Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Tıp dünyasının yakından takip ettiği JAMA isimli bilimsel dergide henüz çok yeni bir tarihte (17 Mayıs 2019) önemli bir araştırma yayınlandı. Bu çok ilginç bir çalışma idi çünkü çoğumuzun bildiği doğruları tersine çeviriyordu.

45 yaşın üstünde 13 binin üzerinde yetişkin tam 6 yıl boyunca izlenmiş ve her gün aynı miktarda gazlı içecek ile meyve suyu tüketenler karşılaştırıldı. Sonuç olarak meyve sularının yüzde 24 oranında erken ölüm riski yarattığı ortaya çıktı. Aynı oranda her gün gazlı içecek tüketenlerde ise erken ölüm riskinin yüzde 11 olduğu bulundu. Tabii bu durum gazlı içecekleri de masum yapmıyor ancak sağlıklı diye tükettiğimiz meyve sularının içindeki şekeri de görmezden gelmemek gerektiğini bize düşündürüyor. 



ŞEKER NEDİR?



Şekerin ne olduğuna bakalım öncelikle. Şeker karbonhidratların genel adı olmakla birlikte sofra şekeri denilen şeker, basit karbonhidrat kategorisinde bulunan fruktoz ve glukozdan oluşur. İşlenmiş şeker demek ise doğal formundan çıkmış demektir. Bundan birkaç yüzyıl önce neredeyse hiç şeker tüketmezken insanlar birden bire glikoz ve fruktoz içeren mısır şurubu ile karşılaştı. Mısır şurubu ise diğer yiyecekler gibi tok hissetmeyi sağlayan leptin hormonunu yükseltmediği için obezitenin bir numaralı tetikçisi haline geldi. 



MEYVE SULARINDAKİ ŞEKER NEDEN MEYVEDEN DAHA ZARARLI?



Meyve sularının içinde birçok vitamin, mineral bulmak ve kısa yoldan enerji almak mümkün. Ancak tabii ki tüm bunları meyvenin kendisini, posasıyla yediğimizde de alabiliyoruz. Üstelik meyvenin kendisi daha az meyve tükettiğimizde doymamız nedeniyle meyve suyundan yüzde 35 daha az şeker içeriyor ve lif almamızı sağlıyor.

Lifli besinler daha uzun süre tokluk sağladığı için daha sağlıklı. Meyve suyu ile aniden hızlı bir kan şekeri yükselmesi yaşıyoruz ancak bu şekilde insülin hormonu da çok hızlı yükseliyor ve daha hızlı acıkmaya neden oluyor. Bu sürekli olduğunda ise vücut bir süre sonra insülinin sesini duymamaya başlıyor. Bu nedenle insülin daha çok salgılanıyor ve yavaş yavaş tip 2 diyabet oluşuyor. 



FAZLA ŞEKER TÜKETMEK NEYE YOL AÇIYOR?



Çok fazla şeker tüketmek, kan basıncını yani tansiyonu yükseltiyor ve karaciğere yük binmesine neden oluyor. Bu da vücutta enflamasyona yani kronik iltihaplanmaya neden oluyor. Ayrıca çok şekerli besinler, açlık tokluk sinyallerini de bozuyor ve iştahımızı kontrol etmede güçlük yaratıyor. Çok şekerli besinler tüketen kişilerin, genelde çok fazla yemek yemelerinin ve kilolu olmalarının sebebi budur. Yağlanma ve iltihaplanma kan damarlarında sıkıntılara yol açarak kalp krizi ve felç riskini arttırır. 



ŞEKER Mİ YAĞ MI DAHA ZARARLI?



1970'li yıllarda bir grup bilim insanı işlenmiş karbonhidratların, şekerin ve az lifli  beslenmenin kalp ve damar hastalıklarına yol açtığını söyledi fakat uzunca bir süre yağlar ve özellikle de tereyağı kalp ve damar hastalıkları konusunda suçlandı. Ancak yıllar sonra gelinen son noktada görülüyor ki şeker sağlığımızı ciddi anlamda tehlikeye atıyor. Sadece kalp ve damar hastalıkları değil, tip 2 diyabet, kanser gibi insan ömrünü ciddi anlamda kısaltan hastalıklar da şeker ile yakından ilişkili. Yine de bu tüm yağları temize çıkarmıyor. Yağın da şekerin de vücutta bazı görevleri var. Önemli olan ise bunları sağlıklı kaynaklardan almak. Bilimsel olarak sağlığa faydası kesin olarak kanıtlanmış tek diyet Akdeniz Diyeti. Akdeniz Diyeti'nin vazgeçilmez parçası ise zeytinyağı. Yağ tüketirken zeytinyağını tercih etmek ve mısırözü yağı, margarin gibi yağlardan da uzak durmak gerekiyor. Aynı şekilde şeker de sağlıklı kaynaklardan ve ölçülü  alındığında oldukça faydalı.
 
ŞEKERİ NEREDEN ALMALI?

Karbonhidratlar kompleks ve basit karbonhidrat olarak ikiye ayrılıyor. Kompleks karbonhidratlar tükettiğimizde kan şekerimiz aniden yükselmez, sindirilmesi ise 3-4 saatimizi alır. Bu nedenle hem tok tutar hem de insülinin aniden, yüksek miktarda salgılanmasına neden olmadığı için yağ metabolizmasının bozulmasını önler. Şekeri işlenmemiş, kompleks karbonhidratlı besinlerden almak bu yüzden önemlidir. 200 yıl önce neredeyse hiç basit şeker tüketmeyen atalarımız olduğunu düşünürsek vücudumuzu nasıl yorduğumuzu daha iyi anlayabiliriz. Şekerli şeyleri ne kadar çok tüketirsek vücudumuzda kronik enflamasyon yani iltihap oluşuyor. Kronik iltihap ise birçok damarsal hastalığa, Alzheimer, Parkinson, kanser gibi birçok dejeneratif rahatsızlığa zemin hazırlıyor. Ayrıca biz fark etmeden kronik iltihap ile mücadele eden vücutta bağışıklık sistemi zayıflıyor. Kompleks karbonhidratlardan aldığımız şeker ise bildiğimiz sofra şekerindeki gibi ‘tatlı’ değil. Bu yüzden bulgur, tam buğday unuyla hazırlanmış yiyecekler, arpa, fasulye, mercimek gibi kurubaklagiller kompleks karbonhidrat içerir ve sağlıklıdır. Trans yağlar, margarin, mısır şurubu ile üretilen yiyecekler, renklendiriciler, meyve suları, gazlı içecekler ise kronik enflamasyon nedeni.