Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Jessica karakteri için teklif aldıktan 7 saat sonra İstanbul uçağına bindiğini söyleyen oyuncu, “Türkiye’de bir sette bulunmak, hayatımda bir kez elde edebileceğim bir fırsattı” dedi. İki haftada Türkçe öğrenmesi gerektiği için sıkı çalıştığını belirten Leigh, “Bir Türk filminin parçası olmak beni Türkiye’ye âşık etti” diye konuştu. 

TEKLİFTEN 7 SAAT SONRA İSTANBUL'A UÇTU

AMERİKALI bir oyuncu Skype aracılığıyla Türkiye’de çekilecek bir Türk filmi için teklif alıyor. O oyuncu teklifi aldıktan 7 saat sonra kendini İstanbul’a kalkan ilk uçakta buluyor. Türkiye hakkındaki bilgisi sadece dünya haritasındaki yeri. Tanıdığı Türk yok, hiç olmamış. Türkiye’de Amerikalı bir tanıdığı da yok. Astronomik bir ücret de teklif edilmedi. Üstelik ‘Gitme, orada darbe girişimi oldu, güvenli değil’ diyenler oldu. Peki o oyuncu neden etkilendi de ‘İlk uçakla geliyorum’ dedi?

İsmi Nikki Leigh.

Californiy Eyalet Üniversitesi’nden Sosyoloji dalında dereceyle mezun olduktan sonra bir internet sitesinin gecesinde yaptığı sunuculuk Nikki Leigh’i önce modelliğe sonra da oyunculuğa sürüklemiş. ABD’de 13 televizyon dizisinde ve 12 sinema filminde rol alan 29 yaşındaki Leigh, Sermiyan Midyat’ın ‘Ay Lav Yu’ filminin devamı olan ‘Ay Lav Yu Tuu’da Jessica karakterini canlandırdı.

Proje içln teklif aldığınızda neler hissettiniz?

Jessica rolü bana bir pazartesi günü saat 14.00’te teklif edildi ve o akşam 21.00’de İstanbul uçağındaydım. Her şey çok hızlı gelişti. Heyecan ve minnetle dolu bir telaş yaşadım. Sermiyan Midyat ile sadece Skype’ta görüştüm. Harika bir görüşmeydi. Çok tutkulu görü- nüyordu ve çok hoş bir sohbetimiz oldu. 

Neydi sizi bu kadar heyecanlandıran?

Hep başka bir ülkede film çekmek istemiştim. Türkiye’de bir film çekiminde olmakla, Los Angeles’ta bir film çekmek arasında çok fark var. Türkiye’de bir sette bulunmak, hayatımda bir kez elde edebileceğim bir fırsattı. Bir Türk filminde rol almanın yanı sıra, filmin önemli bir parçası olmak benim için onur vericiydi. Ayrıca film için Türkçe de öğrenmem gerekti, yani gerçekten sıkı çalışma gerektiren bir işti bu. Bir Türk filminin bir parçası olmak beni Türkiye’ye âşık etti. 

Türkiye’ye gelmeden önce Türk sineması ve Semiyan Midyat hakkında nasıl bir araştırma yaptınız? Araştırma sırasında en çok hangi bilgilere şaşırdınız?

Araştırma yapacak vaktim olmadı. Söylediğim gibi işi kabul ettikten 7 saat sonra uçaktaydım. Dolayısıyla pek araştırma yapacak zamanım yoktu. Ancak, filmin çekileceği yer, yani Kapadokya hakkında araştırma yaptım. Gördüğüm fotoğraflar muazzamdı. Daha önce bulunduğum ve bundan sonra bulunacağım hiçbir yere benzemeyen bir yere gittiğimi biliyordum. Kapadokya’da yaşamayı, bulunduğu alanı zenginleştiren tarihini öğrenmeyi dört gözle bekliyordum. 

Türkiye’ye adım attığınızda neler hissettiniz?

2 ay boyunca geri dönemeyeceğim 14 saatlik bir yolculuk yapmış olmamın, bunun gerçek olduğunu görmemde büyük bir etkisi oldu. Türkiye’ye iner inmez havaalanından alındım ve hoş bir otele götürüldüm, filmde yer alan diğer insanlarla birlikte oturdum, Türkçe senaryoyu aldım ve güzergâhı öğrendim. Senaryoyu elime alıncaya kadar, film boyunca Türkçe konuş- mam gerektiğini bilmiyordum. Türkçe öğrenmeye başladım ve işte o zaman geri dönüşün olmadığını fark ettim. Çok heyecanlıydım. 

Daha önce Türkiye hakkında hangi bilgilere sahiptiniz? Gelirken neler düşünüyordunuz, giderken neler düşündünüz?

Dürüst olmak gerekirse Türkiye ve Türkler hakkında pek bilgim yoktu. Sadece coğrafi olarak nerede olduğunu biliyordum. Yani bu iş, hiç bilmediğim kültüre tam anlamıyla bodoslama dalmamı sağladı. Ancak Türkiye’de yakın zamanda bir darbe girişimi olduğunu biliyordum, o yüzden çevremde gitmemden endişe duyan birçok insan vardı. Ama ben bir kez kararımı verdikten sonra geri dönüş yoktu, o yüzden üstüne çok fazla düşünmedim. Ve 2 ay Türkiye’de yaşadıktan sonra ayrılasım gelmedi. Türkiye’de olmayı çok sevdim. Birçok yakın arkadaş edindim ve onları hep kalbimde taşıyacağım. Türkiye’deki bütün yemekleri çok sevdim ve artık Los Angeles’tayken, hep Türk restoranları arıyorum.

Amerikalı oyuncu Nikki Leigh, ‘Ay Lav Lu Tuu’da rol alması için teklif aldıktan 7 saat sonra “Gitme, orada darbe girişimi oldu” diyenleri duymazdan gelerek İstanbul uçağına bindi.

FAVORİ GELENEĞİM NAZAR BONCUĞU

Serinin ilkinde ‘Jessica’yı canlandıran meslektaşınız Katie Gill, darbe girişimi nedeniyle ürküp ‘Ay Lav Yu Tuu’da rol almak istemedi. Siz onun yerine rol aldınız. Siz neden ürkmediniz?

Katie’nin düşünceleri, duyguları kendisini ilgilendirir. Ben çok genç yaşlarda tek başıma birçok yabancı ülkeye gittim. Hislerime güvenip uçağa bindim. Geldiğimde darbe girişiminin üzerinden çok az bir zaman geçmesine rağmen hiç de anlatıldığı gibi güvensiz bir ortamla karşılamadım. İyi ki de gelmişim. 

Çekimlerde Türk geleneklerini yakından gördünüz. En çok hangilerine şaşırdınız, hangilerini benimsediniz?

En çok hayran olduğum Türk geleneği, Türk kahvesi. Setteyken, gün boyunca onlardan çok sayıda tükettim. Çekim sırasında Türk kahvesi ve çaydan sorumlu olan biri vardı, inanılmazdı. Türkiye’deki değişik yemekleri keşfetmek benim için heyecan vericiydi. Ben zaten bir yemek tutkunuyum ama bildiğim kadarıyla, önceden hiç Türk yemeği tatmamıştım. Ama bir kez deneyince her öğünü sabırsızlıkla bekler oldum. En sevdiğim gelenek, “şeytanın gözü” olarak da bilinen nazar boncuğu.

"STEVE'DEN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM"

Filmin ilkinde de rol alan Steve Guttenberg size ne gibi telkinlerde bulundu?

Steve harika biri. Bana 10 yıl önce Türkiye’de film çekmenin onun için ne kadar büyük bir tecrübe olduğundan bahsetti. İlk filmde Sermiyan Midyat’la çalışmaktan keyif aldığını, bu yüzden ikinci filme evet dediğini söyledi. Steve çok pozitif biri ve olayları akışına bırakmaya meyilli. Çok profesyoneldi ve ondan çok şey öğrendiğim.

"AYLARCA HEYECAN YAŞADIM"

‘Ay Lav Yu Tuu’nun kariyerinize nasıl bir katkısı olacak sizce?

Ülkemin dışında rol aldığım ilk film olunca benim için özel anlamlar içeriyor. Film gösterime girene kadarki dönemde aylarca büyük bir heyecan yaşadım. Bence çok komik ve gurur duyacağım bir film oldu. Kariyerime katkısına gelince, ‘Ay Lav Yu Tuu’, kuşkusuz ki çok çalışmamın ve kendimi oyunculuğa adamışlığı- mın bir göstergesi olacak. Ayrıca başka bir dilde film çekme iste- ğimin bir sembolü olmasını istiyorum.