, Türkiye aleyhine propaganda yapma ve örgüte gelir sağlama amaçlı faaliyetler yürüttüğü anlatıldı.

19 Ağustos 2006 günü gece geç saatlerde, Sarıyer ilçesi Fatih Sultan Mehmet Polis Merkezi'ne gelen ‘Kardeşler Market'in işletmecisi Mahsuni Vural’ın, işyerine gelen kişiler tarafından darp edildiklerini, cebindeki 15 YTL paranın alındığını, zorla kendilerine ait kamyonete bindirilerek, başka araçların da katılımı ile konvoy oluşturulup, mahalle aralarında dolaştırıldıkları, bu sırada tartaklandıkları, evlerindeki anne, baba ve kardeşlerinin de ölümle tehdit edilerek evden çıkartılıp zorla araçlara bindirildikleri belirtildi. İddianamede, konvoy halinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneğine (Cemevi) getirildikleri, burada kendilerine cezalandırılmak üzere getirildiklerini söylediği anlatıldı. Bunun üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne davet edilen şikayetçilerin, saldırıyı gerçekleştiren toplam 57 kişiyi teşhis ettikleri belirtildi. 28 Eylül 2006 tarihinde Müşteki Mahsuni Vural ve ailesinin yaptığı teşhis işlemlerinin ardından ‘Fuhuşa, Kumara, Uyuşturucuya Ve Yozlaşmaya Hayır' eylemlerine ilişkin soruşturma başlatıldığı kaydedildi. İddianamede, şöyle denildi:

“Toplum içinde yaşayan fertler tarafından önemli suçlar olarak görülmesine ve yürürlükte bulunan kanunlarda suç olarak tarif edilmesine rağmen güvenlik kuvvetlerince anında ve gerekli şekilde müdahale edilemeyerek soruşturma süreci geciken ve şüphelileri tam ve net bir biçimde tespit edilemediğinden eylem faillerinin yakalanmalarında zorluklar yaşanan bu nedenle tahkikatında delillendirme güçlüğü bulunan fuhuş yapmak ve yaptırmak, kumar oynamak ve oynatmak, uyuşturucu alıp-satmak ve kullanmak gibi suçlar sebebiyle toplumda meydana gelen rahatsızlığı suistimal ederek, halka şirin görünerek taraftar kazanmak, örgütün etkinliğini artırmak amacı ve Örgüt planlamasında olan halk ihtilalinde ilk safha olan halkı kendi yanlarına çekmek düşüncesi ile ‘Fuhuşa, kumara, uyuşturucuya ve yozlaşmaya hayır' sloganı adı altında kampanya başlattığı, bu kapsamda gerçekleştirdiği eylemlerin Başsavcılığımızca ve Emniyet Müdürlüğünün soruşturma yapmakla görevli birimlerince tahkikatının kapsamlı bir şekilde yapılması kararlaştırılmıştır.”

HOLLANDA’DAN BİLGİSAYAR KAYITLARI ALINDI

İddinamede, DHKP/C örgütü ve bu örgütle bağlantılı dernek ve kuruluşlara ait internet sitelerinin yanısıra, Hollanda’dan adli yardım yoluyla alınan örgüt bağlantılarını gösteren bilgisayar dökümlerinin savcılık tarafından incelendiği kaydedilerek, “Hollanda Ülkesel Savcılığından Başsavcılığımız aracılığı ile teslim alınan ve delil olarak kullanılmasına izin verilen bilgisayar kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda; Hollanda'da bulunan örgüt merkezine Türkiyedeki örgüt üyeleri tarafından yazılan raporlarda, HÖC, Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği, Tayad, ile Yürüyüş dergisi öncesinde DHKP/C örgütünün yayın organı olan Ekmek ve Adalet dergisiyle ilgili olarak HÖC toplantılarında alınan kararlar HÖC toplantılarına katılan kişiler ve bunların örgütsel konumları hakkında geniş ve yeterli bilgiler bulunduğunun tespit edilmiştir” denildi.

DERNEKLERİN KAPATILMASINI İSTENDİ

DHKP/C örgütünün başlattığı uyuşturucuya, yolsuzluğa, fuhuşa, kumara hayır kampanyası kapsamında, eski örgüt üyeleri ile sempatizanlarının faaliyetlerini yürüttüğü öne sürülen Yürüyüş dergisi, Temel Haklar ve Özgürlükler Dernekleri ile Federasyonu ve Tutuklu Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Dernekleri ile Ticaret Hukuku anlamınca şirket olduğu tespit edilen Ozan Yayıncılık ve Karanfiller Kültür Merkezinin başkan ve üyelerinin bu kampanyaya doğrudan katıldıklarının tespit edildiği iddia edildi. Güllübağlar(Esenyalı) Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği başkanı Onur Kılıç, İstanbul TAYAD başkanı Mehmet Güvel, Esenler Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği Başkanı İsa Albayrak,Çağlayan Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği başkanı Yunis Bolukaç, Gülsuyu Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği başkanı Tuncay Patır, İstanbul Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği başkanı Nazmiye Kaya, Bahçelievler Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği başkanı Ayhan Talay, Esenyurt Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği başkanı Ahmet Alkurt, Nurtepe Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği başkanı İhsan Bulut, Sarıgazi Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği başkanı Levent Navruz, Anadolu Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği başkanı Metin Dikmen, Ozan yayıncılık sorumlusu Necla Can, Yürüyüş dergisinin sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü olan Sevtap Türkmen ,Karanfiller Kültür Merkezi limited şirketinin % 50 ortağı ve şirket sorumlusu Türkeş Fırat’ın "örgüt üyeliği" suçundan cezalandırılması isteyen savcı, bu şüphelilerin ceza almaları halinde adı geçen dernek, şirket ve federasyonun kapatılmasını da talep etti.

Eylemleri organize ettiği öne sürülen Asuman Özcan ile Hakkı Akça ve Caferi Sadık Eroğlu'nun ‘Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs' suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılmaları istendi. Örgüt yöneticisi olduğu öne sürülen Uğur Deve ve Metin Yavuz ile örgüt üyesi olmakla suçlanan diğer sanıkların da ‘tehdit, adam yaralama, gasp, örgüt propagandası yapmak, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak’ gibi suçlardan cezalandırılmalarını istendi.