1999 yılında yüzde 18 alıp, 3 Kasım’da yani 3 yıl sonra yüzde 8’e düşen MHP’nin 22 Temmuz’da barajı rahatlıkla aşması şaşırtıcı olmayacak. Peki neden şaşırtıcı olmayacak? Çünkü, medyadan uzak duran Genel Başkan Bahçeli, sessizce partiyi yeniden yapılandırdı. Müzmin muhaliflerin bir kısmı partiyi terk etti, bazıları da Bahçeli’nin otoritesini kabullendi...

Hemen hemen bütün kamuoyu yoklamaları 22 Temmuz seçimlerinden AKP’nin birinci, CHP’nin de ikinci parti çıkacağını söylüyor ama seçimlerin, dolayısıyla Türkiye’nin kaderini diğer partilerin barajı aşıp aşamayacağı ve kaç bağımsız milletvekilinin TBMM’ye gireceği belirleyecek. DTP kökenli bağımsızların durumunu tartışmayı yarına bırakıp partilere bakalım: DP ve GP’nin durumu henüz belirsiz ama MHP’nin yüzde 10’dan fazla oy alması hiç de şaşırtıcı olmayacak. Peki 1999’da yüzde 17.98 alıp üç yıl sonra yüzde 8.35’e düşen MHP ne kadar oy alabilir?

Bu soruyu bir MHP Genel Başkan Yardımcısı’na sorduğumda “1999’un altını başarısızlık olarak görmek lazım” diye iddialı bir cevap aldım. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir başka kurmayı, hedeflerinin “Yüzde 20’yi aşmak” olduğunu söyledi. Ülkücü camia içinde olup da MHP ile organik bağı olmayan bir isimse daha mütevazı davrandı ve “yüzde 13 olur” dedi.

1999 ve 2002’deki oy oranlarının ortalaması olan yüzde 13 epey gerçekçi bir tahmin gibi gözüküyor. Peki bu durumda MHP kaç milletvekili çıkarabilir? İller bazında hızlı bir hesaplama yaptığımızda, 1999’da 129 milletvekilliğine ulaşmış olan MHP’nin yüzde 10-15 arası bir oy alması durumunda 70 ila 80 milletvekili çıkarması şaşırtıcı olmayacak. Bu sayı DP ve GP’den harhangi birinin ya da ikisinin birden barajı aşması durumunda kuşkusuz biraz azalabilir.

Bölgelerde durum nedir?

MHP’nin 1999’daki seçim zaferinin haritasına baktığımızda İç ve Doğu Anadolu illerindeki geleneksel gücünü koruduğunu ve Karadeniz, Akdeniz ve Ege’deyse büyük çıkış yakalamış olduğunu görüyoruz. Acaba bugün durum nasıl? Öncelikle Bahçeli’ye yakın ismin taze bir gözlemine kulak verelim: “Şu anda partimiz Karadeniz, Akdeniz ve Ege’de tahminlerin ötesinde güçlü. Ancak İç ve Doğu Anadolu’da henüz AKP’yi yakalayabilmiş değiliz.”

“Neden?” diye sorduğumuzda “Bu bölgelerin seçmeni muhafazakârdır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşananları kabullenemediler ve AKP ile dayanışma refleksi gösteriyorlar. Ancak PKK terörüyle durum AKP’nin aleyhine döndü. Zamanla Cumhurbaşkanlığı konusunu da unuturlarsa durumu eşitleyebiliriz” diye konuşuyor.

Eğer bu tespiti temel alırsak MHP’nin AKP dışında CHP ve diğer partilerle de rekabet ettiğini kabullenmemiz gerekiyor. Ancak İç ve Doğu Anadolu, hatta Karadeniz söz konusu olduğunda MHP ile AKP’nin baş başa kaldıkları da tartışma götürmez. AKP’nin ne kadar gerisinden gelirse gelsin, barajı aşmış bir MHP’nin Afyon, Amasya, Çankırı, Çorum, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Gümşhane, Kayseri, Kırşehir, Konya, Kütahya, Kahramanmaraş, Nevşehir, Niğde, Sivas, Tokat, Yozgat, Aksaray, Karaman, Kırıkkale gibi illerden en az bir milletvekili çıkartacağı muhakkaktır. Buralarda CHP’nin zaten pek bir varlık gösterememiş olduğu düşünülecek olursa MHP’nin elde edeceği milletvekilliklerinin ezici bir çoğunluğunun AKP’nin kayıp hanesine işleneceğini öngörebiliriz.

Sonuç olarak MHP’nin barajı aşması CHP’den çok AKP’yi rahatsız edecektir.

Devlet Bahçeli’nin ilk kongrede kaybedeceği sanıldı

2002 seçim yenilgisinin ardından Devlet Bahçeli’nin MHP Genel Başkanlığı’nı bırakması beklendi. Bırakmadı. İlk kongrede kaybedeceği sanıldı, o da olmadı. Ardından bir de by-pass ameliyatı geçiren Bahçeli, sadece parti içindeki iktidarını güçlendirmekle kalmadı, beş yıl sonra MHP’yi yeniden TBMM’nin eşiğine getirdi.

MHP’nin sırrı ne?

AKP iktidarı “ulusalcılık” olarak tanımlanan yeni bir akımın ortaya çıkışına tanıklık etti.

MHP gelişmeleri sessizce takip etti; diğer partilerle rekabet edip enerjilerini tüketmedi

Bundan beş hafta önce, medyanın MHP’ye yönelik şaşırtıcı ilgisizliği üzerine Washington’dan “Medyaya bakmayın MHP’yi ciddiye alın” başlıklı bir yazı kaleme aldım. DSP ve ANAP ile yaptığı koalisyon fiyaskosunun hemen ardından girdiği seçimlerde bile yüzde 8,35 oy alabilmiş bir partinin 4.5 yıl sonra yine yüzde 10 barajına takılacağını düşünmek yanlış olurdu. Nitekim 28 Mart 2004’de MHP İl Genel Meclis oylarının yüzde 10.10’unu almayı bilmişti.

Yazı beklediğimin ötesinde bir ilgi gördü, internet aleminde geniş katılımlı, kapsamlı ve yer yer sert tartışmalara vesile oldu. MHP’lilerin tebriklerinden çok AKP yanlılarının yazıya gösterdiği aşırı öfkeli tepki, yaptığım analizin isabetli olduğunu düşünmeme yol açtı.

Yazının hemen ardınadan PKK’nın yeniden terör eylemlerini tırmandırması, Kuzey Irak’a operasyonun tek seçenekmiş gibi dayatılması ve AKP hükümetinin bu konudaki aleni isteksizliği gözlerin mecburen MHP’ye çevrilmesine neden oldu. Özetle, PKK’nın bile kendi eylemlerinin MHP’yi güçlendirdiğini kabul ettiği ortadayken, bu partinin 22 Temmuz’da yüzde 10 barajını rahatlıkla aşması hiç şaşırtıcı olmayacaktır.

Milliyetçiliğin merkezi

Kuşkusuz MHP sadece şehit cenazelerinden istifade etmiyor. Öncelikle şunu hatırlatalım: Türk siyasal sisteminin aşırı oynak yapısı nedeniyle çok hareket eden çok hata yapıyor; kendi köşesinde sessiz sedasız duran, hareket etmediği için hata da yapmayan partiler umut haline gelebiliyor. MHP 1999’da bu sayede büyük bir patlama yapmıştı. 4.5 yıl TBMM’den uzak kalmış olmak tek başına benzer bir patlamaya imkan sağlamasa bile DSP ve ANAP’la gidilmiş olan koalisyonunun kötü izlerini bir ölçüde silmiş olabilir.

AKP iktidarı Türkiye’de her türden milliyetçiliğin yükselişine ve “ulusalcılık” olarak tanımlanan yeni bir akımın ortaya çıkışına tanıklık etti. MHP ise bu gelişmeleri yakından ama sessizce takip etti. “Nasıl olsa milliyetçiliğin ana adresi biziz” diye düşünen MHP’liler diğer partilerle rekabet edip enerjilerini tüketmediler. Ülkücü gençlerin sokağa çakıp denetim dışı kalmalarından da ürktüler. Ayrıca, ulusalcı hareketle birlikte görünmeleri halinde alınlarına “AKP’ye karşı devlet partisi” etiketi yapıştırılmasından korktular. Çünkü böylesi bir durumda İç ve Doğu Anadolu’daki geleneksel tabanlarıyla araları ciddi biçimde açılabilirdi.

Medyadan uzak durdu

Medyanın MHP’yi uzun süredir görmezden gelmesinin de sonuçta bu partinin işine yaradığını söyleyebiliriz. Bahçeli, biraz da bu sayede partiyi istediği gibi yeniden yapılandırdı. Müzmin muhaliflerin bir kısmı partiyi terk etmek zorunda kalırken, bazıları da Bahçeli’nin otoritesini kabullendiler.

Kaldı ki Türkiye’de seçmen tercihlerinde medyanın genellikle olumsuz etkisi olur. Örneğin geçmişte RP, düne kadar da AKP, “büyük medya” ya rağmen başarılı oldular. 1999’da MHP onlar gibi medyanın saldırısına maruz kalmasa da, en ufak bir ilgi de görmemişti. Bu yüzden MHP’nin 129 milletvekili çıkartması en çok gazetecileri şaşırtmıştı.

Bugün AKP’nin arkasında şaşırtıcı bir medya desteği var. Başbakan Erdoğan sürekli olarak ekranlarda veya maşetlede. Buna karşılık Bahçeli yine medyayı ikinci plana iten bir seçim stratejisi izliyor.

Bu nedenle AKP-MHP çekişmesi aynı zamanda Türkiye’de medyanın gerçek gücünün sınanacağı bir alan olacak.

MHP'nin 1999 zafer haritası
MHP,1999 yılında %18 oy patlamasıyla 129 milletvekili çıkardı. MHP, 199'da Karadeniz, Akdeniz ve Ege'de büyük çıkış yaptı. İç Anadolu'da da gücünü gösterdi.

Vatan / Ruşen Çakır