• Türk futboluna siyasi müdahale var mı?

> Dibine kadar var. Her zaman vardı, şimdi de var.

• Siyaset futbol dizaynına soyunuyor mu?

> Bu da soru mu, tabii ki.. Geçmişten günümüze..

• Peki siyaset futbola neden karışıyor?

> Aslında karışmak istemiyordu ama futbol ısrarla siyasetin kucağına oturduğundan artık ikisi arasında organik bir ilişki var.

TFF Başkanı nasıl seçiliyor?

> Seçilmiyor, atanıyor. Bugüne kadar sadece bir kez gerçek seçim oldu Haluk Ulusoy ve Ayhan Bermek arasındaydı. Geri kalan her ama her TFF başkanı atanmıştır. Haluk Ulusoy ilk döneminde Spor Bakanı yerine vekaleten bakan Tarım Bakanı tarafından atanmıştır.

• Atanmış TFF Başkanı, yönetim kurulunu nasıl oluşturur?

> Siyaset liste sunar. İl başkanları bile isim verir. Ayrıca 4 büyüklerden en az birer temsilci kesin vardır. Ardından yüksek bürokrasinin sunduğu isimler gelir. Eski atanmış başkanların bir iki kontenjanı olur. Hala yer kaldıysa başkan bir iki ismi listeye ekleyebilir.

• Atanmış başkan ve oluşturulmuş yönetim kurulu, kendi kurullarını nasıl seçer?

> İlk kez burada siyasi etki futbol dünyası etkisinden az olur. Yine de yüksek yargıdan bir iki isim gelir. Siyasetten de elbette. Öte yandan burada ağırlık en az 60'a 40 kulüpler lehinedir.

• Atanmış TFF başkanı, oluşturulmuş yönetim kurulu ve yine önerilmiş isimlerden oluşan kurullar nasıl çalışır?

> Her kesim kendini kollar. Kimse kimseye güvenmez. Kimse bir başka kuruma kefil olmaz işini çözmez. Bu esnada en kuvvetli isimler genelde yüksek düzey profesyoneller olur. Biraz tecrübeli bir profesyonel, kendince güçlü gördüğü yönetim kurulu üyesi ile kendi krallığını oluşturur. Daha güçlü yönetim kurulu üyeleri ise bir süre sonra at oynatmaya çalışır. Herkes birbirinin arkasından konuştuğu ve kendi bağlı bulunduğu klana (Kulüp - bürokrasi - bakanlık) ispiyonculuk yaptığından aslen hiçbir yönetim kurulu üyesi amiyane tabirle 'fazla zıplayamaz' bir ya da iki hamlesinden sonra ipliği pazara çıkar. Dolayısıyla bir süre sonra kadük kalırlar.

Kurullar ise kendi klanlarını kurarlar. Bir sonraki ya da iki sonraki kurullarda olabilmek için 'sağlam' isimlere yanaşırlar. Vedat'a delil olmadan ceza vermek isteyen hukukçu gibi.. Dolayısıyla kimse gerçekten iş yapmaz, yapmak isteyen de duvara toslar.

• Atanmış TFF Başkanı kulüplerden neden korkar?

> Aslında en çok kendisini atayanlardan korkar. Ama kulüplerden de korkması şundandır. TFF delege sistemi büyük kulüpler lehinedir. İsterlerse yönetimi devirirler. Ama şu ana değin görülmemiştir çünkü bir kulüp grubunun yıkmak istediği TFF, muhakkak bir başka grubun desteğini alır. Dolayısıyla "delegasyon sistemi" aslen hiçbir zaman hayata geçmeyecek bir tehdit unsurudur.

• Pekiii MHK nasıl seçilir?

> İşte futbol dünyasının ateşi burasıdır. En kuvvetli TFF yönetim kurulu üyeleri bile hakem camiasına karışmaktan çekinir. Burası o kadar kompleks, o kadar çetrefilli bir yapıdır ki çok iyi bilemeyen içerisinde kaybolur. MHK genelde en kuvvetli siyasi erk kimse (bakanlık-başkanlık-bürokrasi) onun ve yine en etkin lobici takımların teveccühünü almak zorundadır. Şu an MHK başkanı olmak isteyecek en az 7-8 eski hakem var ve hepsi mevcut MHK'yı eleştirir. O seçilirse diğerleri onu.. Asla ve kat'a düzelmeyecek tek bir yer varsa o da hakemlik camiasıdır. Herkes birbirinin kuyusunu kazar. Kurulda sürekli köstebek olur. Bazı hakemler bazı kulüplerin özel hakemidir. Cüneyt Çakır kuvvetli bir klandır mesela. Karşıtları da başka bir klan. Bunların etkisi altındaki gözlemciler de notları onlara göre verir. Gayya kuyusu olan MHK her zaman ama her zaman TFF'lerin en zayıf karnıdır ve genelde ömürleri 1.5 yıldır..

• Peki bu düzen değişir mi?

> Değişemez. Çünkü Türk futbolunun ekonomik bağı değişemez. Çünkü Türk futbolunun ekonomik bağımsızlığı yok. Ekonomik bağımsızlığı olmayan kurumlar özgür ve özerk olamaz. Dolayısıyla düzen değişmez.

☆☆

Yukarıda saydıklarım Türk futbolunun hali pür mealidir. Bu camiada beni en sevmeyen insanlar dahi bu yazıdakilere aynen katılır. "Peki Serdar Çelikler senin önerin ne?" derseniz benim önerim belli. Tamamen ve tamamen bağımsız biri olan benim gibi işi sadece futbol olan birini başkan seçin. Ama olmaz nasılsa. O zaman gerçekçi ve cidden işe yarayacak tek bir kısa vade çözüm var:

Yabancı hakemlere maç yönettirmek. Türk hakemliği bitmiş, iflas etmiştir. Türk hakemlerinin hemen hemen hepsinin hakemliklerinin bitirilmesi gerek. Yepyeni bir nesil yetiştirmek gerek. Bu yetiştirme döneminde de maçları yabancı hakemlere yönettirmek gerek. Bu, güven ortamı tamamen bitmiş, artık sosyal ve siyasal sorun haline gelen yönetilemeyen futbolumuz için kısa vade tek çözümdür.

Fenerbahçe-Galatasaray derbisini muhtemelen Halil Umut Meler yönetecek. İddiaya girerim her iki takımdan da dayak yiyecek. Gelin etmeyin eylemeyin bu maça özel yabancı hakem getirin.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri