İstanbul Tasarım Bienali başlıyor!
İstanbul Tasarım Bienali, 13 Ekim-12 Aralık 2012 tarihleri arasında İstanbullularla buluşacak
Kentsel tasarım, mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı, grafik tasarım, moda tasarımı, yeni medya tasarımı gibi başlıca alanlar ve ilgili tüm yaratıcı ürün ve projeleri kapsayacak İstanbul Tasarım Bienali’nde, küratörler Emre Arolat ve Joseph Grima’nın, “Kusurluluk” (Imperfection) temasını, kendi bakış açılarıyla yorumladıkları iki farklı sergi mekânında 46 ülkeden 300’e yakın tasarımcı ve mimarın 100’ün üzerinde projesi yer alıyor. İstanbul Tasarım Bienali, iki serginin yanı sıra 12 Aralık tarihine kadar, kentin farklı noktalarına yayılacak akademi programı, atölye sergileri, seminer programı, yaratıcı film kuşağı, paralel katılımcı programı ve tasarım yürüyüşleriyle iki ay boyunca İstanbul’u bir tasarım kentine dönüştürecek.
İstanbul Tasarım Bienali kapılarını, 10 Ekim Çarşamba sabahı Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nda yapılan Resmi Açılış Töreni ve Basın Toplantısı’yla ulusal ve uluslararası basın mensuplarına açtı.
İSTANBUL TASARIM BİENALİ TEMASI:“KUSURLULUK” (IMPERFECTION)
İstanbul Tasarım Bienali’nin teması, İstanbul Tasarım Bienali Danışma Kurulu Üyesi ve Londra Tasarım Müzesi Direktörü Deyan Sudjic’in önerisi ile “Kusurluluk” (Imperfection) olarak belirlendi. İlk İstanbul Tasarım Bienali için özellikle “Kusurluluk” (Imperfection) başlığını seçen Sudjic, kaleme aldığı tema metninde, ‘sonsuz katmanlara ve sürekli gelişen kentsel, sosyal ve kültürel değişimin getirdiği canlılığa sahip bir şehir olarak’ İstanbul’un bu temanın içeriğini incelemek için en uygun şehir olduğunu ifade ediyor. İstanbul’un ‘kusursuzluktan çok uzak, buna karşın dünyadaki en enerji verici ve en hareketli şehirlerden birisi’ olduğunu söyleyen Sudjic’e göre, bu tema, ‘dünyaya İstanbul hakkında birşeyler söyleme imkânı yaratırken, aynı zamanda çağdaş tasarımın doğası adına keskin bir bakış açısı’ sunacak. “Kusurluluk” (Imperfection) teması bir yandan İstanbul'un farklı yaratıcı potansiyeline övgü niteliği taşırken, bir yandan da günümüz dünyasında tasarım ile ilgili geniş bir bakış açısının oluşumunu destekleyecek. “Kusurluluk” (Imperfection) metninin tamamını basın dosyalarında yer alan usb’lerde bulabilirsiniz.
İSTANBUL TASARIM BİENALİ SERGİLERİ
EMRE AROLAT “MUSİBET”
İSTANBUL MODERN
Küratörlüğünü Emre Arolat’ın üstlendiği “Musibet”, 165 tasarımcı ve mimar tarafından hazırlanmış, İstanbul ve dışındaki coğrafyalarda süregiden büyük dönüşümlerin birbirinden farklı yüzlerini göz önüne seren 30’un üzerinde projeyi bir araya getirecek. Bu bağlamda, günümüzde gerçekleşen tasarım etkinliklerinin kerameti kendinden menkul meşruiyet düzlemlerini sorgulayacak olan sergi, İstanbul Modern’de EAA-Emre Arolat Architects tarafından
özel olarak tasarlanan 1.400 metrekarelik bir mekânda yer alacak.
Sergisinin küratöryal çerçevesini iki ana başlık altında kurgulayan Emre Arolat, “Dönüşüm” başlığı altında, son dönemde İstanbul’da gündemde olan kentsel dönüşüm ve toplu konut projeleri ile bu projelerin ortaya çıkardıkları toplumsal gerginlikleri dünyadaki diğer örnek kentlerle karşılaştırarak irdeleyecek. “Anti-Bağlam” başlığında ise ağırlık merkezinde İstanbul’un bulunduğu bir coğrafi palette yerel ve küresel aktörler tarafından üretilen düşünceler, yeni dünyanın evrensel kabulleri ve yeni teknolojilerdeki değişimler ile mimari ve moda tasarımı pratikleri arasındaki paralellik tartışılacak.
JOSEPH GRIMA “ADHOKRASİ”
GALATA ÖZEL RUM İLKÖĞRETİM OKULU
Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nun 2.300 metrekarelik bir alanda evsahipliği yaptığı ve Joseph Grima’nın uluslararası bir küratör ekibiyle birlikte küratörlüğünü üstlendiği “Adhokrasi”, 120 tasarımcı ve mimarın 60’dan fazla projesini bir araya getirerek son yıllarda tasarım dünyasını kökten değiştiren toplumsal ve teknolojik değişimlerin ardından, çağdaş tasarım sahnesini değerlendiriyor.
İstanbul Tasarım Bienali’ni bir sergi platformundan ziyade laboratuar olarak değerlendiren sergi, günümüzde tasarım ifadesinin kendini nihai ürünlerden ziyade, en çok süreçlerde, yani kullanıcıyı nihai ürünün tanımlanma sürecine dahil eden sistemler, araçlar, ağlar ve platformlarda gösterdiğini öne sürüyor. Üretimin merkezinin fabrikadan zanaatkârın atölyesine dönüş yolculuğunun haritasını çizen “Adhokrasi”, başlığıyla sanayi çağına özgü bürokratik organizasyon modelinin hakimiyetinden, tabandan gelen yenilikçi bir yaklaşıma geçişe atıfta bulunuyor. Serginin açık kalacağı
2 ay boyunca, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nın giriş katında yer alan salonda gerçekleştirilecek söyleşi, paneller ve atölye çalışmalarıyla “Adhokrasi” kavramı tartışılacak.