• Balkan Şampiyonası... Bronz
• Akdeniz Oyunları... Gümüş
• Bahar Kupası... Bronz / Gümüş
• Yılbaşı Turnuvası... Gümüş / Altın
♦ TOPLAM... 6 Madalya
Zamanın akışı içinde bazı anlar vardır ki, aradan yıllar geçse de hafızalarımızın bir yerlerinde kendini göstermeye devam ediyor.
1980'li yılların sonunda Mersin'de düzenlenen Uluslararası Mersin Voleybol Turnuvası, Edip Buran Kapalı Spor Salonu'nu dolduran bizler için böyle silinmeyen anıların oluştuğu bir organizasyondu. Liseden arkadaşlarla maçların hiçbirini kaçırmazdık.
Voleybolcularımızın parkede ısındığı sırada, yanımızdaki kadın seyircilerden biri birkaç metre ötedeki Arzu Göllü'ye seslenerek; "Kızım seni örnek alıyor" demişti. Arzu Göllü, kadının yanına gülümseyerek gelip şunu söylemişti; "Abla, emin olun bizden sonraki nesil çok daha iyi olacak."
Oldu da…
O kadının kızının voleybolcu olup olmadığını bilmiyorum ama Arzu Göllü'den sonraki neslin daha iyi olduğu Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı'nın 2003'te Avrupa ikincisi olmasıyla gözler önüne serildi. Takımın pasörlerinden Neslihan Demir, final maçı sonrasında yaptığı röportajda aynı inancı şu şekilde yinelemişti; "Bizden sonraki nesil daha iyi olacak."
Oldu da…
Kuruluşunun 70'inci yılını kutladığımız Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı'nın yakaladığı muazzam ivmeyle kazanılan şampiyonlukların temelinde, nesilden nesile aktarılan bu asil bayrak yarışı yatıyor. Dünya kürsüsünü zapt eden o uzun yürüyüşün temelinde "Gelişim sağlanması için her nesil, bir önceki nesilden daha iyi olmalı" felsefesi bulunuyor.
Arzu Göllü'nün Mersin Edip Buran Kapalı Spor Salonu'ndaki sözleriyle ortaya koyduğu o umut bayrağı, bugün dünya parkelerinde dalgalanan ve her biri birer azim abidesi olan Filenin Sultanları'nın ellerinde en görkemli halini aldı. Arzu Göllü'nün kurduğu cümle, bir sporcu tevazusundan öte, sarsılmaz bir inancın manifesto haliydi.
1957'de kurulan Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı, 1990'lı yıllara kadar sadece biri altın olmak üzere ve yıllık ortalaması 0,18 olan 6 madalya kazandı.
Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı'nın, bu tarihten sonra kürsülerin egemenliğini ele geçirmesi, "Gelişim sağlanması için her yeni gelen nesil, bir önceki nesilden daha iyi olmalı" felsefesinin ne denli başarılı bir şekilde ortaya konulduğunu gösterdi.
Zira, Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı, Arzu Göllü'nün "Bizden sonraki nesil, bizden daha iyi olacak" cümlesinin gerçeğe dönüşmesiyle 1990'dan sonra aralarında milletler ligi, dünya ve Avrupa şampiyonluklarının da bulunduğu 64 madalya için kürsüye çıkarak yıllık ortalama madalya sayısını 1.72'ye çıkardı.
1990 sonrasında elde edilen başarıyı sayısal verilerle ifade etmek, Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı'nın gerçekleştirdiği gelişimi daha iyi bir şekilde gözler önüne seriyor. Filenin Sultanları'nın 1990'dan itibaren aradan geçen 37 yılda kazandığı madalya sayısı, 1957-1990 arasında kazandığı madalyalara oranla %966 arttı. Yıllık ortalama artış ise %855 olarak gerçekleşti.
Filenin Sultanları'nın saha içindeki mücadeleleri, kazandıkları madalyalar yalnızca bir spor karşılaşmasını ve elde edilen başarıları ifade etmiyor. Onlar, parkeye adım attıkları andan itibaren inancı ve vazgeçmeme iradesini en gür sesle temsil eden birer elçiye dönüştü. Voleybolda devrim niteliğindeki başarılara imza atan Filenin Sultanları, her smaçta, her blokta, düşüp yeniden ayağa kalktıkları her anda, ileride hangi mesleği icra ederlerse etsinler yeni nesillere çalışmanın, birlikteliğin ve inancın sonuçlarını gösteren bir rota çizdi ve çiziyor. Parkede dökülen her damla ter gelecek nesile ilham oluyor. Zira Filenin Sultanları, vazgeçmemenin kıymetini, inatla ve inançla çalışıldığında en imkânsız görünen duvarların bile yıkılabileceğini defalarca gösterdi.
Filenin Sultanları'nın sahadaki duruşu, sadece bir maç taktiği değil; laboratuvar ortamında damıtılmış bir kararlılık dersi olma niteliğine sahip. Maçın 2-0'dan çevrildiği 'Tie-break' setleri, hırslanılan her an ve kaybedilen bir sayıdan sonra birbirine sarılan o dev yürekler, hep şu temel mesajı veriyor; "Hata yapmak bir son değil, yeniden başlamak için en güçlü adımdır. En imkânsız görünen duvarlar bile, inatla, ortak akılla ve inançla örülen örgülerin karşısında dayanamaz. O duvarlar yıkılır; geriye ise sadece galibiyet kupaları değil, kendi hayatının kahramanı olan özgür nesiller kalır."
Filenin Sultanları'nın Sinan Erdem Spor Salonu'nda gerçekleştirilen Trendyol 2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası final maçında İtalya'yı 3-2 yenerek şampiyon olması Türk kadın voleybolunun 70 yılı aşkın sürede kat ettiği muazzam mesafenin de bir özeti gibiydi. Filenin Sultanları, vazgeçmemenin kıymetini, inatla ve inançla çalışıldığında en imkânsız görünen duvarların bile yıkılabileceğini iki kez geriye düştüğü final maçında şampiyon olarak bir kez daha kanıtladı.
Filenin Sultanları, 2023'ten sonra üst üste ikinci kez Avrupa Şampiyonu oldu.
Yarım asırdan uzun bir süre önce, imkânların son derece kısıtlı olduğu bir dönemde Batı Almanya karşısında alınan 3-2'lik galibiyet, millî takımımızın uluslararası alandaki ilk büyük adımını oluşturuyordu. Bugün dünyanın zirvesine demir atan, salonları dolduran ve milyonları ekran başına kilitleyen bir ekosistemin fitili 1961'deki o mütevazı başlangıç ateşlemişti.
Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı'nın kazandığı her maç, kazanılan her madalya, Türk kadın voleybolunun tesadüflerle değil, nesiller boyu süren inanç ve istikrarlı bir gelişimle bugünlere geldiğini kanıtlıyor. Zehra Güneş'in Avrupa Şampiyonluğu sonrasında verdiği röportajda genç kızlara idöl olmanın gurunu yaşadıklarını söylerken gözlerinin nemlenmesi, 70 yıllık felsefenin bir diğer göstergesi olarak kayıtlara geçti.
Kadın voleybolunda başarı, toplamda 27 uluslararası kupa kazanan kulüp takımlarında da gözler önüne seriliyor.