İki kızın saplantılı dostluğundan doğan bir cinayet hikâyesi
Lise çağındaki Pauline ve Juliet'in saplantılı arkadaşlığı, zamanla gerçek dünyadan kopmalarına neden oldu. Giderek kendi yarattıkları dünyaya inanan genç kızların işlediği cinayet, tüm ülkede büyük bir şok yarattı.
Pauline Parker ve Juliet Hulme'ın dostluğu, basit bir şekilde okulda başladı. Pauline, Yeni Zelanda'da doğmuştu ve babasının bir balık dükkanı vardı annesi ise bir pansiyon işletiyordu.
Juliet ise ilk İngiliz hidrojen bombasının yapılmasına yardım eden ünlü fizikçi Dr. Henry Rainsford Hulme'nin kızıydı.
Pauline ufak tefek solgun görünümlü bir kızdı ancak Juliet; uzun boylu, İngiliz aksanıyla konuşan çekici bir kızdı. İkilinin hayatları Yeni Zelanda'daki bir okulda, beden eğitimi dersinde kesişti.
Fotoğraf: Sol taraftaki Pauline, sağ taraftaki Juliet
İkili yakınlaştıkça, aralarındaki bağ daha da derinleşti. İkisi de hayal gücü yüksek kızlardı ve giderek "Dördüncü Dünya" denilen yeni bir dünya yarattılar ve Mario Lanza gibi bazı ünlüleri "azizler" olarak yücelttikleri bir din icat ettiler.
Genç kızlar, Dördüncü Dünya'da geçen hikâyeler yazdı ve bir gün roman yayınlamayı hayal etti. Yavaş yavaş gerçeklerden uzaklaştılar ve hayal dünyasında yaşamaya başladılar.
Aynı zamanda, iki kız birbirlerine karşı derin bir saplantı geliştiriyor gibiydi. Pauline, Juliet'in evinde epey zaman geçirmiş olsa da iki kız ayrı kaldıklarında içine kapandı ve hatta fiziksel olarak hastalandı.
Fotoğraf temsilidir
Kızların ailesi aralarında eşcinsel bir ilişki olduğunu düşünmeye başladı. O dönemlerde Yeni Zelanda'da eşcinsellik bir akıl hastalığı olarak kabul ediliyordu ve bir suç olarak görülüyordu.
1954 yılında Juliet'in ebeveynleri boşanma kararı aldı ve Juliet, akrabalarıyla yaşamak için Güney Afrika'ya gideceğini söyledi. Pauline, Juliet'ten ayrılmak istemiyordu ancak annesi Honorah Rieper'ın, Juliet'in onlarla beraber yaşamasına izin vermeyeceğini biliyordu.
16 yaşındaki Pauline ve 15 yaşındaki Juliet, aralarında engel olarak gördükleri anne Honorah'ı öldürmek ve kaza süsü vermek için bir plan yaptı.
Pauline, annesiyle ilgili planlarını günlüğüne şu şekilde yazdı: Annem neden ölmüyor? Sürekli onlarca, binlerce insan ölüyor; öyleyse neden anne ve baba da olmasın?
Fotoğraf temsilidir
22 Haziran 1954'te Pauline, cinayet günü için günlüğüne "Mutlu Olay Günü" diye yazdı. O gün, Juliet ve Pauline, anne Honorah'ıyı yürüyüş için parka davet etti. Bu yürüyüş sırasında Pauline ve Juliet, çoraplarına sakladıkları bir tuğlayla Honorah'ya yirmiden fazla darbeyle vurarak öldürdü.
Anne ölünce kızlar, yakın mesafedeki büfeye koşarak yardım istedi ve Honorah'ın düşerek kafasını çarptığını söylediler. İlk başta doğru gibi gözükse de polisin incelemesi ve kanlı tuğlanın bulunması gerçekleri ortaya çıkardı.
İki kızın işlediği cinayet ülkede bomba etkisi yarattı. Savcılık, anneyi öldürmeleri hakkında ayrıntılar içeren Pauline'ın günlüğünü buldu, günlükte şöyle yazıyordu: Doğal olarak biraz gergin hissediyoruz, ancak beklentinin verdiği zevk harika.
Kızların avukatı, iki kızın sanrısal bozukluk yaşladığını öne sürdü ama bu çaba mahkemede işe yaramadı. Yeniden iki kız arasında eşcinsel iddialar ortaya atıldı ancak her ikisi de bu iddiayı yalanladı.
Fotoğraf temsilidir
28 Ağustos 1954'te her iki kız da cinayetten suçlu bulundu. Ancak henüz reşit değillerdi bu yüzden ayrı cezaevlerinde 5 yıl hapis yattılar.
Hapis cezaları bittikten sonra Pauline ve Juliet, tamamen ayrı hayatlar kurdu. Pauline, adını Hilary Nathan olarak değiştirdi ve Birleşik Krallık'ta münzevi bir hayat yaşadı. Dindar bir Katolik oldu ve günlerini çocuklara ata binmeyi öğreterek geçirdi. Kız kardeşi Wendy, Nathan'ın dış dünyayla hiçbir bağlantısı olmadığını ve annesini öldürdüğü için derinden pişmanlık duyduğunu söyledi.
Fotoğraf temsilidir
Juliet ise çocukluk hayalini gerçekleştirdi. 1994 yılında, kızlar hakkında yapılan filmin yayınlanmasının ardından gazeteciler Juliet'in ismini Anne Perry olarak değiştirdiğini ve çok satan bir cinayet kitabı yazarı olduğunu keşfetti. Anne Perry, Nisan 2023'te 84 yaşında öldü.
Pauline ve Juliet'in işlediği cinayet, bugün bile Yeni Zelanda'da yankı buluyor. Bu sadece bir cinayet olmakla kalmıyor aynı zamanda hayal gücünün karanlık yüzünü ve yakın dostluklar hakkında da rahatsız edici düşünceleri akla getiriyor.
Fotoğraf: Juliet, yeni ismiyle Anne Perry
Kaynak: All Thats Interesting