Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
HABERTURK.COM

Türkiye'de koronavirüs salgınına karşı yoğun bakım yatakları ne durumda? Koronavirüs ile ARDS (Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu) arasındaki farklar neler? Koronavirüs neden çocuklarda daha az görülüyor? sorularına Habertürk TV'de Fatih Altaylı'nın Teke Tek programına konuk olan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Yoğun Bakım Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Benan Bayrakçı yanıt verdi. 

 

"KORONAVİRÜSLE 2007'DE TANIŞMIŞTIK"

Yoğun bakım üniteleri ve solunum cihazlarının yetersiz olduğu söyleniyor, gerçek durum nedir sorusuna Prof. Dr. Bayrakçı, şöyle yanıt verdi: "Öncelikle tüm dünya olarak hazırlıksız mı yakalandık diye düşünmek lazım. Türkiye olarak iyi bir noktadayız. Henüz yoğun bakım kapasitemiz dolmadı. Bunlar güzel noktalar ama dünyaya baktığımız zaman biz de diğer
ülkeler gibi gidişat gösterirsek bizde de yoğun bakım yataklarının dolma ihtimali var gibi gözüküyor.

Peki virüs bizi dünya genelinde hazırlıksız mı yakaladı? Aslında biz koronavirüsle 2007'de tanışmıştık. 2007'de yaptığımız bir
çalışmada Türkiye'de çocuk yoğun bakımlarında yatan, yoğun bakıma yatıran enfeksiyon içerisinde en ölümcül olanının koronavirüs olduğunu zaten göstermiştik. Bu yeni koronavirüs ondan biraz daha farklı. Yeni koronavirüsün bir kötü
tarafı da hem ölümcül hem de çok hızlı yayılıyor olması. Hızlı yayılması sorun değil, hastalar tek tek geldiğinde bu bizim tedavi edemeyeceğimiz bir durum değil ama hastaların hızlıca çoğalması, dünyada birçok ülkede gördüğümüz örneklerde yoğun bakımların kitlenmesi sıkıntı oluşturdu."

WUHAN'DA YOĞUN BAKIMA GELEN 20 HASTANIN 16'SI HAYATINI KAYBETTİ

Prof. Dr. Bayrakçı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Peki virüs neden ölümcül gidiyor, bunun iki kademesi var. İlk önce bu virüs yanlış tanındı. Biz hazırlıksızken geldi, henüz elimizde virüse karşı ne yaparız diye nitelikli kanıt olmadan geldi. Virüsten hızlı bir şekilde algoritmalar yayınlandı. Biz solunum yetmezliğine tıp terminolojisi olarak ARDS diyoruz. Bütün bilimsel gruplar algoritmalar yayınladı ama bakıyoruz ki bu algoritmalar bu virüse özgü değil. Yoğun bakımcılar da ilk gelen hastaları böyle
tedavi ettiler. Mesela Çin Wuhan'a bakıyorsunuz yoğun bakıma gelen ilk 20 hastanın 16'sı kaybedilmiş, korkunç bir ölüm oranı. Sonra İtalyan tecrübesinde bunu fark ettiler.

Dediler ki; bu bizim bildiğimiz ARDS gibi gitmiyor. Çünkü ARDS'de alveoller yani hava keseciklerinin açılması zorlaşır ama bu hastalık öyle bir şey değil, bunda çok kolay açılıyordu. Solunum dinamikleri gayet iyi ama hipoksi yani oksijenin akciğerlerden kana geçmesinde bir problem var dediler, bunu erken fark ettiler ama nasıl tedavi edeceklerini bilemedikleri için yine bizim mevcut eski klasik yöntemlerle ARDS tedavi etmeye çalıştıklarından hızlı bir şekilde hasta kaybetme yoluna girdiler."

Kullanılan klasik yöntemi anlatan Prof. Dr. Benan Bayrakçı, "Mekanik ventilasyon yani solunum desteği yapmamız, az hava verip görece yüksek basınç vererek akciğeri koruyucu tedavi dediğimiz tedavi yöntemi uygulamaktır ama bunu uyguladığınız zaman bu durumda tam tersi oluyor" diye konuştu. 

VİRÜSÜN DIŞ KATMANI YAĞDAN OLUŞUYOR

Koronavirüsün hücrelere nasıl saldırdığını çizimlerle gösteren Prof. Dr. Bayrakçı, şunları söyledi: "Bizim hava keselerimizin içinde hücreler vardır. Bu hücrelerin bır kısmı farklı hücrelerdir. Bu hücrelere 1 ve 2 dersek, yüzde 95'den fazlası tip 1 hücrelerdendir. Tip 2 hücreler görece daha az ve özelliği üzerlerinde ACE denilen reseptörlerin olması. Koronavirüsün hedef noktası bu reseptörler. Virüs buraya saldırıyor. Bu hücrelerin bir özelliği daha var; akciğerin keseleri açık tutan bir kimyasalı salgılıyorlar. Bu vücudun ürettiği bir deterjan gibidir, tıpta biz buna surfaktan diyoruz. Virüs bunlara saldırıyor, bu hücreler büyüyorlar ve dökülüyorlar yani fonksiyonlarını göremez oluyorlar, keseler sönmeye başlıyor.

Surfaktan dediğimiz proteinin başka işleri de var. Herkes elini deterjanla veya alkollü dezenfektanlarla yıkıyor çünkü virüsün etrafında bir dış katman var ve yağdan oluşuyor. Surfaktan da deterjan özelliğinden dolayı neredeyse bu kesenin içerisinde virüsleri öldürecek bir katmandır yani virüs önce kendini korumaya alıyor, kendisini öldürecek şeyden kurtuluyor.

Kesede inflamasyon arttığında oksijen kana gidemiyor ve hipoksi başlıyor. Bu normal bir ARDS olsaydı yapılacak şey, oksijeni artırmak, basıncı artırmak ve oksijenizasyonu düzeltmek ama ilginç olarak öyle olmuyor. Bu hastalarda keseler açık, görüyoruz ki damarlar daralmış ve tromboz denilen tıkanıklıklar var. Nekrotik trombozlar var yani kanlanması da bozulmuş. Kan gelemediği için hipoksi oluyor yoksa kese açılamadığı için değil. Bunlar henüz kitaplara bile geçmemiş otör tecrübesine dayanan bulgular."

KORONAVİRÜS ÇOCUKLARI NEDEN ETKİLEMİYOR? 

Prof. Dr. Bayrakçı, "Çocuklar görece küçük akciğerlerle ve 3 milyon kadar alvolle doğuyorlar. Erişkinlerde ise 500 milyona kadar kese olabiliyor. Bunlar zaten çok az sayıda hücreler dolayısıyla çocuklarda daha az oluyor. Dolayısıyla çocukların etkilenmesi ve etkilendiğinde de inflamasyon dediğimiz vücudun aşırı tepki vermesi çocuklarda daha az oluyor" dedi. 

"YOĞUN BAKIMA GELMEZ HIZINI YAVAŞLATABİLİRSEK... "

Prof. Dr. Bayrakçı, sözlerini şöyle noktaladı: "Türkiye'de yoğun bakıma hasta gelme hızını yavaşlatabilirsek, evde kalabilirsek yoğun bakımları yoğun bakım gibi çalıştırabilirsek daha önce gördüğümüz enfeksiyonlardan solunum sistemi yetmezliklerinden daha kötü gitmesi için bir sebep yok gibi gözüküyor."

NEW YORK TIMES KORONAVİRÜSÜN AKCİĞERİ NASIL İSTİLA ETTİĞİNİ GÖSTERDİ

New York Times da hafif koronavirüs semptomlarının ciddileşmesinin uzun sürmediğini belirttiği haberine, sanal gerçeklik görüntüleri ekleyerek, virüsün akciğerleri nasıl istila ettiğini gösterdi. 

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri