"Türk oyuncular çok tembel"
'Son Yaz Balkanlar 1912' dizisinin Ferit'i Tardu Flordun hep aynı tarz projelerden teklif almaktan sıkıldığını ve bu nedenle bir ara oyunculuğa küsme noktasına kadar geldiğini söylüyor: "Bu proje oyunculuğa inancımı artırdı. Çünkü rolümle flört etmeyi seviyorum."
HT MAGAZİN / OYA DOĞAN / ÖZEL RÖPORTAJ
Yeteneğinin farkında olan ve bununla yetinmeyip hep üzerine bir şey koymaya çalışan oyuncuya çok saygı duyarım. Çünkü bunca yıllık tecrübeme dayanarak biliyorum ki, bu meslekte "olmak" diye bir şey yok, bu iş bitmeyen bir yolculuk. İçi başka dert, dışı başka... Ruhu, etrafa yansıması başka... Bu kadar kelamı Tardu Flordun'u daha iyi tanımanız için ettim. Çünkü tartışmasız Türkiye'nin en iyi erkek oyuncularından biri Tardu Flordun ve bu saygıyı fazlasıyla hak ediyor. Dışardan baksanız ağır ağabey ama içini görseniz dünyanın en kırılgan çocuğu. Derdi; hep bildiklerinin üzerine bir şey koymak. Bir süredir ortalarda yoktu ama sonunda 'Son Yaz Balkanlar 1912' dizisinde Ferit karakteriyle karşımıza çıktı. Ben de bunu fırsat bildim ve soluğu dizinin çekildiği Makedonya Bitola'da aldım, Tardu'yla keyifli bir röportaj yaptım.
Tardu, ‘Son Yaz' projesine nasıl "Evet" dedin?
Adam Film'le eskiden tanışıyorum ve onlarla çalışmayı seviyorum. Çünkü bu sektörde her anlamda pratik ve kalifiye insanlara sahipler. Yönetmenimiz Doğan Ümit Karaca, dersine evinde çalışan, dekupajlı çeken ve sete geldiğinde ne alacağını bilen biri. Sette yabancı oyuncularla çalıştığımız için 12 saatten fazla çalışmıyoruz. Ekip şahane. Bu sette olmaktan çok mutluyum.
Ferit, bugüne kadar oynadığın karakterlerden farklı, çok boyutlu bir karakter değil mi?
Kesinlikle. Ben ilk defa dönem dizisi yapıyorum. Ferit, vatanperver biri. Üstelik Mustafa Kemal'i rol model olarak alıyor. İlk defa şiveli bir rol oynuyorum. Ferit, zaman zaman kılık değiştirip ajanlık yapıyor. Ben 1912 yılındaki göç durumunu diziyle beraber araştırmaya başladım. Mesela bizim kadının çocuğunu boğduğunu gösterdiğimiz tanıtımımıza çok tepki geldi. Ama ben burada tanıştığım kişilerle konuştuğumda çok daha kötü dramların yaşandığını öğrendim. Seyircilerden ricam; bu projeyi güncel bir iş olarak değil, 100 yıl öncesinin işi olarak değerlendirmeleri.
100 yıl öncesinin kostümlerini giymek senin duruşunu da değiştirmiş. Setin ağır ağabeyi gibisin...
Bunların içinde insanın beden dili değişiyor. Bu kıyafetler içinde günlük bir beden dili kullanmak akılsız oyuncunun yapacağı bir şey. İster istemez form değişiyor. Oya, böyle bir işin içinde olmak beni oyunculuk adına heyecanlandırdı ve yeniden inancımı artırdı.
Seninle son röportajımızda "Gitmek istiyorum" demiştin. O ruh haline nasıl girdin?
Hep aynı tarz projelerden ve benzer senaryolardan teklif almaktan sıkılmıştım. Çünkü oyunculukta zorlanmak istiyorum. Şimdi Ferit'le boğuşuyorum ve bana iyi geliyor.
Rolünde iyi flört edebiliyor musun?
Çok güzel tanımlama. Bu proje oyunculuğa inancımı artırdı. Rolümle flört etmeyi seviyorum. Bunu hissedebilmek çok önemli. Uzun zamandan beri bu hissiyatı kaybetmiştim. O da insanı oyuncu olarak tembelleştiriyor, kırıyor. Ama burada iyiyim. Çünkü bu sette egolar da çarpışmıyor. Setin ağır ağabeyi ben gibi görünüyorum. Ama sen beni çok iyi tanıyorsun o benim dış görünüşüm, için öyle değildir.
Hazal Kaya'yla iyi partner oldunuz mu?
Hazal'ın oynadığı Emine karakteriyle Ferit bir aşk yaşayacak ama burada asıl tema aşk değil. Anlattığımız hikâyede 100 yıl önce insanların canını kurtarmak için mücadele etmesi üzerine kurulu. Ama seyirci aşka endekslendi. Önce vatanı kurtaralım, aşk zaten olacak. Hazal'la çok iyi anlaşıyoruz.
Setteki diğer oyuncular şanslı. Çünkü Makedonya'da tanınmıyorlar ve rahatlar. Ama seni burada tanımayan yok, şanssız mısın?
Buralarda ‘Binbir Gece' rüzgârı hâlâ sürüyor. Ama sorun yok, fotoğraf çektiriyorlar, sevgilerini gösteriyorlar. Oya, ben İstanbul'da yaşamayı çok seviyorum ama bu dönemlerde biraz da kafa dinlemeye ihtiyacım vardı. Burada İstanbul'dayken ötelediğim şeyleri tekrar not almaya, kafayı düzeltmeye başladım. İç enerjimi yükseltiyorum.
Ekranlarda bu kadar dönem dizisi olmasını neye bağlıyorsun?
Günümüz ilişkileri ucuzladı. İnsanlar televizyonda bu ucuz ilişkileri görmek istemiyorlar. Güncel hayattaki ilişki biçimleri ilgilerini çekmiyor. Çünkü onu yaşıyorlar. Dönem işlerini avantajlı da buluyorum. Çünkü Türkiye'nin çok büyük bir bölümü ne yazık ki tarihlerini dizilerden öğreniyorlar.
"Son Yaz prestij projesi"
Dizi ne yazık ki, beklenen reytinglere ulaşamadı...
Açıkçası ben dört sene öncesine kadar hangi işin reyting alabileceğini tahmin edebiliyordum. Ama bu ülkede reyting sistemi, beğeni ve eleştiri algısı değişti. Ben doğru projeyi bulduğuma inanıyorum. Biz Makedonya'daki platoya 1 milyon lira harcadık. Sette herkesin vicdanı rahat. Çünkü dizi olsun diye yapılmadı bu proje. Reytingi de umursamıyorum, çünkü bu işin prestij işi olarak kabul ediyorum.
Bu yıl ekranda aşk değil de kahramanlık mı arıyoruz?
Aşk hikâyeleri diziye aslan gibi bir erkeği, karşısına yeşil gözlü kızı koyunca çekiliyor. Tamam, aşk olsun, aşk hayatın vazgeçilmezi ama insanlar bundan da sıkıldı. Farklı bir şey aramaya başladılar. Şimdi dönem dizileri moda.
"Türk oyuncuları tembel buluyorum"
Tardu, Türkiye'de çok iyi oyuncular var ama neden yurt dışında bizi temsil eden bir oyuncumuz yok?
Bunun politik nedenleri var. Türk olarak Hollywood'da kabul görmeniz imkânsız gibi bir şey. Ama bizim eksiklerimiz de var. İyi oyuncularımız İngilizce'yi çok iyi konuşamıyor. Ben kendimi de eleştiriyorum, spor yapmıyoruz. Hollywood'daki aktörlerde oyuncu disiplini var. Onların üç oyuncu koçu, diyetisyeni, spor koçu ve üç yardımcısı var. Sistem öyle işliyor. Türkiye'de bunun hangisini yapıyoruz? Açıkçası kendim dahil Türk oyuncuları tembel buluyorum. Bu şartları yerine getirirsek belki Avrupa'ya açılabiliriz.
Doğallık sıradanlığa dönüşmemeli
Türkiye'de doğallık ve doğal oyunculuk arasında çok fark olduğunu söylüyor Tardu Flordun: "Doğallık enerjisizlik demek değildir. İçinde bir enerji, inanç olacak ki sen büyütmeden oynayabilesin. Biz doğal oyunculuk diye enerjisiz, alelade yani sıradan oynamaya başladık. Oyuncuların genelde düştüğü tuzak bu. Halbuki oyunculuğun zevki doğallığı yakalayabilmesidir. Doğallık sıradanlığa dönüşmemeli."