Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya ÖZEL... Rusya-Ukrayna Savaşı gölgesinde: Avrupa'nın enerji bağımlılığı

        1870-1945 yılları arasında, içinde enerji paylaşımı sorununun da kritik yer tuttuğu çeşitli sebeplerle üç kez savaşan Fransa ve Almanya’nın; bir daha kolay kolay savaşamasın diye ekonomik alanda birbiriyle koparılması çok güç şekilde bağlanması düşünüldü. Bu düşünceyle, 1951 yılında, Belçika, Federal Almanya, Lüksemburg, Fransa, İtalya ve Hollanda'dan oluşan 6 üye ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) kuruldu. Böylece, savaşın ham maddeleri olan kömür ve çelik, barışın araçları oluyor; dünya tarihinde ilk defa devletler kendi iradeleri ile egemenliklerinin bir kısmını ulus üstü bir kuruma devrediyordu.

        Kömür ve Çelik Avrupa içindeki sınırları aşıyor

        REKLAM

        II. Dünya Savaşı’nın yaralarını hızla saran, kıtayı yeniden inşa eden ve hatta bunun için yabancı işgücü kapsamında binlerce Türk vatandaşı da ‘ihraç eden’ Avrupa, bu projenin en önemli noktalarından olan enerji arzını geliştirmek için nükleer enerjiye yönelmeye karar verdi. Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM) da 1 Ocak 1958 tarihinde yürürlüğe giren Roma Antlaşması ile kuruldu. Topluluğun amacı, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla ve güvenli biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla üye devletlerin araştırma programlarını koordine etmek, nükleer güç için model bir pazar yaratmak, bunu topluluğa üye ülkeler arasında dağıtmak ve arta kalan enerjiyi topluluğa üye olmayan diğer ülkelere satmak olarak belirlendi.

        60'LI YILLAR: KÖMÜRÜN DÜŞÜŞÜ, PETROLÜN YÜKSELİŞİ

        1960 yılında Avrupa’nın tüm enerji tüketiminin ezici çoğunluğu kömür kullanımından gerçekleşiyordu. Kömürü petrol takip ederken, biyokütle, elektrik ve doğalgazın toplamı toplam enerji tüketiminin sadece yüzde 9’una denkti.

        Kömürün 1978-2016 arası üretimi ve ithalatı

        Ancak 1960-70 arasında Avrupa’nın tüm çehresi değişti. Öyle ki, Avrupa’nın toplam enerji tüketimi yüzde 80 oranında arttı. Bölgenin petrol tüketimi o kadar yükseldi ki, 1960’ta petrolün iki katı daha çok tüketilen kömür ikinci sıraya geriledi. Petrol, 189 bin 296 TEP’ten (1 TEP = 11600 kilowatt/saat) 600 bin TEP’e çıktı.

        AVRUPA'YA 'ŞOK ETKİSİ' YARATAN DÖNEM: PETROL KRİZİ

        70’li yıllara ise petrol krizi damga vurdu. 1973’te Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Birliği'nin (OAPEC) Yom Kippur Savaşı’nda ABD’nin İsrail Ordusu’na destek vermesine karşılık olarak petrol ambargosu ilan etmesi, tüm dünya piyasalarını şoka uğrattı. Fiyatlar inanılmaz artarken, ithalatçı konumundaki Avrupa enerji stratejisinde değişime gitti. 1974’te tüketimin makul seviyeye çekilmesini, arz güvenliğinin arttırılmasını ve enerji üretim ve tüketiminde çevrenin korunması öngören bir politika benimsendi.

        Petrol fiyatlarının 1946-1976 yılları arası değişimi

        REKLAM

        1970'lerdeki enerji krizinin arkasında, ABD ve Avrupa'da üretim kapasitesinin sınıra dayanmış olması gibi ekonomik etkenlerin yan sıra, İran Devrimi (1979) gibi sert jeopolitik sarsıntılar da vardı.

        Bu tarihler itibariyle üye devletler ithalatı kısmaya gitti ve yerli üretimi arttıracak çabalarda bulundu. Bu çabalar sonucunda 1980-90 tarihleri arasında dışa bağımlılık oranında %10 kadar bir azalma oldu ve üretim ithalatın üzerine çıktı.

        SOVYETLER BİRLİĞİ ÇÖZÜLÜYOR, DOĞAL GAZA RAĞBET ARTIYOR

        90’lı yıllara gelindiğinde ise Avrupa, özellikle Çernobil felaketinden sonra nükleer enerjiye alternatif yaratmak için yenilenebilir enerjiye yönelme kararı aldı. Kömür ve petrolden çok daha fazla çevre dostu olan doğal gazın arzı da önemli ölçüde artarken, Sovyetler Birliği çözüldü ve dünya yeniden şekillendi.

        1970 yılında Avrupa’ya doğal gaz ihracatı yüzde 0 olan Sovyetler Birliği’nin 1990 yılında dağılmasının ardından Avrupa, Rusya ile ticari partnerliğini artırdı. Büyük ölçüde petrol ve doğalgaz gelirlerine bağımlı olan Rus ekonomisi, 2009 yılına kadar petrolün ve fiyatı petrole endeksli olarak değişen doğalgazın değerlenmesi sebebiyle önemli bir gelir artışı sağladı.

        Avrupa'nın 1990-2020 yılları arasında Rusya'dan petrol ve doğal gaz ithalatı

        REKLAM

        Avrupa’nın petrol ithalatı, 30 yıl boyunca 600 milyon ton bandında kaldı. Doğal gaz arzı ise 30 yılda tam 5 kat arttı.

        Öte yandan Yeltsin’in yerine gelen Putin ile birlikte doğal gazı bir dış politika aracı olarak kullanmak, doğal gaz bağımlılığı sayesinde AB ülkeleri üzerinde baskı oluşturmak biçiminde yeni bir anlayış AB ile olan ilişkilerde hakim oldu.

        PUTİN'İN RUSYA'SINDA DOĞAL GAZ 'STRATEJİK ARAÇ'

        Rusya, hidrokarbon kaynaklarını ekonomik ve siyasi açıdan stratejik kabul ediyor. Nitekim bugünkü enerji stratejisinin ilk ipuçlarının yer aldığı Rusya Devlet Başkanı Putin'in 1997 yılında yazdığı ‘Rusya Ekonomisinin Kalkınma Stratejisinde Mineral Hammaddeler’ başlıklı tezinde, Rusya’nın doğal kaynaklarının sadece ekonomik kalkınmasını güvenceye almayacağı aynı zamanda uluslararası pozisyonunu da belirleyeceği vurgulanıyor. Aynı makalede sektör için önceliklerin devlet tarafından belirleneceği, kamu planlamasının gerekliliği, hammadde kaynaklarının değerlendirilmesinde özel teşebbüsün ve yabancı sermayenin de önemli rol oynayacağı, ancak devletin yol göstericiliği ve planlayıcılığının vazgeçilemez olduğu belirtiliyor.

        REKLAM

        AB dünyada en fazla enerji tüketen bölgelerden biri. ABD’den sonra en büyük ikinci tüketici olan AB, zengin enerji kaynaklarına sahip olmadığı için aynı zamanda en büyük enerji ithalatçısı konumunda.

        Rusya, dünyadaki en önemli enerji kaynağı potansiyeline sahip ülkelerin başında geliyor. Dünya doğal gaz rezervlerinin yüzde 26’sına, kömür rezervlerinin yüzde 23’üne, petrol rezervlerinin yüzde 13’üne sahip bir ülke olarak Rusya, Ortadoğu enerji kaynaklarının en önemli alternatifi. Rusya’nın petrol rezervlerinin 96 milyon varil, doğal gaz rezervlerinin ise 47 trilyon metre küp olduğu biliniyor.

        Rusya, dünya doğal gaz rezervinin yüzde 26'sına sahip

        Rusya ekonomisinin temel dayanağı enerji kaynaklarından elde ettiği gelirdir. Bütçesinin yarısından fazlası ihraç ettiği petrol ve doğal gaz gelirlerinden oluşuyor. Rusya için dünyadaki tüm enerji kaynaklarının yüzde 10’undan fazlasına sahip bir “enerji süper gücü” olduğu ifade edilmektedir. Rusya’nın petrol ihracatının yüzde 81’i Avrupa pazarına, yüzde 12’si Asya’ya ve yüzde 6’sı da Amerika’ya gerçekleştirilmektedir.

        REKLAM

        2020 yılında AB doğal gaz ithalatının yüzde 38,1’ini Rusya’dan gerçekleştirdi. İkinci sırada ise yüzde 18,6 ile Norveç var. Cezayir ise yüzde 7,2 ile üçüncü sırada.

        Rusya doğal gazına alternatif olarak gösterilen Katar’ın payı ise 2020 sadece yüzde 4,1 oldu. 2021 Aralık ayı Alman makamlarının verilerine göre Almanya doğal gazın yüzde 32’sini Rusya’dan ithal etti. Avrupa Birliği İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre 2020 yılında AB ülkeleri kullandıkları enerjinin yüzde 58’ini ithal etti. Almanya’nın enerjide dışa bağımlılığı yüzde 64 seviyesinde. AB ülkeleri doğal gaz ihtiyacının yüzde 38’ini Rusya’dan karşıladı.

        Eurostat, 2020 verilerine göre enerjide ithalata en fazla bağımlı olan ülkeler yüzde 98 ile Malta, yüzde 93 ile Kıbrıs ve yüzde 92 ile Lüksemburg. Yunanistan da yüzde 82 ile enerjide dışa bağımlılıkta dördüncü sırada yer alıyor. Bu oran Belçika’da yüzde 78 ve İtalya’da yüzde 73.

        İktidarının ilk gününden bu güne kadar enerji gücünü uluslararası ilişkilerde önemli bir koz olarak kullanan ve bunun ışında denge kuran Putin, birçok üst düzey Avrupalı politikacıyı Rus enerji şirketlerinin kritik pozisyonlarına getirdi. Almanya’nın 7 yıl şansölyeliğini yapan Schöder, bu isimler içinde en çok bilinenlerden.

        REKLAM

        AVRUPA'NIN RUS GAZINA BAĞIMLILIĞI

        Birçok kesime göre Rusya’nın doğal gaz satarak ‘uyuttuğu’ Avrupa, Kırım’ın 2014’te ilhakı ve Rusya’nın Ukrayna sınırına asker yığması krizlerine yeterli sert tepkiyi gösteremedi. Hatta Rusya’nın işgal girişiminden önce Almanya’nın Ukrayna’ya 5 bin miğfer göndereceklerini açıklamasını Ukrayna ‘şaka’ olarak kabul etti.