Bir asır önce 2 yıldı, şimdi 7 yıl
Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor!
Ceyda ERENOĞLU/HT GAZETE
HASTALIKLARDAN tümüyle kaçınmak mümkün olmasa da, “Biraz tedbir ve dikkat ile risklerden uzak kalmak mümkün” diyor uzmanlar... İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Sağlıklı Yaşam Kliniği Direktörü Dr. Özgür Şamilgil, bunun gerçekleşmesi için yaşa uygun sağlık kontrolleri yaptırmanın, yaşama biraz hareket katmanın, beslenmede temel sağlık ilkelerini uygulamanın, vitamin ve mineral eksikliklerini giderecek doğru adımları atmanın son derece önemli olduğunu dile getiriyor.
YAŞAM TARZI ÇOK ÖNEMLİ
Kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, şişmanlık, diyabet gibi hastalıkları ve kanserleri içine alan hastalıklara, ‘multifaktöriyel hastalıklar’ adı veriliyor ve genetik riskler bulunsa da çevre faktörleri ile yaşam tarzının çok daha önemli görüldüğü belirtiliyor. Ailesinde ve birinci derece akrabalarında 50 yaşın altında kanser ve beyin damar anevrizmasına sık rastlananlarda; kalınbağırsak, meme, kan kanseri, beyin ve akciğer kanseriyle ilgili kişiye özel genetik testler gerekebiliyor. Hipertansiyon 18 yaş üzeri nüfusun yüzde 32’sini ilgilendiriyor ve her 4 ölümden 1’inde etkisi bulunuyor.
ERKEKLER DAHA ÇOK HASTALANIYOR
Yapılan araştırmalar genel olarak erkeklerin daha çok hastalandıklarını gösteriyor. Araştırmalar, damar sertliğinin erkeklere göre kadınlarda daha geç başladığına ve daha yavaş ilerlediğine işaret ediyor. Menopoz sonrasına kadar kadınlar kalp krizine karşı göreceli olarak korunuyor. Yine de bu durumdan “Kadınlar menopoz öncesi kalp krizi geçirmez’” gibi bir sonuca varmamak gerekiyor. Sigara içen, risk faktörleri bulunan, özellikle şişman ve diyabetik kadınların hormonlarının sağladığı korumaya güvenmemeleri öneriliyor. Kadınların ortalama ömür açısından da erkeklerden daha şanslı oldukları belirtiliyor. Bu avantajın bir asır önce 2 yıl iken günümüzde 5-7 yıl civarında olduğuna dikkat çekiliyor.
KADIN MÜCADELEDE DAHA BAŞARILI
Dr. Özgür Şamilgil kadınların hastalıklarla mücadele ve sonuç almada daha başarılı olduklarını söylüyor ve bunun nedenlerini şöyle sıralıyor:
Biyolojik faktörler-genetik:
Erkekteki tek farklı kromozom olan Y kromozo mu X’ten daha küçük ve az gen taşıyor. Kadınlık hormonu kalp-damar hastalığına karşı koruyucu olsada, üreme konusunda kadınların kısmen şanssız olduğu belirtiliyor.
Gebelik ve doğum riskli bulunurken, jinekolojik kanserlerin prostat kanserine göre daha öldürücü olduğuna dikkat çekiliyor. Kadınlar da HDL yani iyi kolesterol daha yüksekken, obezite durumunda yağlar belden çok kalçada biriktiği için daha azrisk oluşturuyor.
Sosyal faktörler-iş stresi:
Erkekler iş hayatında daha fazla ve stresli zaman geçiriyor. Kadınların sosyal ağlarda daha çok varoldukları ve yardım kuruluşlarına daha çok destek verdikleri görülüyor.
Davranışsal faktörler:
Erkeklerin günlük yaşamlarında daha fazla risk alıp daha çok fiziki travmaya maruz kaldıkları belirtiliyor. Bu cinste, şiddet yanlısı davranışlara ve sinirlerine hâkim olamama durumuna da daha fazla rastlanıyor. Erkeklerin sigara bırakabilme oranlarının kadınlara göre daha düşük olduğu belirtiliyor. Bunun yanında erkekler de alkol ve madde bağımlılığına yakalanma oranı da daha yüksek bulunuyor. Diyet konusunda da erkeklerin çok iyi olmadıkları, daha fazlakırmızı et ve patates tüketip daha az sebze ve meyve tercih ettikleri belirtiliyor. Egzersiz eksik iğinin de dikkat çeken noktalardan biri olduğu belirtiliyor. Erkekler işten geldikten sonra genelde dinlenmeyi tercih ederken, kadınlar genellikle ev işleriyle ilgilenerek veya alışveriş yaparak daha hareketli bir yaşam sürüyor. Tüm bunların yanında, erkeklerin tıbbi bakım ve tıbbi takip konusunda çok daha isteksiz ve uyumsuz olmalarıda hastalıklarla mücadelede kadınların gerisinde kalmalarına neden oluyor. BİTTİ
İlaçsız yaşam mümkün mü?
İlaçsız yaşam mümkün mü? Erkekler neden daha çok hastalanıyor? Kadınların sağlık sorunlarıyla mücadelede daha başarılı olmalarının nedeni ne? Hangi hastalıkların genetik riski daha yüksek? Kadınlar hangi nedenlerle erkeklerden uzun yaşıyor? İşte bilimsel gerçekler ve çarpıcı bilgiler...
DR. Özgür Şamilgil, 2011 yılında antibiyotik kullanımının 8 milyon kutuya çıkarak yüzde 3.21 oranında arttığını söylüyor. Avrupa Birliği istatistikleriyle karşılaştırıldığında gereksiz antibiyotik ve ağrı kesici kullanımının fazlalığına dikkat çeken Dr. Şamilgil, “Çok gerekmedikçe ilaçsız sağlıklı yaşam mümkün” diyor. Harvard’da yapılan çok güncel bir araştırmada; egzersizin, prediyabet (diyabet öncesi dönem), kalp-damar hastalığı, kalp yetersizliği ve inmeye bağlı ölümleri azaltmada ilaç tedavilerine eşdeğer hatta inmede daha etkin, kalp yetersizliğine bağlı ölümleri engellemde ise idrar söktürücülere göre biraz daha az etkin bulunduğu bildiriliyor.
Bu yanlışlardan uzak durun!
Şekerli, unlu, işlenmiş, katkılı hazır gıdalar tüketmeyin.
Şekerli meşrubatlardan uzak durun.
Sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş etleri yemeyin.
Badem, ceviz, fındık yerine cips gibi aburcuburlar yemeyin.
Etleri yüksek ısıda, kömür ateşi ve dumanında pişirmeyin.
35 YAŞ ÜSTÜ
35 yaş üstü insalarımızın yarısında kan basıncı sorunu var
Doğal gıdalar (katkısız, çiğ veya az pişmiş, serbest yemlenen hayvanların et ve yan ürünleri, organik tarım ürünleri) tüketin.
B kompleks vitaminleri, mineraller (selenyum, magnezyum, vb) anti oksidanlar (flavonoidler, beta-karoten, C vitamini) içeren besinler, çiğ veya az pişmiş tüketilmesine dikkat edilirse koruyucu özelliklerini yitirmezler. Tablet olarak tüketilmelerinin aynı etkiyi yapmadığı bilindiği için bol taze sebze, kabuklu kuruyemişler ve şekeri az meyveler yiyin.
Sağlıklı güneşlenin ve kış mevsiminde de D vitamini takviyesi (D vitamini sadece kemik değil bağışıklık sistemi sağlığımız ve hormonlarımız için de vazgeçilmezdir) alın.
Egzersiz en güçlü damar genişletici olduğu ve anti oksidan olan nitrik oksidin damar duvarındaki hücrelerce üretimini artırdığı için sadece koşmak yerine kas kitlesini esneten ve kaslara hafif yük bindiren tarzda (ani hızlanma ve yavaşlama tekrarlarından oluşan) hareket edin.
Vitamin benzeri maddeler (koenzim Q10, karnitin, B12, vb) kı mızı et ve sakatat için de en yüksek düzeyde bulunur. Bunun için doğal beslenen keçi ve kuzuların ya da merada serbest gezinen sığır ve tavukların et ve yağlarını tüketin.
Kansere bağlı ölüm oranı 10 yılda yüzde 10 arttı
PURE adlı uluslararası çalışmada, Türkiye’de 35 yaş üstündeki insanların yarısının kan basıncı sorunu olduğu, yarısına yakınının kolesterolünün yüksek çıktığı, dörtte birinin sigara içtiği, her 6 kişiden 1’inde diyabet bulunduğu, her 8 kişiden sadece 1’inin normal kilolu olduğu belirtiliyor. Ölüm nedenlerinin başında yaklaşık yüzde 30 ile kalp-damar hastalıkları (ve inme) gelirken, ikinci sırada kanser var. Erkekler en çok akciğer ve prostat, kadınlar meme ve tiroit kanserine yakalanıyor. 2002’de yüzde 12 olan kansere bağlı ölüm oranının 2012’de yüzde 21’e ulaştığı belirtiliyor.
Sağlıksızlığa yol açan etkenler!
Hareketsiz yaşam, egzersiz eksikliği.
Sigara alışkanlığı. (Türkiye’de 15 yaş üstü 4 kişiden 1’i sigara içiyor, kadınların yüzde 13’ü, erkeklerin yüzde 41’i, genç ve orta yaş grubu erkeklerin ise yüzde 50’si.)
Şekerli, unlu, sağlıksız yağ, tuz ve yapay katkılı gıda tüketimi.
Sofranızda bu baharatlar bulunsun
Toz tarçın
Zerdeçal
Sarı kantaron
Biberiye
Kişniş
Hangi yaşta hangi sağlık kontrolü?
DR. Özgür Şamilgil, uzmanlar arasında, “Hangi yaşta hangi sağlık kontrolü?” sorusu konusunda kesin bir fikir birliği olmasa da genel uygulamanın aşağıdaki şekilde olduğunu söylüyor;
19-39 yaş:
Risk faktörlerine göre 1-3 yıl arayla kolesterol, şeker, tansiyon ve kilo takibi.
40-64 yaş:
Risk faktörlerine göre 1-2 yıl arayla kadınlarda mamografi, 50 yaştan itibaren kolonoskopi, erkeklerde prostat kontrolü.
65 üzeri:
60 yaştan itibaren yılda 1 kemik erimesi kontrolü.