Dün The Economist’in başyazısını okuduğum zaman AKP’nin ne yanıt vereceğini biliyor, bu yazıdan nasıl bir sonuç çıkaracaklarını görüyordum.
Beni yanıltmadılar.
Dediler ki, “İşte CHP bu. Bir uluslararası proje. Ucu dışarıda bunların. Dışarıdan destekliler”.
Bunları diyeceklerinden, adımın Fatih olduğu kadar emindim.
Çünkü biliyorlar ki, Türkiye “günlük” ülke.
Dünü “hatırlayan” yok, yarını “düşünen” yok.
Okumayanlarınız varsa The Economist’te çıkan başyazının özetini yapayım.
The Economist “Ortak” kaleme alınan editoryal başyazısında AKP’nin 8 yılı aşan iktidarında yaptıklarını uzun uzun övüyor. Orduya karşı elde ettiği başarıdan söz ediyor. Sonra da eleştirmeye başlıyor ve Erdoğan’ın giderek otoriter bir tavır sergilediğini, Türkiye’de hapiste bulunan gazeteci sayısı olarak Çin’i geçtiğini, Kürt politikasında başlangıçtaki söyleminin aksine aşırı milliyetçi bir söylem tutturduğunu söylüyor.
Anayasa’yı tek başına değiştirmesinin yaratacağı sıkıntılardan söz ediyor. Sonra Kılıçdaroğlu’na geçiyor ve Kılıçdaroğlu’nun dinozorlaşmış seleflerinden farklı olduğunu, daha özgürlükçü politikalar izlemeye başladığını, Kürt sorunuyla ilgili doğru yolda olduğunu, askeri siyasetten uzaklaştırma konusunda kararlı olduğunu anlatıyor ve şöyle bitiriyor:
“Otokrasiye karşı bir oy. AK Parti büyük olasılıkla yine iktidar olacak. Ama seçmenler CHP’ye destek vererek Anayasa’nın yapılacak tek taraflı değişikliklerle daha da kötü hale gelmesini engellemeli ve muhalefete gelecekte seçimlerde iktidara gelebilme şansı olduğunu göstermeli. Bu Türk demokrasisi için bir garanti olur.”
AKP’yi kızdıran ve CHP’yi ucu dışarıda olmakla suçlamasına neden olan yazının hülasası bu.
The Economist’in geçmişine baktığınız zaman ne görüyorsunuz peki?
8 yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi’ni en çok öven uluslararası yayın.
Şaka yapmıyorum. The Economist, AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana AKP’yi sürekli destekledi, sürekli övdü. İsrail karşıtı politikalarında bile AKP’den yana durdu. Yaptıklarını hep alkışladı.
AKP yönetimi de bundan büyük mutluluk duydu.
Çünkü saygın The Economist, AKP’nin Batı dünyasındaki referansıydı.
AKP iktidarının ilk günlerinde bu referans büyük önem taşıyordu ve The Economist bunu sağladı AKP’ye.
Hem de aralıksız, yıllarca.
İlk kez AKP’nin yaptıklarının hakkını da teslim etmek suretiyle CHP’yi destekliyor.
Artık bir referansa ihtiyacı kalmadığını düşünen ve gören AKP, The Economist’in yıllarca kendine verdiği desteği unutup, CHP’ye desteğini “CHP’nin ucu dışarıda” diye yorumluyor.
Peki bu dergi yılladır AKP’yi desteklerken uç neredeydi?

The Economist bizi niye öptü!
THE Economist’in bu başyazısını görünce, derginin Türkiye temsilciliğini de yürüten yazarımız Amberin Zaman’dan, The Economist’in genel yayın yönetmenine, “Neden böyle bir yorum yapma gereği hissettiklerini sormasını” istedim.
Sorularımıza derginin Avrupa Editörü John Peet yanıt verdi.
“Neden Kılıçdaroğlu’na oy verin dediniz?” diye sorduk.
“Biz iki sebepten ötürü Kılıçdaroğlu’na oy verin dedik. Bir AK Parti’nin büyük çoğunluk, hatta üçte iki çoğunluk alma riskine karşı bunu önerdik. Çünkü böyle bir çoğunlukla Erdoğan tek başına yeni bir Anayasa hazırlar ve başkanlık sistemi hayallerini kolaylaştırır.
Bizce başkanlık sistemi Türkiye’ye uygun bir model değil. İkinci sebebe gelince, bizce Kılıçdaroğlu CHP’yi doğru yöne götürüyor. Ve yolsuzluğa bulaşmamış bir lider.
Ayrıca bu seçimde elde edeceği başarı, bir sonraki seçimde iktidar olma şansını yükseltir ve bizce gücün zaman zaman el değiştirmesi demokrasiler açısından doğru bir olaydır” yanıtını aldık.
“Peki bütün bunlardan size ne? Bir dergi bir ülkenin iç politikasına bu kadar karışma cüret ve cesaretini nereden bulur” diye sorduk.
“Elbette Türklerin işine karışma gibi bir niyetimiz yok. Hakkımız da yok. Ama biz Türkiye’ye büyük önem atfediyoruz. Yükselen bir güç olarak görüyoruz ve AB üyeliğini destekliyoruz. Ve biz önem verdiğimiz ülkelerin seçimlerinde hep fikir beyan ediyor, taraf tutuyoruz.
Daha önce de ‘John McCain yerine Obama’yı seçin’ dedik. İngiltere’de muhafazakâr Cameron’u, Almanya’da Merkel’i destekledik” dedi.
Destek konusunda kendilerini daha özgür görüyorlar. Ama bize garip geliyor.

BAKMADAN GEÇME