Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Levent Özçelik, HT Cumartesi'de Abant Gölü'nü kaleme aldı. Dört bir yanı doğa harikası olan memleketimizin en gözde köşelerinden biri Abant Gölü. Coğrafi konumunun bunda büyük etkisi var, çünkü İstanbul ile Ankara arasında, kısa kaçamak heveslilerini memnun edecek uzaklıkta. Köknar, çam, kayın ağaçlarının bolca bulunduğu Abant Gölü’nde her mevsim ayrı bir güzelliği doyasıya yaşayabilirsiniz. Güneşli güzel havalarda piknik yapmayı seviyorsanız mayıs-eylül arası gitmelisiniz. İlkbaharda canlanan doğa size harika trekking olanakları da sunuyor. Günübirlik gidip göl çevresinde ömre bedel bir gün geçirebilirsiniz.

Kışın ise göl donuyor ve bir masal alemine taşıyor sizi. Kızakla gezip tepelerden kayarak çok eğlenebilirsiniz. Huzur yine yanınızda ama bu kez karla karışık masalsı bir manzarayla... “Abant’ta sonbahar”ı sona sakladım; nedeni, bu mevsimdeki görsel şölenin bambaşka olması. Sonbahar hüzün zamanıdır ama Abant size bu mevsimi de farklı yaşatır. Sarıdan başlayıp turuncu ve kızılın her türlü tonundan geçtikten sonra kahverengiyle buluşan bir doğa manzarası düşleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

NADİR NİLÜFERLERİN DİYARI

Abant Gölü ve çevresi milli park statüsünde. Bir krater gölü olan Abant’ın tamamen kaynak sularından oluşması, nadir özellikteki bir tür nilüferle kaplı oluşu ve benzersiz bitki örtüsü bu statüyü kazandırmış. Göl ve çevresi aynı zamanda susamuru koruma alanı. Susamurlarını görebilmek için sabahları güneş doğmadan yuvalarının olduğu yere gidip beklemek gerekiyor.

ROMANTİZMİN BÜYÜSÜNE TESLİM OLUN

Abant Gölü’nü anlatırken, en kısa yoldan, “Harika bir doğa bekliyor sizi” demek yeterli aslında. Peki bu doğa harikasında neler yapılabilir? Yürüyüş parkurunu takip ederek gölün çevresinde uzun yürüyüşlere çıkın. Yürürken karşılaşacağınız sazlıklar, nilüferler size “bonus” olacaktır.

Mevsimine göre bisiklete binebilir, oltayla alabalık tutabilirsiniz. Bu sakinlik içinde biraz adrenaline ihtiyaç duyarsanız, yamaç paraşütü yapabilirsiniz. Atla ya da faytonla gölün çevresini gezmek ise ayrı bir keyif. Ya da içinizdeki sanatçı ruhu depreştirecek görüntülerin fotoğrafını çekmek, resimle ilginiz ilkokul zamanlarında kalmış olsa bile kurşun kalemle bir şeyler çizmek isteyebilirsiniz.

BURADA BİRAZ DAHA KAL

Göl kıyısına demir atıp “kendin pişir kendin ye” tarzında vakit geçirmeniz de mümkün burada. Rahatınıza düşkünseniz kıyıdaki tesislerden faydalanın. Ruh halinize göre romantik, duygusal, sanatçı veya sportif; hangi kimliği uygun görürseniz onu kuşanabilirsiniz Abant’ta. Emin olun tatili uzatmak isteyeceksiniz, çünkü içinizde saklı kalmış tüm duygularınız ortaya çıkacak. Başından beri söyleyip durduğum muhteşem doğa sizi ayartacak ve “Burada biraz daha kal” diye baskı yapacak.

YEDİGÖLLER’E UĞRAYIN

Bolu çevresinde Abant Gölü dışında iki doğal güzellik daha var: Gölcük ve Yedigöller. Gölcük’e, şehir merkezinden kaplıcalar yönüne doğru 25 kilometrelik bir yolla ulaşıyorsunuz. Burası, Aladağlar’ın eteklerinde çam ve köknar ormanlarının ortasında bir nazar boncuğu gibi parlıyor. Milli park sahası içindeki gölün çevresi, yürüyüş parkuru ve dinlenme alanı olarak düzenlenmiş. Seyir istasyonu olan ahşap iskeleler, yaklaşık 400 metrelik aralıklarla göle açılıyor.

Gitmişken Yedigöller’e de uğrayın. Ormanın gizlediği 7 küçük gölün büyüsüne kapılacaksınız. Ama bunun için Bolu şehir merkezinden 42 kilometrelik zorlu yolu göze almalısınız. 1965’ten bu yana milli park kapsamında olan 2 bin 900 hektarlık ormanlık alanda; alabalık üretme çiftlikleri, seyir terasları, piknik alanları, konuk evleri ve bir de şelale bulunuyor.