Son Dakika

Türk Yoğun Bakım Derneği’nin 40. Yılı nedeniyle düzenlenen basın toplantısı İstanbul’da gerçekleştirildi. TYBD Başkanı Prof. Dr. Mehmet Uyar’ın ve TYBD Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. İsmail Cinel ile Dr. Zafer Çukurova’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya Milli Motosiklet Sporcusu Kenan Sofuoğlu da katıldı.

BU ÜNİTELER KİŞİLERİ HAYATA BAĞLIYOR

Yoğun bakım üniteleri, yoğun bakım uzmanlarının gözetiminde 24 saat kesintisiz izlem ve sağlık bakım hizmeti ile yaşamın sürdürülmesi, fiziksel, psikolojik - sosyolojik anlamda "hayata bağlılığın" sağlanması, hastanın normal fonksiyonel hayata döndürülmesi hedeflenerek hizmet veren birimlerdir. Yoğun bakım üniteleri kompleks organizasyonlardan oluşan eğitimli ve donanımlı sağlık personelinin ekip ruhuyla sağlık hizmeti sunduğu, hastanelerin en donanımlı birimleridir. Bu ünitelerde gerçekleştirilen ve bütüncül bir yaklaşımla yoğun bakım hastasını ‘‘hayata bağlayacak’’ tüm işleyişi sürdüren sağlık çalışanları, zaman zaman tükenmişlik yaşayacak kadar özveri ve fedakârlıkla tüm süreci yönetiyor ve yürütüyor. Kişileri "hayata bağlayan’’ bu üniteler, oldukça geniş bir alanda detaylı bir işleyişle yürütülüyor.

 

İHTİYAÇ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR

Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Uyar, “Yoğun bakım hizmetlerine ihtiyaç her geçen gün artıyor. Afet, trafik kazaları, ev ve iş kazalarının sıklıkla yaşanmasından dolayı maalesef ülkemiz bir travma ülkesi. Yoğun bakımın gelişmesi için sadece sağlık çalışanlarının değil, toplumunda desteğine ihtiyaç duyuluyor. Yoğun bakımların hastanelerin kalbi veya bel kemiği olarak adlandırabiliriz. Çünkü diğer tüm kliniklerde tedavi edilemeyen hastalar yoğun bakım ihtiyacına gereksinim duyuyor" dedi. 

Toplantıya katılan Milli Motosikletçi Kenan Sofuoğlu ise; “Yoğun bakımda hem yattım hem de hasta yakını olarak yoğun bakım kapısında bekledim. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, kapıda beklemek hasta olmaktan çok daha zor. 3,5 aylık oğlum beyin kanaması geçirdi ve yoğun bakım müdahalesiyle hayatta kaldı. 3 ay yoğun bakım kapısında bekledik. Uzun süren araştırmalar sonucu eşimle aramızda kan uyuşmazlığı olduğunu ve bu sebeple oğlumun hastalandığını, bundan sonraki süreçte de bu durumun tekrar yaşanabileceğini öğrendik. Çünki bu genetik bir durummuş. Biz Sakarya da yaşıyoruz ve oğlumun hastalık sürecinde ki tüm tedavisi İstanbul’da etti. Genel anlamda yoğun bakımlarda yer sıkıntısı yaşandığını söyleyebilirim. Belki İstanbul’da böyle değildir ama diğer yerlerde bu var. Devletimiz bununla ilgili çalışıyor ben biliyorum ki gelişmeler olacak. Sakarya'daki Eğitim Araştırma Hastanesi de her gün büyütülüyor. Ve şu anda bin yataklı bir hastane yapılıyor. Özel hastaneler dahi yetersiz kalıyor ve bazen hastaların şehir dışına çıkması gerekiyor. Yoğun bakım öncesi yapılan ameliyatlarla ilgili de diğer şehirlerin bir eksikliği var. Her zaman İstanbul’a gelmek gerekiyor. Benim Türkiye’de sağlıkla alakalı gördüğüm en büyük sıkıntı merkez olarak İstanbul’u anılması. Babam kanser hastasıydı ve sürekli İstanbul’a getirmek gerekiyordu. İnşallah bu konularda da adımlar atılır da yoğun bakıma girmeden önceki ameliyatlar için herkes İstanbul’a gelmek zorunda kalmaz.

 

“İLK AMACIMIZ ÇOĞUMUZU YAŞATMAK İKİNCİSİ İSE NEDEN BÖYLE BİR HASTALIK OLDUĞUNU BULMAKTI”

Yoğun bakımda kısa süreli ağır sakatlıklarımdan dolayı kaldığını dile getiren Sofuoğlu, ''Çocuğumla alakalı zaten çok bir umut yoktu. İki amacımız vardı birincisi yaşatmaya çalışmaktı ikincisi de ne olduğunu bulmaktı. Beyin kanaması insanın aklına düştü mü? Sorusunu getiriyor. Fakat hiç alakası yok durduk yere çocuk fenalaştı ve hastaneye getirdik. Burada kalbi durdu ve hemen yoğun bakıma aldılar ve o anda neden kalbi durdu anlayamadık. Yoğun bakımdayken beyin kanaması geçirdiği anlaşıldı çocuğun. O dönemde Antalya'daydık neden beyin kanaması geçirdi anlayamadık. Onun üzerine özel uzmanlar devreye girince İstanbul'a getirdik ve araştırmaya devam ettik. Hatta kan örneklerini alıp Avrupa'ya da gönderdik. Aşağı yukarı 2.5 ay sürdü nedenini anlayabilmek. O dönemde çok fazla umudumuz yoktu araştırma halindeydik. Kalbinin durması ve beyin kanamasından dolayı beynini oksijen gitmediği için beyinde hasar meydana geldi. Yaşasa bile yoğun bakımdan çıkma şansı yoktu. Bizim sürecimiz yoğun bakımda yıllar sürebilecekti. Sakarya'da yaşıyorum İstanbul'a yerleşmem gerekecekti. Çünkü Sakarya'daki imkanlarla çocuğu orada tedaviye devam ettirme şansımız yoktu. Araştırmalarını yaptım ve dediler ki İstanbul'da devam edeceksin. 3 ay sonra vefat etti oğlumuz ama dediğim gibi yoğun bakımın orada bize kazandırdığı en büyük şey sorunu çözebildik ve hastalığı anlayacak sürecimiz oldu bu olmadan oğlumuzu kaybedebilirdikte. Daha sonra da bir çocuğum oldu sağlık sorunu olmadı ama araştırmalarını ve tetkiklerini fazlasıyla yapıyoruz şu anda. Çünkü böyle bir hastalıkla yine karşılaşma riskimiz yüksek'' diye konuştu.

PROF. DR. İSMAİL CİNEL, ''İNSANLARI YENİDEN HAYATA BAĞLIYORUZ''

Yoğun bakımların öneminin gittikçe artığını ifade eden Prof. Dr. İsmail Cinel, ''Çünkü yaşlı popülasyon artıyor. Kansere yakalanan vaka sayısı da artıyor. Bunlar da yoğun bakım açısından önemli. Yoğun bakımda organ fonksiyonlarını yerine getirebildiğimiz için o insanları yeniden hayata bağlıyoruz. Yıllar kazandırıyoruz. Zamanlama çok önemli genel olarak ilk 6 saatte müdahale edilmesi gereken hasta grupları var'' diye konuştu.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
adblock
Adblocker kullanıyorsunuz.

Değerli okurumuz,
Farkında olarak veya olmayarak Adblocker (Reklam Engelleyici) kullanarak sitemizi ziyaret etmektesiniz. Habertürk olarak size en hızlı, en doğru ve en tarafsız haberleri sunmak için büyük bir ekiple çalışıyor ve yılda yüz binlerce haber üretip beğeninize sunuyoruz. Bizim de bu kapsamda maliyetlerimizi karşılayabildiğimiz tek gelir kalemimiz, internet reklamları.

Elimizden geldiğince bu reklamların sizi rahatsız etmemesi için azami özen göstermeye çalışıyoruz.

Bu kapsamda AdBlock (Reklam Engelleme) aracınızda haberturk.com alan adını beyaz listeye almanızı, veya bu alan adında engelleyiciyi kapatmanızı ve tüm internet sektörünün sağlıklı gelişimi için Adblock aracınızı kaldırmanızı rica ediyoruz.

Bunun karşılığında gösterdiğimiz reklamları okuma deneyiminizi rahatsız etmeyecek şekilde azaltacağımıza söz veriyoruz.