Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

KÜBRA PAR
kubrapar@haberturk.com

Bu yıl Adana Altın Koza Film Festivali’nde yarışan en iddialı filmlerden biri Yeşim Ustaoğlu’nun yönettiği Araf'tı. Film hem Özcan Deniz’in oyunculuğu hem de küçük yaşta istemeden hamile kalan genç biri kızın durumunu konu alması nedeniyle çok konuşuldu. Filmin, festival'den fazla ödül alamamış olması da şaşkınlıkla karşılandı.

40’lı yaşlarında sağlam ve çekici bir kadının insanda uyandırdığı güçlü duygular vardır. Yeşim Ustaoğlu o kadınlardan biri. Onun karşısında durgunlaşmak, ağaçlı bir yolda 40’la gider gibi kontrolle yol almak istiyorsunuz. Ama tuhaf bir korku da salıyor. Yanlış bir şey sorsanız, tüm dinginlik bir anda dağılabilir.

Filmin genç kadın oyuncusu Neslihan Atagül ise tersine, canlı ve heyecan dolu…

Bu hafta 70 kopyayla iddialı bir film olarak vizyona giriyor Araf. Sadece Türkiye’de değil, Fransa’dan Benelüks ülkelerine kadar dünyanın dört bir yanında seyirciyle buluşacak.

Adana’daki Hilton Oteli’nin barında gözden uzak bir koltukta oturup Yeşim Ustaoğlu ve Neslihan Atagül ile filmi konuştuk.

 


Senaryo süreci nasıl geçti?

Pandora’nın Kutusu filmini çekerken yaptığım yolculuklar sırasında kafamda bir şeyler oluşmaya başlamıştı. 2009’da o film vizyona girerken bu filmi de yavaş yavaş yazmaya başlamıştım. Ben de genelde böyle oluyor zaten; bir proje bir sonrakinin filizlenmesine neden oluyor.

Kış aylarında çekmek zor oldu mu?

Soğuk etkileyiciydi hakikaten. Sıcaklık dönem dönem eksi 20 dereceye kadar indi. Gerede çok yüksekte bir yer. Oradaki kara kış ve tipi yordu bizi ama çok iyi bir ekiple çalıştık.

Ekip kaç kişiydi?

Fazla kalabalık değildik, 30 kişi civarında bir ekipti.

Çekimler kaç hafta sürdü?

8 hafta.

İki ay uzun bir süre…

Ama ikiye bölündü. 6-7 hafta ağır kış şartlarında çektikten sonra ara verdik ve yazın bir hafta daha çektik.

“ALT SINIF ÇOCUKLARIN JARGONUNU ÖĞRENMEYE ÇALIŞTIM”

Araf, erkek dünyasını erkek gözüyle anlatan bir film… O dünyanın içine nasıl girdiniz? Diyalogları yazarken yardım aldınız mı?

Birden bire girilmiyor, bütün yaşanmışlığımızın içinde var aslında… Hayatı gözlemlemek, dolmak, yaşamak, biraz böyle bir şey... Dönem dönem gençlerle diyaloğum oldu. Alt sınıf çocukların nasıl konuştuklarına; dostluğu, mertliği, korkularını nasıl dile getirdiklerine baktım. Şimdiki gençliğin kendi jargonu var. Forumlarda ne yazıyorlar, iletişim içindeyken nasıl bir dil kullanıyorlar… Bütün bunlara gençlerden yardım alarak baktım.

Filmdeki genç kızın hikâyesini yazarken nasıl hazırlandınız, kimlerle görüştünüz?

Benzer hayatları yaşayan genç kadınlarla konuştum. Daha önceden duyduğum hikâyeleri yeniden düşündüm. Psikiyatrist danışmanlarım da vardı. Birçok vakayı birlikte inceledik. Travmanın nasıl yaşandığını, kızların nasıl bir süreçten geçtiğini kavramak gerekiyordu.



Türkiye’de genç kızlar doğum kontrol konusunda çok mu bilinçsiz?

Evet, bilinçsizler ve bu alt sınıfa özgü bir şey değil. Elbette imkânı olup erken fark edenler şanslı oluyor ama küçük bir yerde yaşayan bir genç kızın bunu açığa vurması, yolunu yordamını öğrenmesi ve baş etmesi kolay değil.

Bu tür vakalara maalesef çok rastlanıyor. Genç yaşta hamile kalma hali şimdi dünyanın her yerinde var olan bir sorun. Üstelik çok küçük bir yaşa indi. Mesela İngiltere’de 12-13 yaşındaki kızlar hamile kalıyor. Bu, Uzak Doğu’da da çok yaygın bir problem… Arabada, otobüste, orada burada doğum yapan o kadar çok vakayla karşılaştık ki… Ama bunun kriminal yanından çok psikolojik yanıyla ilgilendik. Bir genç kız bunu nasıl yaşıyor, ona baktık…

Genç kızın hastane tuvaletinde düşük yaptığı sahne çok çarpıcıydı. Gerçek bir cenin mi kullandınız yoksa maket miydi?

O sahne için Amerika’dan gerçek bir bebek kıvamında, silikondan üretilmiş, hareket edebilen 7 aylık bir cenin maketi getirdik.

Zor bir sahneydi. Kaç tekrar yaptınız?

Sadece iki-üç tekrar. Benim setlerimde fazla tekrar olmaz. İşin sırrı çekim öncesinde sahneye hâkim olmak. Yönetmen sahneye ne kadar hâkimse, oyuncusunu da o kadar hazır hale getirir.
 
“KÜRTAJ KONUSUNDA ANNENİN YANINDAYIM”

Kürtaj yasasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Yasa, bebeğin mi yoksa annenin mi yanında durmalı?

Bir çocuğa sahip olup olmama tabi ki annenin kararı olmalı. Özelikle istenmeyen durumlarda annenin iradesiyle karar verilmesi gerekir. Bazı tartışmalara rastladığımda gerçekten şaşırıyorum. “Tecavüz çocuğuna devlet bakar” deniliyor. Böyle bir şey söylenebilir mi! Üstelik çocuğun da hayatını karartma ihtimali olabilecek bir şey. Bizim toplumumuzda en çok istismara uğrayan çocuğun kendisi.

Kürtaj cinayettir diyenlerin karşısında duruyorsunuz yani?

Evet.

“ÖZCAN DENİZ’LE ÇALIŞMAK ZOR OLMADI”

 

  
Özcan Deniz’le çalışmak zor oldu mu?

Hayır olmadı.

Özcan Deniz’in ünlü olmasından kaynaklana zorluklar yaşadığınızı duymuştum.

İnsanlar ekibe fazla rağbet etmiyorlardı ama Özcan’ı görünce etrafını sarıyorlardı. Yine de büyük bir zorluk çıkmadı.

 

Kamyon kullanmayı nasıl öğrendi?

Özcan, çok iyi bir sürücü, kamyon kullanmayı zaten biliyordu. Yine de kamyonun asıl şoförü Mustafa bizimle beraberdi. Çekime başlamadan önce provalar yaptık. Özcan, direksiyon hâkimiyetini ve vücut dilini sınamak için kamyonu önceden bir süre kullandı.

Sette hiç olağanüstü bir durum oldu mu?

Hayır olmadı.

Pelin Esmer’in filminin benzer bir konuda olması size ne hissettirdi?

Pelin benim arkadaşım, bu konuda fazla konuşmak istemiyorum.

 

 

Venedik Film Festivali’ne katıldınız. Nasıl geçti?

Çok güzel geçti. Seyircinin bağrına bastığı, boğazında bir yumruğun takılıp kaldığı, oturup düşündüğü bir film bu… İtalya çok Katolik bir yerdir, kürtaj orada da önemli bir konu. Buna rağmen, İtalyan seyircisinin filmi cesurca alkışlaması bizi çok mutlu etti.

Dünya basını da çok ilgi gösterdi. Uzun saatler süren söyleşiler yaptık.

Ali Aydın’in filmi Küf, aynı festivalde Geleceğin Aslanı ödülünü aldı. O filmi seyrettiniz mi?

Hayır göremedim. Biz onların gösteriminden sonra gittik. Kasım’da vizyona girecekmiş, ilk fırsatta görmek istiyorum.

Başka festivallere katılacak mısınız?

Çok fazla festival var katılacağımız. Bir yandan filmin yurt dışı satışları da devam ediyor.

Hangi ülkelerde vizyona girecek?

Fransa, Almanya, Balkanlar, Benelüks devletleri… Festival trafiği de çok yoğun. Adana’dan sonra Moskova, New York film festivali, Tokyo, Abu Dabi gibi birçok festivale katılacağız.

 

***

 

 

“CENİN MAKETİNE DOKUNUNCA KÖTÜ HİSSETTİM”

Rolüne nasıl hazırlandın?

Senaryo geldiğinde 2-3 kez okudum . Zehra karakterinin ruhunu ve vücudunu kendime oturtmaya çalıştım. Yürüyüşünü, annesi ve arkadaşıyla kurduğu ilişkiyi kafamda oturtmaya çalıştım. Karabük’e gittikten sonra, çekim yaptığımız yol üstü restoranında iki gün çalıştım. Elimin alışması için bulaşık yıkadım, yer sildim, patates soydum, yemek dağıttım.
 
Yeşim Ustaoğlu’yla çalışmak zor muydu?

Hayır değildi. Yönetmenlerin sette bağırdığı söylenir. Yeşim Ustaoğlu öyle biri değil. Oyuncunun halinden anlıyor.

Kış aylarında çekmek seni nasıl etkiledi?

Çok zordu. Çok kansızım ben, orada inanılmaz üşüdüm. Kamyonlara bakıp ağladığım bir sahne vardı. 20 dakika sürdü, bittiğinde hareket edemiyordum. Annem yanımdaydı, bana masaj yaptı sürekli.

 

 
Düşük yaptığın sahneye nasıl hazırlandın?

Kadınların nasıl doğum yaptığını araştırıp izledim, artık o konuya çok hâkimim, en sağlıklısı suda doğummuş! İçimden bir şey çıkıyor olmasının acısını hissetmeye çalıştım. Zehra’nın psikolojisi normal bir anneninkinden çok farklı… Bebekle bir bağlantı kuramıyor, onu istemiyor. O psikolojiyi anlamaya çalıştım.

Cenin maketine dokunmak seni korkuttu mu?

İlk görünce korkmadım, plastik bir bebekti. Sonra onu boyadılar ve üzerine akışkan bir madde sürdüler. Dokununca kötü hissettim biraz.

O sahne daha sonra seni etkiledi mi?

Hayır, hiç etkilemedi. Zihinsel ve bedensel olarak çok yorulmuştum. Otele gidip uyudum.

Ailen nasıl tepki verdi? Böyle zor bir rolde oynaman karşısında baban, annen nasıl hissettiler?
Ailem benim hep yanımda. Senaryo geldiğinde ben bunu yapmak istiyorum dedim, onlar da tamam dediler. Çekimler sırasında da annem yanımdaydı.

Nasıl bir ailede büyüdün?

Babam şoför, annem ev hanımı, bir de ağabeyim var. Gayet normal bir ailede büyüdüm yani.
 
“DEVLETİN TECAVÜZ SONUCU DOĞAN ÇOCUKLARA BAKACAĞINA İNANMIYORUM”

Kürtaj yasasıyla ilgili sen ne düşünüyorsun?

Ben bu yasayı gereksiz buluyorum. Hiçbir kadın hamile kaldıktan sonra bebeğini keyfi için aldırmak istemez. Bu kadınlık içgüdüsünde yoktur zaten. Sadece çok zor durumda kaldığında kürtaj yaptırır.

14-15 yaşında kızlar regl olduğunu görünce bile korkup yalnızlaşıyor. O yaşta biri hamile kaldığında onun ne olduğunu bilmiyor, geç kalıyor. Böyle bir durumda çocuğa devletin bakacağına, hukukun arkasında duracağına inanmıyorum. Her gün olarca tecavüz vakası yaşanıyor. Devletin o çocukların hepsine bakması mümkün değil.

Genç kızlar doğum kontrol konusunda bilinçsiz mi?

Bilinçli olsa da bir kaza sonucu bir şey yaşandığında bunu dile getiremeyebiliyorlar. Yurt dışında ilkokuldan itibaren cinsel eğitim veriliyor. Biz de verilmeli, yoksa insanlar gidip eşeklere, tavuklara tecavüz ediyorlar. Önce ördeğe tecavüz ediyor, sonra tecavüz eden adama bakmak yerine, ördeği kesiyorlar!

Bundan sonra neler yapmayı planlıyorsun?

Ben şu anda Yeditepe Üniversitesi’nde tiyatro bölümünde okuyorum. Hazırlık sınıfındayım. Henüz oyunculuk eğitimi almadım ama 13 yaşından beri dizi ve filmlerde oynuyorum. Bundan sonra da devam etmek istiyorum.