Hacı Bayram-ı Velinin kişisel eşyalarının sergilendiği Başkent'teki müze ilgi görüyor
Anadolu'nun önde gelen mutasavvıflarından Hacı Bayram-ı Veli'nin Altındağ ilçesindeki adını taşıyan ve yakın zamanda açılan müzede bulunan, hırkaları ve dönemin şairlerinin kendisine yazdığı şiirler gibi kişisel eşyaları ziyaretçilerden ilgi görüyor. Bu eşyalar arasında Hacı Bayram-ı Veli'nin özel taçları olduğu belirtilen "sanduka tacı" ve "keçe külahı", ziyaretçilerin dikkatini çekiyor
Hacı Bayram-ı Veli'nin kişisel eşyalarının sergilendiği Başkent'teki müze, ziyaretçilerden ilgi görüyor.
Altındağ ilçesinde 11 Ekim'de açılışı gerçekleştirilen Hacı Bayram-ı Veli Müzesi'nde mutasavvıfın hırkaları, dönemin şairlerinin kendisine yazdığı şiirler ve kişisel eşyaları sergileniyor. Bu eşyalar arasında Hacı Bayram-ı Veli'nin özel taçları olduğu belirtilen "sanduka tacı" ve "keçe külahı", müzeye gelen ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.
"SADECE ÖZEL GECELER VE ÜÇ AYLAR DA TAKTI"
Müze Müdürü Dilek Kara, dervişlerin, tasavvuf yolculuğuna attıkları ilk adımda hırka giydiklerini, olgunlaşma dönemlerinde taç taktıklarını, dolayısıyla tacı olan dervişin tarikat kubbesi altında şeriat makamına dahil olduğunu söyledi.
Sergilenen iki tacın, Hacı Bayram-ı Veli'nin olgunlaşma dönemine ait olduğunu belirten Kara, Hacı Bayram-ı Veli'nin taçları sadece özel gecelerde ve üç aylar olarak tanımlanan recep, şaban ve ramazanda taktığını ifade etti.
"KAİNATIN KAPILARINI VE YÖNLERİNİ SİMGELİYOR"
Tepesinde tasavvuf rengi mavi ipliklerle işlenen yıldız motifi olan keçe külahının orijinal yünden yapılmış en eski taç olduğunu dile getiren Kara, külahtaki yıldız motifinin tasavvuftaki Mühr-i Süleyman simgesi ve Ehl-i Beyt'i sembolize etmek için kullanıldığı bilgisini verdi.
Altı dilimli olan sanduka tacının ise kainatın kapılarını ve yönlerini simgelediğini belirten Kara, tacın tepesinde "Bayramiye Günü"nü temsil eden üç küçük dairenin bulunduğunu söyledi. Kara, "Sanduka'nın tepesindeki üç halkadan sırasıyla en alttaki şeriat, ortadaki tarikat, en üstteki ise marifettir. Yani Allah'ı bilmektir. Tacın hepsi ise hakikattir" dedi.
"AHİLİK TEŞKİLATI'NI ANKARA'DA DEVAM ETTİRDİ"
Kırşehir'de Ahi Evran'ın kurduğu Ahilik Teşkilatı'nı, Ankara'da Hacı Bayram-ı Veli'nin devam ettirdiğini belirten Kara, şunları kaydetti:
"Hacı Bayram-ı Veli'nin Ankara'sında aslında bozkır bir Ankara'yı göremiyoruz. Ankara bozkır değil, bozkırın ortasına nadide bir çiçektir. Etrafı bu kadar sulak bir çevreye sahip ve çevresinde küçük Asya'nın, yani Anadolu'nun zaptı en zor kalesine, Ankara Kalesi'ne sahipseniz, koyun keçi yetiştiriciliğinde eğer liderseniz aslında siz bir ahi şehrisinizdir."