Kavakçı'ya göre türban bir gün Meclis'e girecek
1999 yılında gazeteci Nazlı Ilıcak ile TBMM'ye türbanıyla girerek Türkiye'nin gündemini değiştiren Merve Kavakçı çarpıcı açıklamalar yaptı.
Onunla 1999 yılında tanıştık... Türbanıyla Meclis'e girdiğinde kıyamet kopmuş, yemin edememişti. Kavakçı, "Daha fazla kadının siyasete girmesi için kota uygulanmalı" diyor.
Kadın, Tanzimat'la başlayan batılılaşma tartışmalarının hep öznesi oldu. Özellikle de kıyafeti... Eğitimi, erkeğin yanında toplumsal yaşama katılması, çalışması ve özellikle de başının açık olması çağdaşlaşmanın, özgürleşmenin temel ölçütü sayıldı. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli başarısıydı kadının peçesini atması. 'Modern kadın' yaşamın her alanında yerini almış, hatta kendi alanlarında kariyerlerinin üst noktasına tırmanmaya, uluslararası platformda seslerini duyurmaya başlamıştı. Türkiye tam başardı denebilecek bir noktada kadının örtüsünü yeniden, "siyasal İslam", "laik- antilaik" tartışmalarının odağında kriz olarak yaşamaya başladı.
SORUN AŞILDI AMA...
İslam'ı ideoloji gibi benimseyen gençlerin çıkışı, 12 Eylül sonrasına rastladı. Erkekler sakalları, genç kızlar ise başörtülüleri nedeniyle üniversite kapılarından döndürüldü. Dini inançları gereği 'özgürlük' mücadelesi veren kızlar yükselen İslami hareketin lokomotifi, 'türban' simgesi oldu. Uzun soluklu bir mücadele yürüten türbanlı kızlardan kimi itaatı seçti, kimisi direndi. Okulunu bitirmeyi başaranlar iş yaşamında da kendini göstermeye başladı.
1980'li yılların sonunda siyasetin alt kademelerinde görev alıp, ev ev dolaşarak Refah Partisi'ne oy isteyen türbanlı kadınlar, gün geldi Meclis kapısına dayandı. Artık merkez sağ partilerin "tabanı memnun etmeye" yönelik türban mesajları çok geride kaldı. Bu süreç 'türban kahramanları'nı da yarattı. 1999'da Türkiye türbanlı iki vekille tanıştı.
MHP'den Nesrin Ünal ile RP'den Merve Kavakçı. Ünal, "sistemle barışmayı" tercih etti, başını açtı, Genel Kurul'a girip yemin etti. 4 yıl boyunca sorun olmadı. Kavakçı ise Genel Kurul'a türbanıyla girince kıyamet koptu. Ecevit ve DSP'lilerin tepkileri nedeniyle yemin edemedi. Bu Kavakçı'nın Genel Kurul'a son girişi oldu. Bir süre sonra Türk vatandaşlığından çıkartıldı ve sorun böylece aşıldı. Ama şimdi Türkiye, Çankaya Köşkü'nde türbanlı 'first lady' olup olmayacağını tartışma noktasına geldi.
PES Mİ ETTİ?
Merve Kavakçı, İskandinav ülkeleri dışında dünyanın her yerinde siyasetin erkek egemen bir meslek dalı olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Türkiye debuna bir istisna teşkil etmiyor. Kadınlarımızın siyasete katılımı her seviyede sorunlu. Siyasetçi kadınlar hem politikanın doğasına ait sorunları göğüslemek, hem de erkek hakimiyetindeki bu meslek dalında kadın olmalarından kaynaklanan sorunları aşmak durumundalar.
Bu İslamcı partiler için de, solcu ve merkez partiler için de böyledir." Kavakçı, milletvekili seçildiği dönemi ise şöyle anlatıyor: "Sadece Türkiye ilk defa başörtülü bir milletvekili ile tanışmıyordu, aynı zamanda İslamcı olarak adlandırılan bir parti de ilk defa kadınları en yüksek seviyede yapısına entegre ediyordu. Bu duruma hepimizin alışması ve başörtülü kadını içimize sindirmemiz gerekiyordu.
Parti dışındaki sorunlar başörtüsüne indirgendi. Parti içerisinde de 'başörtülü kadının konumu ne olmalıdır' sorusunda kilitlendi sorun. Bunun sebebi, Türkiye'nin başörtülü kadınla olan deneyiminin TC'nin kuruluşundan beri 'ev hanımı', arka planda kalan 'isimsiz' bir fert olmasıyla sınırlandırılmasıdır. Benim seçilmemle bu alışılagelmiş tabu da hem parti içinde hem de parti dışında sarsılmış oluyordu... Parti içindeki erkek meslektaşların da alıştığı bir şey değildi."
HEP ÖNYARGI
Kavakçı, Türkiye'de türbanla siyaset yapmayı ise "Türkiye'de başörtün var, derdin var. Hem siyasetin getirdiği zorluklarla boğuşuyorsunuz, hem de başörtülü olmanızla üzerinize 'yapıştırılan' etiketlerle. Hem kadın olarak bu erkek mesleğinde kendinize yer açmaya çalışıyorsunuz, hem de başörtünüzün ötesinde sizi 'göremeyen' dar bakışa karşı mücadele veriyorsunuz. Hep kendinizi ispat etme, 'gerici', 'görgüsüz', 'okumamış' vs. olmadığınızı kanıtlama durumunda bırakılıyorsunuz."
Kavakçı, bir gün türbanlı bir kadının mutlaka Meclis'e gireceğine inanıyor. Daha çok kadının siyasete girmesi için kota uygulanması ve kadınların siyasete katılımına gönülden inanan erkeklerin yardımının alınması gerektiğini söylüyor. Kavakçı, Cumhurbaşkanlığı tartışmaları için de "Başörtülü kadın olarak etrafınıza çevrilen önyargı çemberini aşamıyorsunuz, kısır bir döngünün içinde sıkıştırılıyorsunuz. Başbakanın eşinin başörtüsüne kafalarını 'fikse' etmiş olanlar Emine Erdoğan'ı bir fert olarak algılayamıyorlar" yorumunu yapıyor.
Siyasette türban avantaj mı?
AKP'nin kurulucularından Ayşe Böhürler'e göre siyasette kadın olmak zor. Ancak başörtülü olmak insanlarla daha rahat iletişim kurmak gibi bir avantaj sağlıyor. Böhürler, "Çünkü başörtülü olunca halk sizi kendisine daha yakın, hatta kendinden bir parça gibi hissediyor. Başörtüsü meselesine katı sınıfsal veya ideolojik bir yaklaşımla tepki verenlerle bile diyalog kurabiliyoruz" diyor.
Başbakan Erdoğan'ın daha fazla kadının siyasette yer alması için kadın kotası uyguladığını belirten Böhürler, şöyle devam ediyor: "Kadınların siyasete girmelerine engel olan ayırımcı zihniyete karşı çıkıyorum ama 'ne olursa olsun ille de kadın olsun' diyen tutumu da olgunlaşmamış buluyorum".
Zübeyde YALÇIN-Hülya KARABAĞLI/SABAH