Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Prof. Dr. Temel YILMAZ / GAZETE HABERTÜRK

Hayatımızın üçte biri uykuda geçiyor. 75 yaşında olan bir insanın yaşamının 25 yılını uykuda geçirdiği anlamında...

Kısa bir süre öncesine kadar bilim insanları, uyku süresinde vücutta neler olup bittiğinin tam farkında değildi. Bugün artık uykuda solunum bozukluklarının ne kadar yaygın görülen bir hastalık olduğu ve ne ölçüde ciddi sağlık sorunları gösterdiğinin yeni yeni, daha fazla bilincine varıyoruz.

UYKUDA SOLUNUM DURMASI NEDIR?

Her 100 kişiden 42’si gece uykuda horluyor, bu oran 60 yaş üstü erkeklerde % 60’a ulaşıyor. Horlama uykuda bölünme oluşturmuyorsa önemli sorun oluşturmuyor, ancak horlama solunum güçlüğü ve durmaları ile bölünüyorsa bu önemli bir sağlık sorunu demek.

“Uykuda solunum durması” ya da daha bilimsel bir deyimle “uyku apne sendromu”, uyku sırasında solunumun kısa süreli ataklar şeklinde durması anlamına gelir. Gece onlarca kez tekrarlayan bu ataklar ve uykuda nefessiz kalma, beyne giden kanın oksijenlenmesinin bozulmasına neden oluyor, genel vücut oksijeninin düzeyi düşüyor.

Dokulardaki oksijenlenmenin bozulması, ani solunum durması ve ani ölüm gibi çok ciddi neticelere gidebilen bir dizi sağlık sorununa neden olabilir. Ama daha önemlisi aşırı kilo alma ve kalp hastalığının en yaygın hazırlayıcı nedeni.

 

KiMLER DAHA RiSKLi?

Uykuda solunum durması en çok iki grup insanda fazla görülür.

İlk grup; aşırı kilolu kişiler. Bu kişilerde obeziteye bağlı solunum yollarına baskı, yumuşak damakta gevşeme ve uykuda soluk borusunun supap gibi kapanması nedeniyle nefessiz kalma olabilir.

İkinci grup ise; hava yollarında burun eğriliği gibi anatomik nedenlerle ya da kronik tekrarlayan alerjik üst solunum yolları enfeksiyonları nedeniyle daralma olan kişilerdir.

Bunların dışında sigaraya bağlı kronik akciğer hastalığı (KOAH),bademciklerin çok büyük olması, küçük dilin aşırı sarkması, nefes yollarındaki diğer anatomik bozukluklardan sayılabilir.

 

KENDİNİZİ TEST EDİN

- Sabah aşırı yorgun ve uykunuzu tam alamamış olarak uyanıyor musunuz?

- Aşırı horlama var mı?

- Horlama sırasında sık sık soluk alıp vermelerin durduğu ve nefesinizin bir süre kesildiği söylendi mi?

- Gece sık sık uyanıyor ve idrar yapma ihtiyacınız oluyor mu?

- Günlük yemeklerden sonra, akşamüstleri aşırı uyku bastırıyor mu?

- Trafikte araç kullanırken uyukladığınız oldu mu?

- Geceleri uykuda terler misiniz?

- Sürekli kilo alıyor ve kilo veremiyor musunuz?

- Özellikle gece ya da sabahları tansiyonunuz yükseliyor mu?

- Gündüzleri sürekli yorgun ve sinirli misiniz?

Bu soruların herhangi birinin cevabı “Evet”se mutlaka uyku apne sendromu yönünden kendinizi kontrol ettirmelisiniz, çünkü büyük ihtimalle uykuda solunum durmaları yaşıyorsunuz. Doku oksijenlenmesinde bozukluk var ve beyin fonksiyonları olumsuz etkileniyor.

NE YAPMALI?

- Uyku apne sendromunda kilo fazla ise en etkin tedavi zayıflamaktır. Kilo verin.

- Burun ya da üst hava yollarında solunumu tıkayıcı bir probleminiz (burun eğriliği vb.) engel olan varsa KBB uzmanından yardım alın.

- Alerjik ya da iltihabi bir üst solunum yolları enfeksiyonu, sinüzit gibi sağlık sorununuz varsa mutlaka tedavi ettirin.

- En etkili tedavi yöntemlerinden birisi CPAP denilen, uykuda sürekli pozitif hava basıncı vererek hava yollarının tıkanmasını engelleyen yöntem. Bu konuda bir uzmandan yardım alınız.

 

OLAĞANÜSTÜ DURUMLARDA DİYABET YÖNETİMİ

Ülkemizde tarihe tanıklık yapacağımız, kuşaklar boyu anlatılacak önemli bir süreç geçiriyoruz. İnanıyorum ki yaşamı pahasına demokrasiyi savunan, darbeye direnen Türk halkının yaptığı kahramanlık ve zafer dünya demokrasi tarihinde çok önemli bir dönüm noktası olarak anılacak. Bu ülke için mücadele veren herkesi saygıyla anıyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Çok zor ve olağanüstü bir dönem geçirdik ve bu dönemden en çok etkilenen hastalar oldu. Özellikle diyabetlilerde ağır stres ortamı, aşırı heyecan, “adrenalin kortizol” adlı hormonların yapımını artırır. Stres hormonları adı da verdiğimiz bu hormonlar kan şekerini yükseltir. Yapılan çalışmalar yoğun stres anında kan şekerinin 40-60 mg/dl yükseldiğini, bu değerlerin bir krize neden olabileceğini gösteriyor. Bu nedenle diyabetli hastalarda psikolojik bir stres ortamı oluşturan süreçte diyabet yönetimi çok önemli. Diyabetlilerin daha sık kan şeker ölçümü yapması, yüksekse ilaçlarının ya da ensülin dozlarının yeniden ayarlanması gerekebilir.

Diyabetlilerin beslenme programı ve ilaçlarını kesinlikle atlamaması gerekir. Acil durumlarda hemen bir doktora ve hastaneye başvurulmalı. Ama en önemlisi diyabetlilerin travma ve gerginlik oluşturacak haber, dedikodu, söylenti gibi panik atak oluşturacak durumlardan izole edilmesi ve uzaklaşmasıdır.

Özetle daha sıkı kontrol, daha düzenli ilaç ve stresten uzak bir yaşam bu sürecin travmasız geçirilmesi için çok önemli.

NASIL TEŞHİS KONULUR?

Uykuda solunum durması, “uyku testi” adı verilen özel bir yöntemle saptanır. Özel donanımlı uyku merkezlerinde bir gece boyunca başa takılan özel elektrotlarla kişiler takibe alınır ve solunum kalitesi izlenir.

Uykuda solunum durma atakları 10 saniyeden 1-2 dakikaya kadar uzayabilir. Uykuda hafif ya da ciddi atakların sayısı 15-20’den 200’e kadar çıkabilir. Saatte 5-10 kez solunum düzensizliği hafif, 15-30 arası orta, saatte 30’un üzerinde 15-20 saniye süren solunum durmaları bu hastalığın ciddi olduğunu gösterir. Hastalar genellikle her solunum durmasının ardından 5-10 saniye uyanır, solunumu aktifleşir, bu nedenle bu kişiler farkında olmadan gece boyunca onlarca kez uyanır, gündüz aşırı yorgun ve halsiz olur.

Gün boyunca gergin, mutsuz ve sinirli bir psikolojiye girerler, trafikte uyku nedenleri içinde ilk sırada “uyku apne sendromu” yer alır. Oksijen oranı çok düşerse ritim bozukluklarına ve kalp durmalarına neden olur.

Ama en önemli bulgulardan biri “reflü” dediğimiz sabah mide ve yemek borusunda yanma duygusudur. Hasta her solunum durmasında yeniden nefes almak için güç sarf ettiği için özellikle dolu mideyle uyuyanlarda ya da mide sfinkteri zayıflamış kişilerde ve yaşlılarda midedeki gıdalar, mide asidiyle yemek borusuna geçip tahriş edebilir hatta ses tellerine kadar çıkıp ses kısıklığına neden olabilir.