Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu’nun 2001-2020 yıllarını kapsayan en iyi hakemler listesinde Cüneyt Çakır ikinci oldu. Bugün oynanacak olan UEFA Avrupa Ligi’nde Benfica-Arsenal maçını yönetecek Çakır’ı kutlayıp başarılar dileyelim.

Çakır, Avrupa’da başarılı olsa da Türkiye’de tartışılıyor. Hakemlerimizin performansı ise gittikçe düşüyor. Eleştiri oklarının hedefi olmaya devam ediyorlar. Bunun birçok nedeni olabilir. Hatta Merkez Hakem Komitesi Danışmanı Jaap Uilenberg’in “Büyük takım -küçük takım ayrımı yapıyorsunuz” dediğinin altını da çizelim.

Hakemlerin büyük takımları koruduğu yönündeki algıya rağmen en çok eleştiriyi de bu takımlardan aldığı bir gerçek. Hakemlerin kötü hatta çok kötü bir sezon geçirdiği ortada. Baskı altında oldukları, cesaret sorunu yaşadıkları, VAR’a rağmen hatalı kararlar verdikleri neredeyse her maç sonrası gündeme geliyor. VAR’ın protokol dışı uygulandığı da ortada. Ne yazık ki hiçbir takım VAR’ın kararlarından dolayı “Hak yerini buldu” diyemiyor.

Her fırsatta VAR’a sığınan hakemler ise hata üstüne hata yapmayı sürdürüyorlar. Canı yanan, yandığıyla kalıyor. Aynı tür bir harekete farklı kararlar veriyorlar. Birine göre penaltı olan, diğerine göre olmuyor. VAR dahil, maçı yöneten hakemler bir standart tutturamadılar. Bir ofsayt çizgisi bazen 30 saniyede, bazen 3 dakikada çiziliyor. Verilmeyen penaltılar, kartlar VAR hakemleri tarafından göz ardı ediliyor. Hatta lobisi olan ya da hakemi arkasına alan kazanıyor algısı gittikçe yerleşiyor.

Aslında futbolumuzun nesi iyi sorusuna yanıt bulmak daha gerçekçi olur. Sahalar, ekonomi, başarı, kalite dip yapmış durumda. Son hafta oynanan maçlarda sahaların geldiği durum içler acısıydı.

AKRABA İLİŞKİLERİ DİKKAT ÇEKİYOR

Biz yine hakemlere dönecek olursak, babadan oğula geçen bir süreçle karşı karşıyayız. Sistem bir devre mülke dönmüş. Hakem olmayanın gözlemci olması da ayrı bir çelişki!

Gözlemci-hakem akraba ilişkisi de cabası.

Liyakat aramak için kafa yormayın. Yok çünkü.

Türkiye’de futbolun kurumsal olarak yönetilmediği ortada. Birilerinin işareti ile koltuğa oturan günü kurtarıyor, yarını düşünen yok.

Bu TFF yönetimi için de böyle, PFDK (Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu) için de, MHK (Merkez Hakem Komitesi) için de.
Çok göz önünde olduğu için MHK şu sıralar hedef tahtasında. Asıl soru ise; hakemlerimiz niye bu kadar kötü?
Örneğin Avrupa’da iyi maç yöneten Cüneyt Çakır, Halis Özkahya, Ali Palabıyık Türkiye’de neden beğenilmiyor, eleştiriliyorlar?

GRUPLAŞMA BÜYÜK SORUN

Bu sorunun tek yanıtı baskı altında olmaları mı yoksa gruplaşma mı? Ya da aile ilişkileri önlerindeki en önemli fren mi? Akraba ilişkileri önemli olsa da asıl sorun gruplaşma gibi gözüküyor.

Süper Lig’de bir hakemin ortalama 30-40 bin TL kazandığı göz önüne alınırsa işin farklı bir boyuta evirildiği de anlaşılıyor.
Hakem camiası kulislerinden edindiğimiz bilgilere göre, Cüneyt Çakır grubu ile Abdurrahman Arıcı grubu birbirine uzak. Bursa grubu ise genç isimlerden oluşuyor. Serdar Tatlı ise 3 grubun da pek hoşlanmadığı atama bir MHK başkanı.

Hakem hocalığı konusunda zayıf olan, yeni kuralları kavramak için tercümana ihtiyaç duyan Tatlı’nın atamalardaki hatalara da engel olamadığı biliniyor.

Bir başka dikkat çeken durum ise Hakem Derneği Başkanı Abdurrahman Arıcı’nın bu kadar yoğun eleştirilere, suçlamalara karşın kendi üyelerini savunma gereği duymaması.

Şimdi gelelim akraba ilişkileri ve gruplaşmanın ayrıntılarına.

Deneyimli isimler Çakır’ın tarafında saf tutmuş. Hüseyin Göçek, Fırat Aydınus, Halis Özkahya, Barış Şimşek, Süleyman Abay.

Yeni isimler arasında ise Bursa grubunun hakimiyeti söz konusu. Bursa grubunda Ali Şansalan, Arda Kardeşler, Erkan Özdamar, Tugay Kağan Numanoğlu ön planda.

Abdurrahman Arıcı grubunda ise Mete Kalkavan, Cem Hamoğlu, Mustafa Öğretmenoğlu var.

Ankara’da Metin Tokat, İzmir’de hala Oğuz Sarvan’ın dediği oluyor.

BABALAR VE OĞULLAR

Baba-oğul hakemler deyince Türkiye’yi başarıyla temsil eden Cüneyt Çakır akla gelen ilk isim oluyor. Avrupa arenasındaki performansıyla babası Serdar Çakır’ı çok geride bıraktığı da bir gerçek.

MHK’de görev alan Oğuz Sarvan da babadan hakem olanlardan. Eskilerden Talat Tokat-Metin Tokat baba-oğul ikilisi ilk akla gelenlerden. Şimdilerden Serkan Tokat ise Tokat ailesinin yeğeni. Şahin Taşkınsoy’un iki oğlu Burak ile Buğra da babalarının izinden yürüyorlar. Üst klasmana gidiyorlar.

Hakemliğin babadan oğula geçtiği örneklere gelince;

Cüneyt Çakır- Serdar Çakır

Kerem Ersoy- Fahir Ersoy

Burak Şeker- Adnan Şeker

İlker Takpak- Münir Takpak

Hakan Ceylan- Hasan Ceylan

Bahattin Şimşek- Selami Şimşek

Abdülkadir Bitigen- Galip Bitigen.

Sonuç olarak, maçların skoruna etki yapan hakemler takımların canını yakmaya devam ediyor. Akraba ilişkileri, gruplaşmalar futbol hakemliğinin geleceği adına büyük tehdit. Futbol camiası çok güvendiği Nihat başkandan bu gidişi durdurmasını bekliyor.

Herkesin arzuladığı tek şey, “Adaletli yönetim.”