Filmleriyle yaşayacak
Çağdaş Türk sinemasının oluşumunda katkıları olan öncü yönetmenlerden Metin Erksan'ı dün son yolculuğuna uğurladık
MEHMET AÇAR / HT GAZETE
Metin Erksan, 1952’de “Âşık Veysel’in Hayatı”ndan başlayarak 80’lere dek birçok önemli filme imza attı. 1958’de çektiği “Dokuz Dağın Efesi” hâlâ en iyi efe filmlerinden biri olarak kabul edilir. “Gecelerin Ötesi” (1960), büyük şehirlerdeki suç olgusunun ardında yatan nedenleri anlamaya çalışan, öncü nitelikli bir polisiyedir. “Acı Hayat” (1962), sınıfsal çelişkileri vurgulayan gerçekçi bir melodram ve unutulmaz bir aşk filmi olarak öne çıkar. Fakir Baykurt’un eserinden uyarladığı “Yılanların Öcü” (1962) ve Berlin Film Festivali’nde kazandığı Altın Ayı ile Türk sinemasına ilk büyük uluslararası ödülünü kazandıran “Susuz Yaz” (1963) ise toplumcu gerçekçi köy filmi geleneğinin öncüleridir.
“Suçlular Aramızda” (1964) ve “Kuyu” (1968), Erksan’ın var olan Yeşilçam türlerinin kalıpları içinde özgün işler yapma çabasının iki önemli örneğidir. Akademisyenler ve film eleştirmenlerinin gizli bir hazine misali hâlâ ilgisini çeken bu iki film, farklı öyküleri, sıra dışı kahramanlarıyla öncü özellikler taşırlar.
Erksan’ın kuşkusuz geleneksel Yeşilçam estetiğinin içinde kalan filmleri de vardır. Buna karşılık, daha farklı arayışlara girme konusundaki cesareti, seyirci beklentilerini bir yana bırakıp kendi dünyasını oluşturma konusundaki inatçılığıyla tanınır. Son yıllarda yapılan birçok soruşturmada Türk sinema tarihinin en iyi 10 filminden biri seçilen “Sevmek Zamanı” (1965) tam da bu tavrın örneğidir. Çekildiği dönemde ilgi görmeyen “Sevmek Zamanı”, bir yönetmenin kendi görsel dünyasını, üslubunu oluşturması konusunda, sinemamızın bir başka öncü çalışmasıdır. Tasavvuf geleneğinin sinemadaki karşılığı olarak da görülebilecek, surete duyulan aşk temasını ele alan “Sevmek Zamanı”, birbirinden güzel, resim gibi kadrajlarıyla Erksan’ın başyapıtıdır.
Serbest bir “Hamlet” uyarlaması olan, Fatma Girik’in başrolde oynadığı “İntikam Meleği – Kadın Hamlet” (1976) Türk sinema tarihinin en tuhaf, şaşırtıcı filmlerinden biridir. Hülya Koçyiğit’li “Sensiz Yaşayamam” (1977) ve TRT yapımcılığında gerçekleştirdiği “Müthiş Bir Tren”, “Hanende Melek”, “Geçmiş Zaman Elbiseleri” gibi orta metrajlı filmler de Erksan’ın son dönemlerindeki farklı, kişisel estetik arayışlarını yansıtır. Türk sinemasında toplumcu gerçekçilik, ulusal sinema gibi konu başlıklarında araştırma yapanların rastlayacağı ilk isimlerden biri olan Erksan, bu son dönemindeki tavrıyla özellikle 90’lı yıllardaki genç kuşak yönetmenleri, özgün, bağımsız bir sinema konusunda cesaretlendirip etkilemiştir. Son 30 yıl boyunca film çekmemeyi tercih eden Erksan, heryönüyle Türk sinemasının bir çınarıdır ve fikirleriyle, filmleriyle hep yaşayacak, unutulmayacak bir sanatçıdır. Hepimizin başı sağolsun.