Güldemir'in 'Beyaz Türk' kavramı evrenselleşti
New York Times da Beyaz Türk (White Turks) kavramını kullandı
Ufuk Güldemir'in "Beyaz Türk" kavramı evrenselleşti.
New York Times gazetesinde Türkiye'deki türban tartışmaları üzerine yayınlanan analizde Güldemir'in kavramı "White Turks" kullanıldı.
İşte o makale..
The Turkish government’s decision this week to lift a ban on women wearing head scarves in universities raised a troubling question: Is Islam starting to erode Turkey’s secular democracy?
But in Turkey, looks are often deceiving. A majority of Turks see the measure — submitted Tuesday to Parliament, where it is expected to pass — as good for both religion and democracy.
Here, the country’s most observant citizens have been its most active democrats, while its staunchly secular old guard — represented by the military and the judiciary — has acted by coup and court order.
The paradox goes to the heart of modern Turkey, a vibrant Muslim democracy of 70 million people between Europe and the Middle East. Its elected governments have never fully run the country. They are watched — and blocked — by an immensely powerful coterie of generals and judges who inherited power from Mustafa Kemal Ataturk, the former general who created modern Turkey in 1923 from Ottoman remains.
The system he set up was secular but divided by class, with the urban elite, known as “white Turks,” intervening when they thought political leaders elected by the poorer, observant heartland were veering off course.
“The citizen is perceived as a small, incapable child that can constantly damage something,” said Dengir Mir Mehmet Firat, a member of the governing party. The state “builds a garden fence around this child,” he said.
Now, for the first time in Turkish history, that underclass, represented by the Justice and Development Party of Prime Minister Recep Tayyip Erdogan, is challenging the old order and, at least for now, getting away with it.
Turkey is like a restless expatriate that spent most of the past century in the West trying to escape its previous six centuries as the capital of the Muslim East, and the challenge to the old guard over an item like the head scarf is, in many ways, Turkey becoming more itself.
While many in educated Turkish society bristle when the country is seen as part of the Muslim Middle East, instead of Europe, a majority remain fairly observant.
A 2006 study by the Turkish Economic and Social Studies Foundation, a respected research institute based in Istanbul, found that 59 percent of Turks described themselves as “very religious” or “extremely religious.” About two-thirds of the women in the study, which interviewed 1,500 people across Turkey, said they covered their heads in some way when they left the house.
So Mr. Erdogan’s proposal is likely to have broad support.
“It should be known that we are not working for anything else other than to stop the unjust treatment against our girls at university entrances,” Mr. Erdogan said Tuesday in Parliament.
Turkish liberals, like Ergun Ozbudun, a law professor in Ankara who has been appointed by the government to rewrite the Constitution, tend to agree.
“It’s an issue of human rights, not secularism,” said Mr. Ozbudun, who has taught overseas. “In the U.S., I had Jewish students wearing yarmulkes and nobody cared.”
The leader of the secular opposition party, Deniz Baykal, 69, who has run the party for almost 20 years, played on familiar fears.
“Moves to end the head scarf ban are aimed at the very foundations of Ataturk’s secular republic,” Mr. Baykal said.
The proposal “has paved the way for the intrusion of the turban, as it is called,” he said, referring to the hijab, a scarf that covers the hair and neck, as “something that is not part of our nation, history, traditions or culture.”
“An exported article of clothing that has been imposed on Turkey from outside,” he said.
For Hilal Kaplan, a graduate student who wears one, the talk sounds woefully outdated.
“It’s like the ground cracked open, and people from the 1930s crawled out,” she said.
Harder-line secular opposition members also invoked analogies to Fascism. On a popular talk show debate this week, a professor, Emre Kongar, cited the ban on the swastika in Germany and said that if symbols pose a threat “they can be prohibited.”
While much of the debate is stuck in superficialities, deeper issues occasionally flash into view. They involve some of the questions that have become so central to informed American and European thinking: Where does Islam fit in the building of an open society? How does one allow religious freedoms without eroding secular rights or opening the way for religious leaders to push into politics?
Most of those questions remain unanswered. Mr. Erdogan made unprecedented progress in his first five-year term, retooling the government in a bid to join the European Union, starting a dialogue with Turkey’s Kurdish minority and pressing Turks to accept an agreement on Cyprus, which Turkey invaded in 1974.
He has argued, so far convincingly, that there is no reason the machine of secular Turkish democracy cannot be operated by observant Muslims. But with its firmer grip on power — the party controls the presidency, the government and Parliament — many liberals fear it will begin to stamp its image on Turkey through its rank and file.
Jenny B. White, an American who has studied Turkey since the 1970s, said that leaders of Mr. Erdogan’s party defended individual rights strongly in speeches but that putting words to action might be another matter.
“Democracy is not just a technology,” she said. “It involves tolerance of people you don’t agree with.” METNİN TÜRKÇESİ Çoğu Türk Başörtüsünün geri dönüşünün dine ve demokrasiye yardımcı olduğunu düşünüyor. The New York Times - Lynsey Addario Geçen hafta İstanbul'da baş örtüsünün üniversitelerde yasaklanmasını protesto etti. Yasağın yakın zamanda kaldırılması planlanıyor. Türk hükümetinin geçen hafta aldığı kararla kadınların başörtüsüyle üniversitelere girmesini yasaklayan düzenlemeyi kaldırması ortaya cevaplanması zor bir soru attı. İslam Türkiye'nin laik demokrasisini yok etmeye mi başlıyor? Ancak Türkiye'de bu biraz aldatıcı görünüyor. Türklerin çoğu Salı günü parlamentoya sunulan ve geçmesi muhtemel bu kanunun hem din hem de demokrasi için iyi olacağının düşünüyor. Burada ülkenin en gözlemci vatandaşları aynı zamanda en aktif demokratları olurken, sadık muhafızının -ordu ve yargı tatafından temsil edilir- darbe ve mahkeme kararlarıyla hareket etmiştir. Bu paradoks Avrupa ve Orta doğu arasında yaşayan 70 milyon insanın oluşturduğu müslüman güçlü bir demokrasi olan modernTürkiye'nin kalbi ne doğru gitmektedir. Seçilmiş hükümetleri hiç bir zaman ülkeyi tamamen yönetemedi. 1923 yılında Osmanlı kalıntılarının ardından kurulan modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ten aldıkları sonsuz güce sahip generaller ve hakimler tarafından izlendi - ve engellendiler. Kurduğu sistem laikti ancak "Beyaz Türk" olarak adlandırılan ve siyasi liderlerin yoksullar tarafından seçildiğini ya da gözlemci stratejik merkez alanının değiştiğini düşündüklerinde müdahale eden şehirli elitlerle sınıflarla ayrılmıştı. "Vatandaş sürekli birşeylere zarar veren küçük beceriksiz bir çocuk gibi görülüyor " dedi iktidar partisinin bir üyesi Dengir Mir Mehmet Fırat .Devlet "bu çocuğun etrafına çitler örüyor."dedi. Şimdi, Türk tarihinde ilk defa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ınAdalet ve Kalkınma Partisi'si tarafından temsil edilen altsınıf eski düzene karşı mücadele veriyor ve en azından şimdilik kurtulşmaya çalışıyor. Türkiye geçen yüzyılın çoğunu Batı'da geçiren ve Müslüman Doğu'nun başkenti olarak önceki 6 yüzyılına kaçmaya çalışan bir mülteci gibi ve baş örtüsü ve daha bir çok konuyla bir konuyla eski muhafıza karşı sürdürdüğü mücadele ile Türkiye daha çok kendisi olmaya başlıyor. Eğitimli Türklerin çoğu ülkenin Avrupa yerine Müslüman Orta Doğu'nun bir paçası gibi görüldüğünde tepki gösterirken bir diğer çoğunluk da gözlemci olarak kalmaya devam ediyor. İstanbulda kurulmuş saygın bir araştırma kuruluşu olan Türk Ekonomik ve Sosyal Çalışmalar Kurumu tarafından 2006 yılında yapılan bir araştırma Türklerin %59unun kendini "çok dinci" ya da "aşırı dinci " olarak tanımladığını ortaya koydu. Türkiye genelinde 1500 kişiyle yapılan araştırmaya katılan kadınların üçte ikisi de evden çıkarken başlarını kapattıklarını söyledi. Yani Sayın Erdoğan 'ın teklifi destek alacak gibi görünüyor. “Şu bilinmelidir ki Üniversite kapılarında kızlarımıza yapılan haksızlık muameleyi durdurmaktan başka b,ir amacımız yoktur." dedi Sayın Erdoğan Parlamentoda salı günü. Ankara'da hukuk profesörü olan ve hükümet tarafından yeni anayasayı hazırlamakla görevlendirilen Ergun Özbudun gibi Liberal Türkler 'in de buna onay vermesi bekleniyor. “Bu bir insan hakları konusudur, laiklik değil" dedi dışarda eğitim görmüş olan Sayın Özbudun. " ABD'de yarmulka giyen öğrencilerim vardı ve kimse aldırış etmezdi." ” Laik muhalefet partisinin yaklaşık 20 yıldır başında olan 69 yaşındaki Deniz Baykal aynı korkular üzerine oynadı. “Baş örtüsü yasağını kaldırma çalışmaları Atatürk'ün laik cumhuriyet temellerini hedef almaktadır. " dedi sayın Baykal. " Teklif türbanın sokulmasına zemin hazırlıyor, " dedi saçları ve boynu kapatan örtüye atıfta bulunarak " Türban bizim kültürümüzün, ulusumuzun,i tarihimizin ve geleneklerimizini bir parçası değildir" dedi. " “Türkiye2ye dışardan empoze edilmiş bir giyim şekli " dedi. Türban takan ve mezun olmuş bir öğrenci olan Hilal Kaplan için bu konuşma çok geride kalmış bir düşünce. “ Bu tıpkı çatlamış ve yarılmış bir zemin gibi ve 1930lardan insanlar süründürüp duruyor." Daha katı laik muhalif taraflarsa faşizim benzetmesi yapıyor. Popüler bir talk şov tartışmasında profesör Emre Kongar Almanya'daki gamalı haç yasağını sıraladı ve semboller tehlike yaratıyorsa yasaklanabilirler dedi. Tartışmanın çoğu yüzeysel olurken daha derin konular çok aralarda kısaca gündeme getirildi. Bilinen Amerikan ve Avrupalı düşüncelerine benzer bazı sorular yöneltildi. İslam açık bir toplumun yapılanmasında nerede durur? Laik haklara zarar vermeden ya da dini liderleri siyasetin içine çekmeden nasıl dini özgürlüklere izin verilebilir? Bu soruların çoğu cevapsıız kaldı. Sayın Erdoğan hükümeti Avrupa Birliğine girmek için yeniliklerden geçirerek, Kürt azınlıklarla diyalog başlatarak ve Türkleri Türkiye'nin 1974 yılında işgal ettiği Kıbrıs konusunda anlaşmaya çağırarak 5 yıllık ilk iktidarlık sürecinde görülmemiş yol katetti. Her zaman üztüne basa basa gözlemci müslümanların laik türk demokrasisinin sistemini yönetememesi için hiçbi neden olmadığını söylüyor. Ancak güç üstündeki daha sıkı hakimiyeti- parti yönetimi, başkanlığı ve Parlamentoyu elinde tutuyor - ve bir çok liberal de bunun Türkiye'nin dosya ve sıralamalarında kendi resmini yapıştıracağından korkluyor. Türkiye'de 1970lerden beri okumuş bir Amerikalı olan Jenny B. White Sayın Erdoğan'ın parti liderlerinin kişisel hakları söylemlerinde gayet güçlü biçimde savunduğunu, ancak eyleme gelince sorun olduğunu düşündüğünü söyledi. “Demokrasi sadece bir teknoloji değildir." dedi ve " ekledi; " Aynı fikirde olmadığınız insanlara hoşgörüyü içerir." Sebnem Arsu'nun katkılarıyla.
THE NEW YORK TİMES