Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
AA

Sivas'ın Zara ilçesinde yaşayan 60 yaşındaki Hateme Karabulut, 11 yıl önce ihtiyaç kredisi çekerek İstanbul'dan satın aldığı ve Sabri adını verdiği papağanıyla gününün büyük bölümünü geçiriyor.

Kızılırmak Mahallesi'nde yaşayan Karabulut, 11 yıl önce 600 lira ihtiyaç kredisi çekerek İstanbul'dan bir papağan satın aldı. Karabulut, ilçeye getirdiği papağanına Sabri adını verdi.

Sabri'yi bir an olsun yanından ayırmayan Karabulut, papağanıyla yemek yiyor, gezinti yapıyor ve alışverişe çıkıyor.

AA'nın haberine göre Karabulut, yaptığı açıklamada, iki oğluyla yaşadığını, papağanının da adeta evin bir üyesi olduğunu söyledi.

İstanbul'da oğlunun çok istemesi üzerine kredi çekerek papağanı aldıklarını belirten Karabulut, "Param da yoktu, kredi çektim. Sabri ile adeta 'beni al' gibisinden aramızda bir kaynaşma oldu" dedi.

HER YERE BİRLİKTE GİDİYOR, BİRLİKTE UYUYOR

Karabulut, neredeyse tüm gününü papağanıyla geçirdiğini belirterek, şöyle konuştu:

"İlk aldığımızda bir metre bile yaklaşamıyorduk. Yavaş yavaş, diyalogla, çekirdek vererek, bir çubukla severek kendime alıştırdım. Beni çok benimsedi. Rahmetli eşim ya da çocuklar şakadan bana kızsalar, onlara saldırıyordu. İstanbul'da bir gün komşuların korkutmasından dolayı kaçtı ama bulduk. Nereye gitsem, ne yapsam beraberiz, kafeye, markete gidiyoruz beraber. Gecemiz, gündüzümüz beraber, benimle uyuyor."

PAPAĞANI KAÇINCA ÜZÜNTÜDEN KALP KRİZİ GEÇİRMİŞ

Jako cinsi papağanını çalmaya çalışanların, parayla satın almak isteyenlerin olduğunu dile getiren Karabulut, "Bırak Zara'yı, Sivas'ı verseler vermem. Aynı cinsten 100 tane verseler, vermem. Bununla diyaloğumuz farklı, anne demesi benim için yetiyor" ifadelerini kullandı.

Karabulut, papağının kendisi için çok değerli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Benim için her şeyden önde geliyor. Zara'da da kaçtı, üzüldüm, kalp krizi geçirdim, baypas oldum. Ben uyumazsam uyumaz, ben yemezsem yemez. Ben onu bir kuş olarak görmüyorum, bir bebek gibi görüyorum ve seviyorum. Türkü söylesem, benimle söyler. Kargaları beslediğimde çok kıskanıyor, çok kıskanç. Bir karga veya bir çocuğu sevmek istesem izin vermez."