BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST), ünlü Ermeni aydını Zabel Yesayan’ın (1878, Üsküdar-1943, Sibirya) hayat hikâyesini tiyatro sahnesine taşıdı. Rejisi ve metin yazarlığı Aysel Yıldırım ve Duygu Dalyanoğlu’na ait olan ‘Zabel’, birçok kaynaktan araştırılarak iki perdelik bir oyun halini almış. Gerisini Duygu Dalyanoğlu ve Aysel Yıldırım’dan dinliyoruz. HT Cumartesi'nden Ekin Türkantos'un haberi...

Zabel Yesayan yazar, çevirmen ve ilk edebi eserini 1895’te yayımlayan biri. Onunla ilgili bir oyun yapma fikri nasıl gelişti?

Duygu Dalyanoğlu: Tarihimizde önemli yeri olan bir kadının, Zabel Yesayan’ın hayat hikâyesini oyunlaştırma fikri çocukluk ve gençlik yıllarını anlattığı ‘Silahtar Bahçeleri’ adlı biyografik eserini okumamızla ortaya çıktı. Eserde dönem Üsküdar’ına ve çevresindeki kadın karakterlere dair anlatıları o kadar zengindi ki... 8 Mart 2015’te Dünya Kadınlar Günü’ne özel bu kitaptaki anlatılardan hareketle bir deneme gösterimi hazırladık. Ardından Zabel Yesayan’ın hayatını bütünüyle anlatmaya karar verdik ve iki perdelik ‘Zabel’ oyunu böyle oluştu. Oyunda, 1937’de Sovyetler Birliği’nde haksız yere tutuklanan ve sorgulandığı hapishane düzlemi ile hücrenin karanlığından kaçmak için sığındığı geçmiş düzlemi arasında gidip gelen bir Zabel Yesayan görüyoruz.

‘İZLEĞİMİZ, ZABEL’İN DİRENİŞÇİ DURUŞU’

Hayatı zorluklarla geçmiş ve sürekli kadın hakları üzerine yazmış bir yazarı oyunda hangi yönüyle göreceğiz?

Aysel Yıldırım: Hayatının belli bir döneminden sonra sürekli mücadele etmek, baskı ve iktidar karşısında direnmek zorunda kalıyor. Çocukluk ve gençliğinde bu direnişçi kimliğinin nasıl kurulduğunu izliyoruz; bu güçlü şahsiyetin bir sevgi ortamında yetiştiğini, Osmanlı’nın çalkantılı yıllarında görece ayrıcalıklı bir ortamda büyüdüğünü görüyoruz. Ve aslında, küçüklüğünden itibaren haksızlığa, adaletsizliğe itaat etmemeyi nasıl içselleştirdiğini izliyoruz. Yetişkinliği ise, artık imparatorluğun dağıldığı, Anadolu halkları için büyük felaketlerin yaşandığı, dünya savaşlarının vuku bulduğu dönemlerde geçiyor. O ise, oyunda da benzetildiği gibi, Antigone misali kendini ateşe atmaktan, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek, adaleti savunmaktan vazgeçmiyor. Oyunda temel izleğimiz Zabel Yesayan’ın direnişçi duruşu özetle.

‘BİR SANATÇI, ÇEVİRMEN VE DİL ÜSTADI’

Oyunu çalışırken Zabel’e dair neler keşfettiniz?

Duygu Dalyanoğlu: Zabel’in bu coğrafyada yetişen önemli bir feminist aydın olduğunu keşfettik. Sorbonne’a üniversite eğitimi almaya giden ilk Osmanlı kadını, orada edebiyat ve felsefe okumuş. Fransa’da bir kariyeri varken 1908’de Meşrutiyet’in coşkusu ile İstanbul’a dönmüş fakat kısa bir sonra 1909’da Adana olaylarına tanıklık etmiş, bunları yazmış bir yazar... Tabii ki Zabel Yesayan Ermeni feminist yazarlar kuşağına ait bir aydın, kendinden önce gelen feminist kadın yazarlardan da çok etkileniyor. Örneğin oyunda da sahneleştirdiğimiz bir anısı var, 16 yaşında yazar olmaya karar verdiği zaman tavsiye almak için ilk Ermeni feminist roman yazarı Sırpuhi Düsap’a gidiyor. O da onu hem cesaretlendiriyor hem de uyarıyor, bir kadın yazarı erkekler dünyasında dikenlerle dolu bir yolun beklediğini söyleyerek...

Aysel Yıldırım: Zabel Yesayan çok iyi bir sanatçı, çevirmen ve bir dil üstadı aynı zamanda. Ermenice’ye kattığı kendi icadı kelimeler var. Hepsinden önemlisi bir edebiyatçı; özellikle novellalarını okuduğunuzda, mekân ve şehir tasvirleriyle, karakterin duygu durumlarına dair yaptığı betimlemelerle ve bunları şekillendiren ama kendini alttan alta hissettiren sosyopolitik ortam tahlilleriyle kısa romanlarını bir dantel gibi işlediğini görüyorsunuz. İster istemez, daha çok yaşasa, olgunluk döneminde sürgün ve mahpusluğu yaşamak zorunda kalmayıp roman yazmanın koşullarına sahip olsa, daha neler yazardı diye düşünüyorsunuz.

Zabel'i 7 Şubat 20.30’da Moda Sahnesi, 18 Şubat 18.00'de Boğaziçi Üniversitesi Demir Demirgil Salonu ve 26 Şubat 18.30’da Gebze Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi'nde izleyebilirsiniz.

Aysel Yıldırım

‘Zabel’i hayatından geçmiş kadınlar üzerinden anlatıyoruz’

Siz de kadın oyunları üzerine çalışan bir ekipsiniz, oyunlarınızda öncelikleriniz neler oluyor, konu seçimleri neye göre şekilleniyor?

Aysel Yıldırım: Şimdiye kadar oyunlarımızla pek çok kadının hikâyesini anlattık. Zabel de bu geleneğin devamı. Kadın ortamları kurmayı tercih ediyoruz; zaman zaman oyunlarımızı sadece kadınlara oynadığımız da oluyor. ‘Kadınların tiyatrosu’ adlı formda senelerce sadece kadınlara açık gösterimler yaptık. Kadın kadına olmanın dönüştürücü gücüne inanıyoruz. Kadın oyunlarımızda da, oyuncuların hepsi kadın, buna ek olarak yazarından tasarımcısına, rejisinden ışıkçısına her kalemde kadınlarla kurmaya çalışıyoruz oyunları... Konular da buna göre şekilleniyor dolayısıyla. Zabel Yesayan’ın hikâyesini ise, hayatındaki erkekleri arka plana alarak, sadece hayatından geçmiş kadınlar üzerinden anlatıyoruz. Böylelikle kadın hikâyeleri de, hak ettiği gibi, başköşeyi alıyor oyunlarda...

Duygu Dalyanoğlu

Zabel’i çalışırken nerelerden kaynak buldunuz?

Duygu Dalyanoğlu: Zabel Yesayan’ın eserlerinin Aras Yayıncılık tarafından Türkçe’ye çevrilmiş olması bizim için bir şanstı. Onun üzerine yapılan araştırmaların, çevirilerin artmış olması da bize yardımcı oldu. Yine bu süreçte Zabel Yesayan üzerine çalışan iki akademisyenin, Melissa Bilal’in ve Mehmet Fatih Uslu’nun destekleri çok önemliydi. Tüm bu araştırma sürecinin sonunda bizim için tiyatral bir araştırma süreci başladı. Bir hayat hikâyesini sahneye taşıyacaktık. Bu, bir belgesel olmayacaktı, Zabel’i kendi gözümüzden, sadece kadın oyuncuların sahnede olacağı bir anlayış ile sahneleyecektik. Bu süreçte oyun metninin oluşumu ve sahne çalışmaları hep paralel ilerledi ve Zabel’in hikâyesi 6 Mart 2017’den bu yana seyirciyle buluşmaya devam ediyor.

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300