Gözyaşları ve ödeme makbuzları
2013'ün ilk bomba haberinde 2. perde!
Abdullah KILIÇ / AHT
HABERTÜRK'ün dün sürmanşetten yayımladığı, Türk edebiyatına damga vuran ünlü isimlerin, özellikle Necip Fazıl Kısakürek'in Başbakan Menderes'ten para istediği mektuplarla ilgili haber çok konuşuldu. Gündem yaratan mektup ve makbuzların yenileri de ortaya çıktı. Necip Fazıl Kısakürek, Peyami Safa, Orhan Seyfi Orhon'un dışında, Yusuf Ziya Ortaç, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mesut Cemil Bey ile İstanbul Ansiklopedisi'nin çıkması için Reşat Ekrem Koçu ve Mehmet Ali Akbay da örtülü ödenekten yardım istiyor. Belgeler arasında para gönderildiğine dair banka dekontları da var.
'Ellerinizden gözyaşı ile öperim'
Necip Fazıl, Haydarpaşa Numune Hastanesi'nden yazdığı 2 Şubat 1958 tarihli mektubunda, tutuklanacağı ihtimalinden bahsederken kanunen mazlum olduğunu dile getiriyor. Mektupta, "Olanca ses, çığlık, akıl, iktidar, üvazene ve sabır mevcudumla yükseltebildiğim bu son imdat işaretinden sonra encamımı Allah bilir. Ellerinizden gözyaşı ile öperim. (...)
'Şahsiyatsiz basın kuklaları'
Kısakürek, 1954 tarihli mektubunda ise "Benim muhterem ve muazzez efendim" diye başlıyor ve şöyle devam ediyor. "Gerçekten firaki Adnan (ne olacak- AŞKIM) hastalığına müptelayım. Acaba ne gün üç beş dakikalık sohbet lütfunuza ereceğiz ve etrafınızdaki değersiz ve şahsiyetsiz basın kuklalarına faik tarafımla takdire mazhar olacağız? Bunca tecrübeden ve olur olmazdan sonra, hapishaneden şu ana kadar bir türlü düşünemediğim, eremediğim, belki çok basit fakat tesirli bir buluş yakaladım. (...) Ellerinizden hasret ve hürmetle öperim.
'Muazzezlerin muazzezi'
Bir diğer mektup ise "Muazzezlerin muazzezi efendim" hitabıyla başlayıp şöyle sürüyor: "Müteahhit gidiş gelişlerden sonra 3.5 haftadır koridorlarında muzdarip bir hayalet gibi eteğimi sürüklediğim ve drevamlı olarak odama kapanıp amcamı beklediğim Ankara Palas ikametimi Büyük Doğu Palasa çevirmek hususundaki iradenizi bekliyorum. Size hizmet yolunda kaybettiğim her gün bana bir asır kadar uzun geliyor. Medet."
‘Buna uşaklık, kölelik dalkavukluk derler’
YUSUF Ziya Ortaç’ın, Müsteşar Ahmet Salih Korur’a gönderdiği 28 Aralık 1959 tarihli ilginç mektubu şöyle: “Bir şey söyleyeyim mi Korur’um. Ben her şeye rağmen Adnan Beyfendi’yi hiçbir politika adamıyla mukayese etmeyecek sevgiler üstü bir gönül yakınlığı ile severim. Ama sevgi karşılıklı olur! Yalnız ben seveceğim, yalnız ben öveceğim, yalnız ben... Hayır buna sevişmek denmez. Buna uşaklık, kölelik, dalkavukluk derler. Ah sevgili Menderes, o harikulade zekâsıyla nasıl olur da köleden, uşaktan, dalkavuktan hayır gelmeyeceğini düşünmüyor! Asıl güvenilir adam benim gibi 5 bin lirayı reddeden adamdır. Ancak onu yapabilecek adamın sevgisine dostluğuna güvenilir. Korkmalı... Dalkavuktan korkmalı. Sokaktan geçenlere, efendisinin bahçesinden, demir parmaklıklar arasından havlayan köpeklerden korkmalı... Her alçaklık onlardan gelir Salihçiğim.”
‘DUYGULU MENDERES’E YAKIŞMAZ’
Ortaç, 4 Haziran 1958 tarihli bir başka mektubunda ise gümrükte kalan otomobilini alamadığı için şöyle yardım istiyor: “Kaldırımlarda dolmuşlara el sallamak... Bu her politikacıya yakışır ama benim tanıdığım rakit insan, duygulu insan Adnan Menderes’e hiç ama hiç yakışmaz.”
'BABAM HER DEVRİN MAĞDURUDUR'
Mehmet Kısakürek (Necip Fazıl Kısakürek’in oğlu): BABAM Necip Fazıl’ın bazı siyasi kadrolara ve şahıslara onları istihdam etmek üzere yakınlık göstermesi söz konusudur. Asla istihdam edilmek üzere değil. Nitekim Demokrat Parti devri onun en çileli ve mücadeleli dönemidir. 27 Mayıs 1960 sabahı, kesinleşmiş mahkûmiyeti tam 102 seneydi ve hayatının geri kalan kısmını geçirmesi için kendisine merhum Menderes tarafından Niğde Cezaevinde konforlu(!) bir oda hazırlanmıştı. Bu da böyle biline. Babam her devrin mağdurudur.
Yahya Kemal’e 5 bin TL
Habertürk’ün ele geçirdiği belgelerde, Başbakanlıktan Yahya Kemal Beyatlı adına gönderilen 5 bin liranın dekontu dikkat çekiyor. 3 Ekim 1951 tarihli dekont Türkiye İş Bankası üzerinden gönderilmiş. Dekontta belirtilen notta, “Emriniz üzerine ödettirilen yukarıda dökümü yazılı havalenin, masrafı ile birlikte hesabınıza borç geçirildiğini saygılarımızla bildiririz” deniliyor.
Bedri Rahmi’ye 250 TL
Bir başka belgede ise Başbakanlık tarafından Bedri Rahmi Eyüboğlu adına 250 lira gönderildiği görülüyor. 24.8.1951 tarihli dekont İş Bankası tarafından hazırlanmış.
BUGÜNLE KARŞILAŞTIRMA
1961’de günlük asgari ücret, o günün parasıyla 7.57 TL, aylık olarak da yaklaşık 225 TL’ye denk geliyordu. Kısakürek’in istediği 20 bin TL’lik meblağ, o tarihte aylık asgari ücretin yaklaşık 100 katıydı. 20 bin TL’nin dolar bazında karşılığı, yaklaşık 2 bin dolar seviyesindeydi. Ve o dönem Türkiye’de kişi başına milli gelir 360 dolar, toplam milli gelir ise 7 milyar dolardı. Bugün milli gelir 770 milyar dolar. Kişi başına milli gelir ise 10 bin doların üzerinde.