Orada neler olmuş?!
Geçtiğimiz haftadan bana kalanları ve yeni haftanın ajandaya düşen notlarını sıraladım. Şimdilik bana müsaade! İzninizle ben biraz Aydın-Kuşadası yapıp geleceğim!
BETÜL MEMİŞ / memisbetul@gmail.com
Yeditepeli şehir, -rüzgâr-yağmur ve wikileaks- oyunlarına devam ededursun (bu arada, bu kadar çok bilgiyle ne yapacağız ben bunu merak ediyorum!), biz geçtiğimiz haftayı iki tiyatro ve bir müzik güzelliğiyle taçlandırdık. 1999’da, Berkun Oya ve Ali Atay tarafından kurulan ve bu sezon “Bomba” adlı 15 dakikalık oyunlarıyla da kafalarda spazmik hareketlere yol açan, Krek Tiyatro Topluluğu; yeni mekânlarının şerefine tadında bir parti verdi. Topluluk bundan böyle tiyatro izleklerini, Santralistanbul’daki yeni yerlerinde ağırlayacak. (Krek’in Santral’deki mekanı işte budur dedirtiyor.) Yolu çetrefilli de olsa düzenlediği etkinliklerle sanatsever bünyeleri ihya eden Santralistanbul, tarih kokan sokaklarıyla Eyüp’ün, Piyer Loti’den sonra en güzel şahaneliği bence. Buralara kadar uzanmışken, biz de partiden sonra muhabbeti Piyer Loti’ye çevirdik; Türk Kahvesi’nin yanında ikram edilen sakız reçeli de miss-miş bu arada. (Santral’in izlenceliklerinden sonra “yolumuzu daha bir naifliğe sürüyelim” diyenlere!)
Tiyatro rotasının arasına algıda seçiciliği güçlendirsin diye Boğaz’ın caz adresi İstanbul Jazz Center’ı da ekledik. Kulaklarımızın pasını sildiğimiz cumartesi gecesinde mekân; gitarın ustaları Eric Clapton, Jeff Beck ve Jimmy Page’in kariyerlerine ilk başladıkları İngiliz rock grubu The Yardbirds’ü ağırladı. Gecede; Jim McCaryt, Chris Dreja, Ben King, Andy Mitchell ve David Smale’den oluşan The Yardbirs, tabiri caizse melodilerini konuşturdular. Siz, gecemizin son durağı Ortaköy sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Zira Yardbirds’ün gazı öyle hemen bünyeden atılacak türden değildi. (Konser sonrası Kuruçeşme’den Ortaköy’e akarken yavaştan, havsalada Yardbirds’ün hit şarkıları “For Your Love” ve “Heart Full of Soul” yankılanmaktaydı.)
Pazar akşamı ise; Bu yıl 7’ncisi düzenlenen Ulusal Bilecik Tiyatro Festivali’nin açılış galasındaydım. Festivale özel Beyoğlu – Ponte Restoran’da verilen yemekte; Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı, Tiyatro Kristal Çınar Onur Ödülleri’ni yıllarını tiyatroya adamış iki usta isme Can Gürzap ve Çetin Akcan’a takdim etti. 8 Aralık’ta sona erecek olan festival oyunları, Bilecik 6 Eylül Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Görülecek oyunlar arasında; Tiyatro Dialog - “Kim Bu Adam”, Asuman Dabak Tiyatrosu - “Harika Doğum Günü”, Duru Tiyatro - “Aşk Her Yerde” ve Cengiz Küçükayvaz Tiyatrosu - “Bu Para Başka Para” yer alıyor. Galadan öğrendiğim; büyük kentlerden daha çok taşralarda sanatsal etkinlikleri takip eden bir kitle var. Ve bu kitle, metropoldekilerin aksine daha bir sahipleniyor yapılan güzellikleri. Festivale ilk başladıkları yıl, herkesin “Daha Bilecik’te yol yok, ne tiyatrosu?!” demelerine rağmen Başkan Yağcı’nın “Mevcut kent kültürünün yaşatılması kadar çağdaş kültür üretimine de destek vermeliyiz, ki sonrasında o yollarda yürüyebilelim” demesinin üstünden 7 yıl geçmiş. Şimdi festivalin şerecesinin döküldüğü slayttan gördüğüm, Bilecikliler sabırsızlıkla bekliyorlar kendi tiyatro festivallerini. Yolu Bilecik’e düşenler ya da oralarda da sanatın renklerini dikizlemek isteyenlere: www.bilecik.bel.tr
DEVLET TİYATROSU SİLKELEN VE KENDİNE GEL!
Geçtiğimiz hafta muhabbetimizi, devlet tiyatrosu seyirlikleriyle şereflendirdik. Üç farklı oyun izledim. (Ama yazmazsam hicaz gama oturacaktım; es notu olsun bu ifadelerim de zaten.) Naçizane ben de mi bir sorun var, yoksa beşeri cennetin arafından baktığımdan mı bir boyut kaybı var, anlayamadım. Üç oyundan sonra bende kalan hissiyat ne yazık ki; İstanbul Devlet Tiyatrosu, silkelen ve biraz ne olur kendine gel oldu! Çok şey mi bekliyorum; oyundan sonra bana kalan biraz yeryüzü hali, biraz tiyatrosal-sanatsal hissiyat ve biraz da “ne iyi etmişim de gelmişim” durumları. 10 yıldır tiyatroya mesai harcamış bir bünye olarak ve az çok da devlet tiyatrosu geçmişini takipte kalan bir tiyatro tutkunu olarak; Ne yazık ki nefes alıp-alamamak arasında gidip geldim oyun süreleri boyunca. (“Profesyonel”, “Vahşet Tanrısı” ya da “Temiz Ev” gibi oyunlara bir şey diyemiyorum; çünkü şahaneydiler nazarımda.) Küsmüyorum tabii ki, şimdilik kırgınlık diyelim. Ki şimdi ki rotamda da yine bir devlet tiyatrosu seyirliği var. Dokümanteri kabarttığımda içimdeki devlet tiyatrosu sendromunu daha açık paylaşacağım. Şimdilik emeğe saygı minvalinde, bana kalsın!
AJANDAYA NOT EDİYORUZ!
Documentarist tarafından ilk kez geçen yıl gerçekleştirilen 'Hangi İnsan Hakları?' başlıklı etkinliğin ikincisi, 8-11 Aralık tarihlerinde düzenleniyor. İnsan hakları konulu ödüllü belgesellerin gösterildiği, panel, forum ve söyleşilerin de yer alacağı etkinliğin bu yılki teması “kadına yönelik şiddet”. Etkinlik kapsamında, Burmalı muhalif lider Aung San Suu Kyi ile ilgili çok yeni bir belgeselin de aralarında olduğu uzunlu kısalı 30'a yakın film gösterilecek. Son 15 yılını ev hapsinde geçirdikten sonra geçtiğimiz günlerde özgürlüğüne kavuşan liderin hayatının konu edildiği “Aung San Suu Kyi: Burma'nın Korkusuz Leydisi” filminin yönetmeni de Documentartist'in konuğu olarak İstanbul'a gelecek. Katılımlar ücretsiz. Bilgi için: https://www.documentarist.org/insan
HAFTA SONU MESAİSİNE TAKILANLAR...
** Hafta sonu, şöyle en kallavisinden “miss bir kahvaltı”ya ne dersiniz? İki lafın belini, şahane lezizliklerin yamacında kırmak için yolumuzu Karaköy Namlı Gurme’ye çeviriyoruz. Yer bulamazsanız da panik yok! Namlı’nın kardeş şubesi Namport’ta da dilediğiniz mükellef kahvaltıyı bulabilirsiniz. İstanbul’un manzarasında ve Karaköy’e yanaşan vapurların yamacında “süper olur” diyorsanız, işte telefonu: (212 293 68 80)
** Eskilerden bir dost Semih’ten bir mail geldi; “Cuma gecesi rotanı, İstanbul Live’e çevir, kafana iyi gelecek diye!” Gecenin coşkusunu; rock, soul, funk, disko ve dans şarkılarını house müzik ekseninde yorumlayan Cüneyt, Can, Müge ve Anıl’dan oluşan Flashback Unit, tavan yaptıracak. Tel: (212 249 90 20)
** Ankara Sinema Derneği’nin, Artvin Valiliği, Artvin Belediyesi ve Ordu Valiliği’nin katkılarıyla düzenlediği Gezici Festival, 16. kez filmlerini yüklenip yollara düşüyor. “Darbe” temalı festival, bu yıl Almanya’dan Güney Kore’ye, Singapur’dan Polonya’ya 33 ülkeden, 71 yönetmenin toplam 68 filmini sinemaseverlerle buluşturuyor. Festivalin rotası; 3-9 Aralık Ankara / 10-16 Aralık Artvin / 16-19 Aralık 2010 Ordu. Bilgi için: www.gezicifestival.org
NOT: “Yolcudur Abbas” minvalinde, bu defa faniliğime Kuşadası ekleniyor. (Siz bu satırları okuya-dururken ben çoktan Kuşadası’nın dünyeviliklerini talan etmiş olacağım.) Geçtiğimiz haftaları Malatya ve Bodrum’la kapatan ben, anlayacağınız şimdi de Kuşadası’nda konuşlanıyor-um. Dönüşte memleketim coğrafyasının bu üç kentinden incilerimi dökeceğim nasılsa! Şimdilik izninizle...